Yavuz Bülent Bakiler’in Anadolu Gerçeği Şiirinin Tahlili

02.12.2015 tarihinde ŞİİR TAHLİLLERİ kategorisine eklenmiş, Kişi Okumuş ve 0 Yorum Yapılmış.

Anadolu Gerçeği

Yalın ayaklarınla koştun mu tarla tarla   a                 – arla  zengin kafiye

Duydun mu çıplak toprağın, çıplak insanın yasını b  – ını  redif,   -as  tam kafiye

Ağlayan kadınlarla, ihtiyarlarla  a                                 – arla  zengin kafiye

Yaşadın mı bir yağmur duasını  b                                    – ını  redif,   -as  tam kafiye

Bozbulanık ırmaklarda çimdin mi c

Kulak verdin mi yürekten kavala, saza d         -a redif,   az  tam kafiye

Bir ipek seccade üstünde gibi, huzurla e            -a yarım kafiye

Durdun mu toprakta namaza ? d                       a redif,   az  tam kafiye

 

Bilir misin köylerde akşam olunca e                 -a yarım kafiye

Çekilir el ayak ortalıktan… f

Bir hüzünlü ay doğar karanlığa sapsarı. g           -arı zengin kafiye

Başlar bir ağıt gibi sulardan, kapılardan f        – an tam kafiye

Kurbağa feryatları, köpek ulumaları… g                 -arı zengin kafiye

 

Geceleri süt kokan, gübre kokan evleri                    -arı zengin kafiye

Topraktır hep damları, duvarı kerpiç… h             – iç tam kafiye

Seferberlik yıllarını dinlerken ürpererek ı

Tandır başlarında uyudun mu hiç? h                     – iç tam kafiye

 

Kış günleri trenlerle geçtin mi uzak köylerden f

Gördün mü dehşetini, tipinin karın…

Çektin mi hiç acısını istasyonlarda

Tandır ekmeği satan, yumurta satan

Yarı çıplak çocukların…

 

Kılığın kıyafetin sarmadı beni

Söylediğin türküler bizim türkümüz değil

Başka çeşmelerden doldurmuşsun tasını

Yüreğinde nakış yok, acı yok bizden

Bulutlar rahmetini kesmeden yavaş yavaş

İnsanlar selâmını esirgemeden

Savuş git içimizden…Kılığın kıyafetin sarmadı beni

Söylediğin türküler bizim türkümüz değil

Başka çeşmelerden doldurmuşsun tasını

Yüreğinde nakış yok, acı yok bizden

Bulutlar rahmetini kesmeden yavaş yavaş

İnsanlar selâmını esirgemeden

Savuş git içimizden…

 

  1. ŞEKİL İNCELEMESİ

Nazım Birimi: Belli bir nazım birimi yok.  Mısra üzerine kurulu.

Nazım şekli: Serbest nazım. ( Belli bir ölçü kafiye ve nazım birimi yok.)

Ölçüsü: Belli bir ölçü yok

Kafiye düzeni: şiir abab cdede ,…Karmaşık bir kafiye düzeni var. Belli bir ritimde dizilmemiş.  İlk bölümde çapraz kafiye  sistemi kullanılmış.

Kafiyeleri: Şiirin üstünde bir bölümü var.

Konu: Anadolu ve Anadolu insanı

Tema: “Anadolu insanı” ve  “öz değerlerden  uzaklaşma”  şeklinde iki ayrı bakış var.

Dil ve anlatım: Açık, anlaşılır bir dil kullanmış. Yabancı kelime ve kavram yok. Şiirde anlam bir mısrada bitmemiş diğer mısralara da taşmış. Akıcı bir üslup var. Şiirde bol bol semboller kullanılarak şiirin anlamı daha da zenginleştirilmiş.  Şiirde bol bol karşıt düşünceler verilerek karşılaştırma yapılmış.

Ses ve ritim: Ses tekrarlarından yararlanılarak bir ahenk oluşturulmuş. Asonans ve aliterasyonlara bolca yer verilmiş.

“a” sesi ve “k” sesi ritimde etkili olmuş. Sözcük başlarında ve sonlarında “k” sesi şiire ayrı bir ritim kazandırmış.

ANLAM AÇIKLAMASI

Şiirde bol bol imgelere yer verilmiş.

Anadolu, çıplak , toprak, bozbulanık ırmaklar, saz, kaval, kerpiç duvar, ipek, seccade, yağmur duası, namaz, tandır, kar, tren, dam, çimmek, nakış, yalın ayak, ağlayan kadın, ihtiyarlar, kılık-kıyafet, türkü, çeşme, tas, acı nefesler,

– Akşam, gece, kış mevsimi, yalın, çıplaklık, ağlamak, bozbulanıklık, tipi ve karın dehşeti, gübre kokan evler, kurbağa, köpek

Şiirlere duygu yönüyle Anadolu’nun temel harcını oluşturan unsurların ve  Anadolu halkının ihmal edilmişliğine duyulan üzüntü ile bunu hissetmeyen sözde aydınlara olan tepki iç içe işlenmiştir.

Şiirde  karşıt imge ve simgelerden yararlanılmıştır.

Anadolu tek başına saflığı, temizliği, millîliği temsil eder.

“Anadolu Gerçeği”nde “Millî ve yerli olanla milliyetsiz ve yabancılaşmış arasındaki düşünce ve yaşama biçimi farkları üzerine oturtulmuştur.” Anadolu’nun kültürünün özünü oluşturan unsurlar imgesel kullanılmıştır.

Anadolu’nun güzellikleri, millî ve manevi değerleri, Anadolu’nun ihmal edilmişliği, Türk aydınının, sanatçısının  kendi halkına yabancılaşması bu şiirlerde anlatılır. Yavuz Bülent Bakiler, Anadolu

Gerçeği şiirinde âdeta bir sevdayı dile getirir. Türk aydınının, değerlerinin farkına varamamasından sitem eder. O, milletimize ait ne varsa hepsine sahip çıkar.

“Yalın ayaklarınla koştun mu tarla tarla

Duydun mu çıplak toprağın, çıplak insanın yasını

Ağlayan kadınlarla, ihtiyarlarla

Yaşadın mı bir yağmur duasını”

 

Bu kısımda şair, yalın, çıplak toprak ve insan sözleriyle Anadolu insanının yoksulluğunu, zorlu tabiat şartlarıyla mücadelesini ve çaresizliğini dile getirir. Buna karşın, millî ve manevi değerlerine yabancılaşmış kişiler helalin ve emeğin değerini bilememektedir. “Anadolu’nun sosyoekonomik durumu ve bunun sonucu olan fiziki görünümü tüm açıklığıyla ortaya konur Bakiler’in şiirlerinde”

Bozbulanık ırmaklarda çimdin mi

Kulak verdin mi yürekten kavala, saza

Bir ipek seccade üstünde gibi, huzurla

Durdun mu toprakta namaza?

Anadolu Türk’ünün ırmakları da berrak değil, bozbulanıktır. Hemen her  konuda ihmal edilmiş olan Anadolu köylüsünün suyu da gönlünce akmamaktadır.  Bu kısımda, halkın inanç yapısı da vurgulanmıştır. Mehmet Kaplan, Bakiler’in Anadolu’ya yaklaşımını toplumsal gerçekçilere benzetirken, onlardan farklı yönünün “şiirlerindeki manevi değerler” olduğunu belirtir. Şair, Anadolu halkının Müslüman-Türk özelliğini ifade ediyor.

 

Bilir misin köylerde akşam olunca

Çekilir el ayak ortalıktan…

Bir hüzünlü ay doğar karanlığa sapsarı.

Başlar bir ağıt gibi sulardan, kapılardan

Kurbağa feryatları, köpek ulumaları…

Anadolu köylüsü, akşam olduğunda, tarlasında çalışmaktan yorgun bir şekilde evine döner. Onun sınırlı bir hayatı vardır ve onun dışına çıkamaz. Oysa, çalışmayı sevmeyen, köylüyü sömüren burjuva insanı eğlenceli hayatına devam eder.

Kış günleri trenlerle geçtin mi uzak köylerden

Gördün mü dehşetini, tipinin karın…

Çektin mi hiç acısını istasyonlarda

Tandır ekmeği satan, yumurta satan

Yarı çıplak çocukların…

Anadolu köylüsü, ilkel şartlarda, tabiatla mücadele ederek hayatını sürdürmeye  çalışmaktadır. Milletine yabancılaşmış, onu sürekli sömüren insanlar ise rahat  şartlarda yaşamaktadırlar

Kılığın kıyafetin sarmadı beni

Söylediğin türküler bizim türkümüz değil

Başka çeşmelerden doldurmuşsun tasını

Yüreğinde nakış yok, acı yok bizden

Bulutlar rahmetini kesmeden yavaş yavaş

İnsanlar selâmını esirgemeden

Savuş git içimizden…

Batıcı, asıl kimliğinden uzak, Türk-İslam değerlerine yabancı kişilerin kılık kıyafeti de zihniyeti gibi dejeneredir. Bu kişi, başka kaynaklardan beslenmeyi marifet sayar. Millî ve manevi değerlerden uzaklaşma bir bakıma lanetlenmeyi de getirecektir. Çünkü ondan artık bulut da umudunu kesip yağmurunu esirgeyecektir.

Bakiler, bu kısımda, Anadolu gerçeğini tanımayan veya yanlış anlayanlara mesaj verir.

YAZAR  HAKKINDA BİLGİ

Yavuz Bülent Bâkiler (d. 1936, Sivas) yazarlığın yanında gazetecilik, yöneticilik ve avukatlık da yaptı.  İlk ve orta öğrenimini Sivas’ta tamamladı. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun oldu. Bir ara Ankara Televizyonu ve Ankara Radyosu’nda çalıştı. Kültür Bakanlığı müsteşar yardımcısı olarak görevlendirildi. Hisar dergisi şairleri arasında yer aldı. Halen Türkiye Gazetesinde köşe yazıları yazmaktadır.

Aslen Azerbaycan göçmeni ailenin çocuğu olan Yavuz Bülent Bâkiler Sivas doğumludur .
Eserleri
Şiir kitapları
    Yalnızlık, (1962)
    Duvak, (1971)
    Seninle, (1986)
    Harman, (2000)
    Bir Gün Baksam Ki Gelmişsin
Gezi notları
    Üsküp’ten Kosova’ya
    Türkistan Türkistan
İncelemeleri:
    Şiirimizde Ana
    Sivas’a Şiir
    Âşık Veysel
    Elçibey
    Mehmet Akif’te Çağdaş Türkiye İdeali
    Sözün Doğrusu 1-2
    Sevgi Mektupları
    Gidenlerin Ardından
    Arif Nihat Asya İhtişamı
Yazar Hakkında

Yazar : admin

Yazar Hakkında :

Yazarın Tüm Yazıları İçin Tıklayınız

Yorumlar
İsminiz
E-Posta Adresiniz
Yorumunuz

This blog is kept spam free by WP-SpamFree.

Yorum onaylama sistemi etkin; yorumunuzun yayınlanması biraz zaman alabilir.

  • Meta