Öğretici Metin Türlerini İnceleme

21.05.2015 tarihinde 9. Sınıf Türk Edebiyatı Konu Anlatımı kategorisine eklenmiş, Kişi Okumuş ve 0 Yorum Yapılmış.

Öğretici Metin Türleri
1. Tarihi Metinler
Tarihi metinler, konusunu tarihteki olaylardan alır.
Konu tarih olduğundan nesnel davranılmalıdır, aksi taktirde tarihi yanıltmış oluruz.
Bu metinlerde dil ve anlatım, ciddi ve ağırbaşlıdır.
Dil, göndergesel işlevdedir.
Osmanlılarda tarih yazıcılığı başlı başına bir uğraştı ve sarayda “vakanivüst” denen tarihçiler olayları tarih düşerdi.
Özellikle Peçevi, Naima gibi tarihçiler, bugünkü tarihçilere örnek olmuştur.

a. Makale
Konu sınırlaması olmayan, uzmanlık gerektiren yazı türüne makale denir.
Makalenin Özellikleri
1. Batı etkisinde gelişen bir türdür.
2. İlk örneğini Tanzimat Sanatçısı Şinasi, Tercümanı Ahval gazetesinde Mukaddime olara vermiştir.
3. Öğretici olduğundan dil, göndergesel işlevdedir.
4. Bilimsel içerikli olduklarından makalelerde ciddi bir üslup vardır.
5. Yazar, söylediklerini kanıtlamak zorundadır.
6. Konu sınırlaması yoktur, her bilim dalıyla ilgili makaleler vardır.
7. Yazmak için uzmanlık gerektirir, ancak alanında uzman kişiler yazar.
8. Gazetelerde yazılan makaleler, günümüzde dergilerde ya da tek başına bir yayın olarak da çıkar.
9. Her metinde olduğu gibi makaleler de giriş, gelişme, sonuç bölümünden oluşur.

b. Deneme
Kalem tecrübesi olarak adlandırılan, her konuda içten geldiği gibi yazılan türdür.
Denemenin özellikleri
1. Batı edebiyatı kaynaklıdır.
2. Düşünce yazılarıdır, bu nedenle açık ve anlaşılır bir dile sahiptir.
3. Yazarın kendisiyle konuşuyormuş gibi bir üslupta kaleme aldığı denemelerde içten, yalın bir dil vardır.
4. Denemelerde konu sınırlaması yoktur.
5. Uzmanlık gerektirmeyen yazılardır.
6. Yazar, söylediklerini kanıtlamak zorunda değildir.
7. Makalelerden farklı olarak yazar öznel davranır, kendi görüşlerini okurla paylaşır.
8. Dünya edebiyatında Montaigne bu türün kurucusu olarak bilinir, İngiliz Bacon da deneme türünün önemli bir ismidir.
9. Türk edebiyatında bu tür, Nurullah Ataç’la özdeşleşmiş, Suut Kemal, Salah Birsel gibi denemecilerimiz de bu türde başarılı yapıtlar kaleme almışlardır.

Deneme ve Makalenin Benzerlikleri
1. Her ikisi de Batı edebiyatı kaynaklıdır.
2. Düşünce yazılarıdır.
3. Dil, göndergesel işlevdedir.
4. Her ikisi de giriş, gelişme, sonuç bölümünden oluşur.
5. Anlatımlarında söz oyunlarından, mecazlı anlatımdan kaçılır.
6. Konu sınırlaması yoktur, her konuda yazılabilir.

Farklılıkları
1. Denemeler daha içten yazılarken makalelerde ciddi bir üslup vardır.
2. Makalede yazar, söylediklerini kanıtlamak zorundadır.
3. Makaleler uzmanlık gerektiren yazılardır, herkes makale yazamaz.
4. Makalelerde öznellik yoktur, bilimsel yazılar oldukları için makalelerde kesin yargılar vardır.
5. Makalelerde terimlerin sıklığından kaynaklanan dilde bir ağırlık vardır.
6. Makale okuru olmak için o dalda bilgi birikimi gerekmektedir, oysa denemeleri herkes okuyabilir.

c. Sohbet (söyleşi)
Gazetecilikle ortaya çıkan bu tür, sıcak bir anlatımla yaşama dair her konunun anlatılmasıdır.
1. Yazarın karşısında bir başkası varmış gibi davranarak yazdığı türdür.
2. Gazete ve dergilerde yayımlanır.
3. Konu sınırlaması yoktur.
4. Yazarın içten ve yalın bir dili vardır.
5. Uzmanlık gerektirmeyen yazılardır.
6. Yazar, söylediklerini kanıtlamak zorunda değildir.
7. Ahmet Rasim, Nurullah Ataç, Şevket Rado bu türün başarılı isimleridir.
8. Bu türün denemeden farkı yazar, denemede kendisiyle konuşuyormuş gibi, sohbette karşısındakiyle konuşuyormuş gibi bir üslup takınır. Bir de denemeler ayrıca kitap halinde basılırken sohbet daha çok gazetede yayımlanmaktadır.

d. Fıkra
Gazetecilikle ortaya çıkan bu tür de bize Batı’dan gelmiştir.
Köşe yazılarına fıkra adı verilir.
Fıkranın Özellikleri
1. Gazetecilikle var olan bir türdür.
2. Günlük yazılır ve bunların yarına kalırlığı yoktur
3. Köşe yazıları olarak bilinir ve bir gazetenin kadrolu çalışanı olan gazetecilere ayrı ayrı sütunlar ayrılır ve herkes kendisine ayrılan bu yerde her gün yazar.
4. Günlük olaylar ve gelişmeler anlatılır, bu nedenle yazarın gündemi sıkı takip etmesi gerekir.
5. Bir gerçekten yola çıkılan fıkralarda yazar, o olayla ilgili kişisel düşüncelerine yer verir.
6. Bilimsel yazılar değildir, yazar söylediklerini kanıtlamaz; çünkü söyledikleri gerçek bir olaya getirdiği
bakış açısıdır.
7. Uzmanlık gerektirmez, bilgi ve kültürü yüksek kişilerce yazılır.
8. Bir plan dahilinde yazılır.
9. Fıkranın açık, anlaşılır bir üslubu vardır.

Fıkra ve makalenin Benzerlikleri:
1. Düşünce yazılarıdır.
2. Batı kaynaklıdır.
3. Gazetecilikle var olmuşlardır.
4. Konu sınırlaması yoktur
5. Her ikisi de bir plana göre yazılır.
6. Dillerinde açıklık ve anlaşılırlık vardır
7. Dil, göndergesel işlevdedir.
8. Öğretici metin türleridir.
9. Açıklama, tartışma gibi anlatım biçimiyle oluşurlar.

Fıkra ve makalenin farklılıkları
1. Makaleler uzmanlık gerektirir, fıkra yazarlığı genel kültür ve bilgi dağarcığı yüksek kişilerce yazılır.
2. Makalede yazar, söylediklerini kanıtlamak zorundadır.
3. Fıkralar günlük yazılırken makalelerde böyle bir zorunluluk yoktur.
4. Makalelerde terimler vardır, dilde ciddi bir üslup vardır; oysa fıkralarda açık, içten bir dil vardır.
5. Günlük olaylara duyarlı herkes fıkra okurken makaleleri herkes okuyamaz.
6. Makalede bilimsel bir bilgiyi paylaşmak amaçlanırken fıkralarda okura bir bakış açısı kazandırılmak
istenir.
7. Makaleler nesnel, fıkralar öznel anlatıma sahiptir.
8. Makaleler gazete dışında da yayımlanır.
9. Makalede kesin yargılar vardır.

e. Eleştiri
Tanzimat’la edebiyatımıza giren bu türün şiirde örneklerini Nef’i ve Seyrani’de görmekteyiz.
1. Bir sanat eserinin ya da sanatçının olumlu ve olumsuz yönlerini belirtmeye dayanır.
2. Eleştirilerde amaç, bir eserin sanatsal değerini belirtmek, okuyucu ya da dinleyiciye yol göstermektir.
3. Uzmanlık gerektiren yazılardır, eleştirmen denen kişilerce yazılır.
4. Bir eseri okuyanın ya da izleyenin o eserle ilgili yaptığı değerlendirmeler yorumdur.
5. Batı edebiyatından gelen bu türün ilk örneklerini Namık Kemal vermiştir.
6. Eleştirinin temelinde nesnellik vardır, yazar tarafsız biçimde eleştirisini kaleme almalıdır.

f. Röportaj
Gazetecilikle doğan bu türün merkezinde toplumsal bir sorunun yerinde görülmesi gerçeği yatar.

1. Herhangi bir olay, durum ya da toplumu İlgilendiren bir konuyu, sorunu gidip yerinde görmeye
dayanır.
2. Yazarın, toplumsal bir olay ya da sorunu hikaye kurgusuyla serim, düğüm, çözüm bölümüyle anlatması, sonuna da kendi fikirlerini eklemesiyle röportaj yazılır.
3. Hikayede olduğu gibi olay, durum, yer, kişiler, zaman gibi unsurlar vardır.
4. Yazar isterse fotoğraflarla yazısını destekleyebilir.
5. Yaşar Kemal bu türün en önemli ismi olarak bilinir. (Çukurova Yana Yana, Bu Diyar Baştan Başa)

Röportajla mülakatın farkı
1. Mülakat, öne çıkmış, herkes tarafından sevilen bir kişiyle görüşme demektir.
2. Yazar, anlatacağı olay ve durumun nerede gerçekleştiğini görmek için gezi yazarı gibi yollara düşer.
3. Yazar, gezi yazılarında olduğu gibi fotoğraflardan yaralanır.
4. Röportajda sorulara yanıt alınırken amaç, toplumsal bir olayı ve çözümünü halka duyurmaktır
5. Röportajda görüşülen kişilerin sayısı birden fazla olabilir.

Röportajla gezi yazısının karşılaştırılması
1. Röportaj da gezi yazısı gibi yerinde görmeye dayanır.
2. Önceden hazırlanan sorular görüşme yapılacak kişiye yöneltilir, o da sorulara sırasıyla yanıt verir.
3. Mülakat yapılacak kişiden randevu alınır, bu kişiye tarih önceden belirtilir.
4. Gezi yazarı gibi betimlemelere başvurur.
5. Gezi yazılarında olduğu gibi yazıların bir planı vardır.

5. Kişisel Hayatı Konu Alan Eserler
a. Hatıra
Eski edebiyatımızda örneklerine rastladığımız bu tür, yaşananların kalıcı hale getirilmesi isteğinden doğmuştur.
1. Anı olarak da bilinen bu türde bir kişinin başından geçenler anlatılır.
2. Anılar, olayların üzerinden uzun bir zaman geçtikten sonra kaleme alınır.
3. Anı yazarken doğrulardan uzaklaşılmamalıdır, aksi taktirde insanları yanlış bilgilendirmiş oluruz.
4. Anılar yaşanan döneme tanıklık eder, bu nedenle de tarihi belge değeri taşır.
5. Anılarda anlatılanlar, tarihi ve toplumsal yapıya ışık tutar.
6. Anılarda içten, sıcak bir anlatım dikkat çeker.
7. Anı türünün en başarılı ismi Falih Rıfkı Atay (Çankaya, Zeytindağı, Ateş ve Güneş) olarak bilinir, ama bu türde pek çok yazar, eser kaleme almıştır. Anı türünün ilk örneği Babür Şah’ın Babürnamesi’dir. Ama ilk edebi anı örneğini Ziya Paşa, Defteri Amal adlı eseriyle vermiştir.

b. Gezi Yazısı
1. Merak edilen yerleri ve kültürleri okura tanıtma amacıyla oluşan bir türdür.
2. Bu yazılarda amaç, okura bilmediği yerleri, kültürleri, tarihi güzellikleri anlatmaktır.
3. Gezi yazıları yerinde görmeye dayanan yazılardır.
4. Bu yazıların açık, anlaşılır bir anlatımı vardır.
5. Uzmanlık gerektirmeyen yazılardır.
6. Bu türün başlangıcı 17. yy’a Evliya Çelebi’ye dayanır.
7. Gezi yazıları Batı edebiyatından alınmayıp kendi edebiyat kültürümüzde var olan bir türdür.
8. Yazarın amacı, okura bir şeyler anlatmak olduğundan dilin göndergesel işlevinden yararlanılır ve bu yazılarda betimlemeye başvurulur.

c. Biyografi/ d-Otobiyografi
Toplumda öne çıkan kişilerin hayat hikayelerini anlatan bu yazıların eski edebiyatımızda örneği vardır.
Biyografi(yaşam öyküsü)
1. Toplumda sevilen, çalışmalarıyla taktir gören bir kişinin hayatının anlatıldığı yazılardır.
2. Dil açık ve anlaşılırdır.
3. Bir plan dahilinde ve kronolojik sırayla yazılır.
4. Kişinin yakın çevresinden, dostlarından da o kişiyle ilgili bilgi alınır.
5. Bu tür divan edebiyatında ‘tezkire’ olarak bilinir, türün ilk örneğini de Ali Şir Nevai Mecalis’ün Nefais adıyla vermiştir.
Otobiyografi(öz yaşam öyküsü)
1. İnsanın kendi hayatını kaleme aldığı türdür.
2. Biyografiye göre daha zor yazılır.
3. İnsanın kendisini anlatmanın zorluğundan kaynaklanan bir yazma zorluğu vardır.
4. Kişinin kendini anlatırken öznelliğe kaçması, olabilecek tehlikelerdendir.
5. Giriş, gelişme, sonuç bölümünden oluşur.

e. Mektup
Eski edebiyatta “name” adıyla anılır.
Temelde haberleşme amacıyla oluşan mektupların bugün farklı türlerinin olduğu dikkat çeker.
İçten ve yalın bir anlatımı vardır.
İlk örneğini Fuzuli, “Şikayetname” adıyla vermiştir.
Günümüzde özel, edebi, resmi ve açık mektup, iş mektubu olarak türlere ayrılmıştır.
Özel Mektup:
Kişilerin yakın dostlarına, akrabalarına gönderdikleri mektuplardır.
Samimi bir dille yazılırlar.
Edebi Mektup:
Sanatçıların birbirlerine gönderdikleri, klasik bir girişten sonra edebiyatla ilgili görüşlerini belirttikleri mektuplardır. (Cahit Sıtkı Ziya’ya Mektuplar, Nazım Hikmet Kemal Tahir’e Mahpushaneden
Mektuplar, Ahmet Hamdi, Edebi Mektuplar)
İş Mektubu:
Ticari kurum, kuruluşların işle ilgili yazışmalardır.
Resmi Mektup: Devlet kurumlarının kendi aralarında ya da kişilerle olan ciddi bir üslupla oluşturulan yazışmalardır.
Açık Mektup: Bir alıcısı olmayan, herkes için yazılan, basın yoluyla duyurulan mektuplardır.

f. Günlük
Bireyin, başından geçenleri günü gününe kaleme aldığı türdür.
Günlükler de anılar gibi yaşanan ana tanıklık eder ilerde tarihi belge değeri taşır.
Anılar, olayların üzerinden uzun bir zaman dilimi geçtikten sonra kaleme alınırken günlükler günü gününe yazılırlar.
Günlüklerde de içten, yalın bir anlatım vardır.
Edebiyatçılardan bazıları(Balzac Vadideki Zambak; Goethe Genç Verter’in Acıları; Halide Edip, Handan) romanlarınımektup biçiminde yazmışlardır.
Eski edebiyatta ‘ruzname’ olarak bilinen bu tür Batıdan alınmamıştır.
Aşağıdaki tabloda bazı eserler, bu eserlerin türleri ve yazarları gösterilmiştir.
Eser adı Türü
Seyahat Jurnali (Direktör Ali Bey)
Yirmi sekiz Çelebi Mehmet (Paris Seyahatnamesi)
Kuşları Örtünmek (Salah Birsel)
Günler (Cemal Süreya)
Günlük
Avrupa’da Bir Cevelan (Ahmet MithatmEfendi)
Hac Yolunda, Avrupa Mektupları (Cenap Şehabettin)
Frankfurt Seyahatnamesi (Ahmet Haşim)
Deniz Aşırı, Kaybolmuş Makedonya, Bizim Akdeniz, Tayms Kıyıları, Tuna Kıyıları (Falih Rıfkı Atay)
Gezi Yazısı
Ah Beyoğlu Vah Beyoğlu, Kediler, Yapıştırma Bıyık, Boğaziçi Şıngır Mıngır (Salah Birsel)
Günlerin Getirdiği, Okuruma Mektuplar, Sözden Söze (Nurullah Ataç)
Deneme
Kemal Tahir’e Mapushaneden Mektuplar (Nazım Hikmet)
Ziya’ya Mektuplar (Cahit Sıtkı Tarancı)
Edebi Mektuplar (Ahmet Hamdi Tanpınar)
Mektup
Türkün Ateşle İmtihanı, Mor Salkımlı Ev (Halide Edip Adıvar),
Kırk Yıl, Saray ve Ötesi (Halit Ziya Uşaklıgil)

 

3. Felsefi Metinler
Felsefe konularını ele alan metinlerdir.
Bu metinler, olay ağırlıklı olmayıp düşünceye dayanır.
Bu metinlerin temeli de Eski Yunan’a dayanır.
Felsefi metinlerde insanın, dünyanın yaratılışı, varlıkyokluk tartışması yer tutar.
Düşünce yazıları oldukları için amaç, estetik zevk yaratmak değil de okura bakış açısı kazandırmaktır.

4. Bilimsel Metinler
Bilimdeki ilerlemeleri ve değişiklikleri anlatan metinlerdir.
Gazete ve dergilerde yayımlanır ya da ayrıca basılabilir.
Bu tür metinlerde öznelliğe yer verilmez.
Bilimsel metinler hem yazan hem de okuyan için uzmanlık gerektirir.
Anlatımda ciddiyet vardır, içten ve mizaha dayalı anlatımdan uzaktır.
Yazarın, söylediklerini kanıtlaması gerekir.
Dilde terimlerin sıklığından kaynaklanan bir ağırlık vardır.
Konu sınırlaması yoktur.
Bilim insanı denen kişilerce yazılır.

Please follow and like us:
Yazar Hakkında

Yazar : admin

Yazar Hakkında :

Yazarın Tüm Yazıları İçin Tıklayınız

Yorumlar
İsminiz
E-Posta Adresiniz
Yorumunuz

This blog is kept spam free by WP-SpamFree.

Yorum onaylama sistemi etkin; yorumunuzun yayınlanması biraz zaman alabilir.

  • Meta

  • Enjoy this blog? Please spread the word :)