Olaya Dayalı Metinlerde Dil ve Anlatım

27.04.2015 tarihinde 9. Sınıf Türk Edebiyatı Konu Anlatımı kategorisine eklenmiş, Kişi Okumuş ve 0 Yorum Yapılmış.

Anlatmaya bağlı edebî metinleri incelemenin dördüncü aşamasında metnin dil ve anlatım özelliklerinin belirlenmesi vardır. Yani bu tür metinlerde yazar başka, anlatıcı başkadır. Anlatıcıyı var eden de yazardır. Yazar, olay örgüsünü, kişileri, mekânları vb. bazen metindeki baş kahramanlardan birinin, bazen olay örgüsünü gözlemlemekle yetinen yardımcı kişilerden birinin bakış açısına göre anlatır, bazen de tanrı gibi her şeyi bilen bir anlatıcı yaratır ve olayları, durumları, kişileri vb. onun penceresinden anlatır.

Bir duyguyu, bir düşünceyi, bir konuyu söz veya yazı ile bildirme, ifade etmeye anlatım denir.

Öykü, roman gibi yazılı gelenek içinde oluşturulan anlatmaya bağlı edebi metinlerde olay örgüsünü, kişileri, mekânları vb. yazarın belirlediği bakış açısının elverdiği genişliğe göre görüp okuyucuya anlatan hayalî kişiye anlatıcı denir.

Anlatma ve anlama insanların birbirleriyle iletişim kurmalarında vazgeçilmez unsurlardır. Bu iletişimin malzemesi ise dildir.

*       Edebî metinlerdeki dil, bilinen özellikleriyle kullanılmaz. Kaynağı doğal dildir fakat doğal dilden farkIı kullanılır. Edebî metinlerde kullanılan dil; yan anlamlarla, dönemin zevk ve anlayışına göre zenginleştirilerek kullanılır.

*      Edebî metinlerde an I atım, olay ve tema etrafında gelişir ve edebî metnin türüne göre farkIı özelikler taşır.

*      Anlatmaya bağlı edebî metinlerde, yazar, anlatma görevini kendisi yapmaz; bir anlatıcıya verir. Anlatıcı, yaşayan bir kişi değildir; olayları okura aktaran, anlatan kurmaca bir kişidir. Anlatıcı, bu açıdan anlatmaya bağIı edebî metinlerin ayrılmaz parçasıdır. “Olayı kim anlatıyor?” sorusu bizi anlatıcıya götürür. Okuyucu, eserdeki her şeyi anlatıcıdan öğrenir.

*     Anlatıcı, olayları okuyucuya aktarırken kendine özgü bir bakış açısı geliştirir. Anlatıcının durumuna bağlı olarak üç tip bakış açısı vardır:

Anlatmaya bağlı edebî metinlerde, anlatıcıların farklılığına göre üç bakış açısı oluşmuştur: ilahi (hâkim) anlatıcının bakış açısı, kahraman anlatıcının bakış açısı, gözlemci anlatıcının bakış açısı.

1. ilahi( hâkim) anlatıcının bakış açısı:

Bu bakış açısına sahip anlatıcı, kahramanların psikolojik  durumlarını, niyetlerini, birbirleriyle mücadelelerini,  yaptıkları ve yapacakları her şeyi bilir. Gerçek yaşamda bir kişi başka biriyle ilgili olarak aklından bir şeyler  geçirse ama bunu hiç kimseye söylemese hiç kimse bu olaydan, yani o kişinin başka biriyle ilgili olarak aklından  bir şeyler geçirdiğinden haberdar olamaz. Ama tanrısal (ilahi, hâkim) anlatıcının bakış açısının kullanıldığı metinlerde,  okuyucular, kahramanların akıllarından geçenleri bilirler. Çünkü metnin anlatıcısı, tanrı gibi her şeyi görür ve bilir, okuyucuya da bunları kendi bakış açısının genişliği içinde anlatır.

Örnek metin:

“Böylece masada sadece David ve Ella kaldı. Havada bir acayip gerilim… Karı koca arasındaki boşluk neredeyse elle tutulacak kadar yoğundu. Ve ikisi de gayet iyi biliyordu ki aslında mesele ne Jeannette idi ne de diğer çocukları. Mesele ikisiydi. Ateşi çoktan tavsayan evlilikleri!

David az evvel masaya bıraktığı çatalı eline aldı, ilginç bir şey bulmuş gibi evirip çevirmeye başladı.

— Yani şimdi senin bu dediklerinden sevdiğin adamla evlenmediğin sonucunu mu çıkarmalıyım?

— Hayır hayatım, tabii ki kastettiğim bu değildi.

“Ne kastettin o zaman?” diye sordu David, hâlâ çatala doğru konuşarak: “Oysa ben evlendiğimizde bana âşık olduğunu zannediyordum.” “Âşıktım.” dedi Ella ama eklemeden duramadı: “O zamanlar öyleydim.”

— Peki ne zaman bıraktın beni sevmeyi?

Ella hayret dolu gözlerle kocasına baktı. Ömrü hayatında hiç aynadaki aksini görmemiş birine ayna

tuttuğunuzda nasıl şaşırıp kalırsa, o da beklemediği bir hakikatle yüzleşmişçesine donakaldı. Sahi ne zamandır sevmiyordu kocasını?”

Elif Şafak-Aşk

  1. Kahraman anlatıcının bakış açısı:

Bu bakış açısında, olay örgüsü, kişiler, mekânlar vb. metindeki başkahramanlardan birinin ağzından anlatılır. Yani anlatıcı tanrısal bir niteliğe sahip değildir. O da metindeki diğer kişiler gibi bir insandır. İnsan olduğu için de bakış açısı tanrısal anlatıcıya göre daha dardır. Anlatacakları kendisinin bildiği, gördüğü, duyduğu, yaşadığı, hissettiği, düşündüğüyle sınırlıdır. Bunların dışında bir şeyleri anlatmasına olanak yoktur.

Bu tür metinlerde anlatıcı, kendisinin gerçekleştirdiği eylemleri anlatırken birinci tekil ya da çoğul kişiyi (yürüyordum, baktım, sevindik…) diğer kişilerin gerçekleştirdiği eylemleri anlatırken de üçüncü tekil ya da çoğul kişiyi (gördü, ağladı, utandılar…) kullanır.

Örnek metin:

Ağaçların bile sıhhatine imrenerek yürürdüm. Ben de onların arasındaydım ve onların arasında büyüğüm de yoktu. Yalnız bende meçhul bir hastalık vardı, sekiz yaşımdan beri çekiyordum. Ben de o muayene odasının ve nice muayene odalarının önünde senelerce bekledim. Benim yanımda büyüğüm yoktu. Yalnız başıma demir parmaklıklı kapıdan içeriye girerdim, dokuzuncu hariciye koğuşuna doğru ağaçların bile sıhhatine imrenerek yürürdüm, camlı kapıların garip bir beyazlıkla gözlerime vuran  ve içimde korku ile karışarak yuvarlanan parıltıları arasında o dehlize girerdim ve yalnız başıma bir köşeye ilişirdim, kımıldamazdım, susardım, beklerdim, korkudan büzülürdüm, rengimin uçtuğunu hissederdim.

Yalnız Çocuğun Azabı- Peyami Safa

  1. Gözlemci anlatıcının bakış açısı:

Bu bakış açısında anlatıcı, kahraman anlatıcının bakış açısında olduğu gibi eserdeki kişilerden biridir. Aralarındaki fark, gözlemci anlatıcının, olay örgüsünde belirleyici bir rolünün bulunmaması, çoğunlukla olayları gözlemlemekle yetinmesidir. Bu bakış açısında anlatıcı, olay örgüsünü genellikle bir kamera tarafsızlığıyla yansıtır. Gözlemci anlatıcı ne tanrısal bakış açısında olduğu gibi her şeyi bilir ne de kahraman anlatıcının bakış açısında olduğu gibi olay ve kişileri kendi bakış açısının sınırlılığı içinde anlatır.

Not:

  1. Bir metinde birden çok bakış açısı ve anlatıcı bulunabilir.
  2. Bir metnin hangi bakış açısıyla oluşturulduğunun belirlenmesi için o metnin tamamının okunması gerekebilir.

Örnek metin:

“Kapıdan içeri girildiğinde hemen karşınıza koskocaman bir salon çıkıyordu.   Kapının sağ tarafında eski ahşap bir portmanto vardı.   Üzerindeki askılara birkaç pardösü asılmıştı. İçlerinden biri dikkat çekiciydi. Kıpkırmızı, göz alıcı  bir rengi vardı. Kadifemsi yumuşak bir kumaştan yapılmıştı. Elinizle dokunduğunuzda kadifemsi yumuşaklık hemen hissediliyordu.”

Hanifi Bilmez.

Please follow and like us:
Yazar Hakkında

Yazar : admin

Yazar Hakkında :

Yazarın Tüm Yazıları İçin Tıklayınız

Yorumlar
İsminiz
E-Posta Adresiniz
Yorumunuz

This blog is kept spam free by WP-SpamFree.

Yorum onaylama sistemi etkin; yorumunuzun yayınlanması biraz zaman alabilir.

  • Meta

  • Enjoy this blog? Please spread the word :)