Geleneksel Türk Tiyatrosu -Kukla Oyunu

13.04.2015 tarihinde 10. Sınıf Türk Edebiyatı Konu Anlatımı kategorisine eklenmiş, Kişi Okumuş ve 0 Yorum Yapılmış.

Kukla ise Türkler’in Anadolu’ya geldiklerinde birlikte getirdikleri bir gösteri sanatıdır.

İstanbul’da Osmanlı döneminde el kuklası, ipli kukla, sopalı kukla, araba kuklası, yer kuklası, ayak kuklası, iskemle kuklası gibi değişik türde kukla gösterileri 19. yüzyıla kadar geliştirilerek sürdürülmüştür.

Türkçe bebek anlamına gelen ve bugün Anadolu’da yaşayan korçak, kudurcuk, kaburcuk, koğurcak, kaurcak, lubet, vb. gibi isimlerle yaşayan kukla, seyirlik oyunların en eskilerindendir.

“Korkolçak”, “çadır hayal” (ipli kukla) adı ile yaşayan kukla, Orta Asya’da da aynı isimle yaşatılmakta ve Orta Asya’dan getirildiği sanılmaktadır.

Birçok Türk boyunda kendine özgü basit teknik içinde görülen ve 17. yy.dan beri Türkiye’de şehirlerde kukla adı ile bilinen oyun Anadolu’da köylüler arasında “bebek, çömce gelin, karaçör” gibi isimlerle yaygındır.

Konusu günlük yaşamdan ve edebî hikâyelerden alan kukla bir hareket ve hacim oyunudur.

  1. yy.dan bu yana oynatıldığı bilinmektedir.

Kukla sanatı 19. yy. sonlarında önemini kaybetmeye başlamıştır.

Cumhuriyet döneminde sınırlı sayıda sanatçı yaşatmaya çalışmıştır.

Günümüzde ise İhsan Dizdar, Selim Başeğmez, M. Tahir İkiler, Haluk Yüce ve Duygu Tansı bu sanatı sürdürmektedirler.

Kukla Oyununda Tipler:

Türk kuklasındaki kişiler Karagöz veya Ortaoyunundakiler gibi belirgin özelliklere sahip değildirler. Daha çok doğaçtan konuşmaların (tuluat) yapıldığı kukla oyunlarında, olaylar genellikle birincil kişilerle (İbiş ve İhtiyar), ikincil kişiler (Genç Aşık, Sevgili Kız, Kahya vb.) arasında geçer.

İbiş: İbrahim isminin kısaltılmış şekli ile İbiş’tir. Karagöz ve kavuklu gibi Türk halkının bir sembolüdür. Neşesini kaybetmez, gösterişe ve sahte kibarlığa karşıdır, sürpriz zekâsı vardır, hazır cevaptır ve Keloğlan gibi hep iyimserdir. Karagöz gibi beceriksizdir, okula gitmemiştir, patavatsızdır, hesap bilmez, her işi yüzüne-gözüne bulaştırır. Karagöz’den bir farkı vardır, işsiz değildir. Zengin bir beyin uşağıdır ve ona sadıktır. İbiş, Karagöz gibi evli değildir ama hizmetçi kız ile zamanı belli olmasa da bir gün yuva kuracaktır.

İhtiyar: İbiş’in efendisidir. “ Bey, Beyefendi “ adı da verilir. Varlıklı bir kişidir. “ Tirit, Parçacı, Moruk” adları da verilir.

Diğer kişiler: Genç aşık delikanlı, delikanlının sevgilisi, kötü kişi (tiran), kızın annesi (cadoloz), ibiş’in karısı hizmetçi kız  (Fatma), Arap, Şeytan, Dalkavuk, Efe, Yahudi, Laz

KUKLA OYUNU ÖRNEKLERİ

REFİK B. – (Ses) Evlâdım neredesin. İbiişş?.. (Girip dolaşarak) Perdeler açılıp gösterimiz başlayacak halâ görünürde yok? «Bir yere gitme!» diye de tembih ettim. Biz başlasak bile İbişsiz tadı tuzu olmaz ki… Aaaa, aman, perdeler açıkmış!… (Seyircilere) Merhaba efendim, hoş geldiniz, safalar getirdiniz! Şey, siz de İbiş’i bekliyorsunuz değil mi? Hemen gidip bir daha arayayım! (Çıkar) İbiişşş!…

YAŞAR B. – (Girip seyircileri selamlar. Mahçuptur. Önce saatine bakınır. Sonra kukla sahnesine giderek içine bakınır. Seyircilere) Efendim, ben bu kukla tiyatrosunun sahibiyim de… Şey… Şimdi başlayacak!.. Allah Allah sanki sözleşmiş gibi evin beyi de, uşak İbiş de yok oldular? (İbiş görünüp yanaşır) Çok ayıp ettiler! (İbiş başını sallar) Herhalde oyunları olduğunu unuttular? (İbiş başını salladıktan sonra nişanlayıp şakşağı ile onun kafasına birden vurunca) Aaaahh, bu da nesi?.. (O tarafa) İbiş sen misin?.. (İbiş diğer yandan vurur) Ooofff!..

İBİŞ – İbiş ben miyim? (Seyircilere) Hani alkış?.. (Yaşar Beye) gördün mü İbiş benmişim!..

YAŞAR B. – Utanmadan vuracağına hesap ver?

İBİŞ – İki kere iki, eder üç tane tilki… Al sana hesap!.. (Şakşakla vurur)

YAŞAR B. – Yine yüzüne gözüne bulaştırdın, öyle hesap değil! Neredeydin?

İBİŞ – Ben sahnenin altındaydım, sen neredeydin. (Vurur)

YAŞAR B. – Seyircilerin önünde şımararak vurup durma, kuklasın demem… (Seyircileri hatırlayarak) şey, neyse, geç kaldım diye zâten nefesim kesildi.

……….

YAŞAR B. – (Saate bakarak) Neyse, vakit geçiyor. Bey nerede, oyunu başlatalım?

İBİŞ – Sen işine git, biz hem haşlarız hem başlarız! Kızdırma yoksa senden başlarız! (Vurur ve gider)

YAŞAR B. – Tamam gidiyorum! Haydi Beyefendini bul da hemen başlayın! (Seyircileri selamlayarak, kuklaların alkışlanmasını işaret ederek çekilir)

İBİŞ – (Sallanarak dolaşır. Sonra sahne gazelini okur)

Of aman aman!

Merhaba pek sevgili, kıymetli büyüklerim!

Merhaba hem kıymetli, sevgili küçüklerim!

Adıma İbiş derler, her işime gülerler,

Her yerde dost bilirler, sevgi ne güzel derim.

Boyalı, tahta başım; kapkara gözüm kaşım,

Ağlasam akmaz yaşım, böyle ömür sürerim.

Bakmayın hiç boyuma, gülüp geçin huyuma,

Kuklalar gitsin suyuma şaka deyip döverim.

Okuma yazma bilmem ama yalancı olmam,

Kötü söze de gelmem, neşeyi çok severim.

Sıra sıra oldunuz karşıma oturdunuz,

Bir güzel kuruldunuz! Görün neler eylerim!

Yaaa, işte böyle! Ben bu evin uşağıyım. Oooo, gençliğimden beri… Neyse gidip Beyefendiyi arayayım (Çıkar)

REFİK B. – (Girer) İbiişşş!.. (Çıkar)

İBİŞ – (Girer) Bulamıyorum… Beyefendi kaybolursa ne yaparım? Birbirimizi çok severiz. Aramaktan başka çâre yok.. (Çıkar) Beyefendiii!..

ÇİÇEK – (Girer, aranır) Bugün bu evde bir tuhaflık var? Beni bulup soruyorlar da birbirlerini bulamıyorlar. (Seslenerek çıkar) Beyefendiiii, İbiişş, neredesiniz?..

REFİK B. – (Girer) Misafirler gelecek, İbiş halâ yok?.. Sağ bulursam mahallenin fakirlerine ziyâfet vereceğim (Seslenerek çıkar) İbiişş!..

İBİŞ – (Girer) Herhalde Beyefendi benimle saklambaç oynuyor? Bir de şuralara bakayım. (İki yandaki sahne perdelerine bakar) Yokk!.. Onu sağ bulursam bizim Aşçı Tosun’un kepçe kulaklarını mahallenin kedilerine atacağım. (Çıkar)

REFİK B. – (Girer) Acaba sahneden aşağı falan mı düştü? (Eğilip sahnenin diplerine bakınır) Yokkk!..

İBİŞ – (Ses) Kekik Beeyyy!..

REFİK B. – Aman İbiş, neredesin?.. (Çıkar)

İBİŞ – (Girer) Buradayııım Kekik Bey! (Çıkar)

REFİK B. – (Ses) İbişş, salona gel evlâdım!

İBİŞ – (Ses) Balonla mı geleyim

REFİK B. – (Ses) Çabuk salona gel!

İBİŞ – (Ses) Çabuk salona gel de birbirimizi yine kaybetmeyelim

REFİK B. – (Hızla girer) İbiişş!..

İBİŞ – (Hızla girer) Kekik Beey!..

REFİK B. – (Çarpışırlar, ses) Aaahh, belim belim!..

İBİŞ – (Ses) Oy anaamm, yüzüm yüzüm!.. (Kalkarlar)

REFİK B. – İbiş, sen misin, aç yüzünü!

İBİŞ – (Yüzü kapalı) Beyefendi burnun gözüme girdi. Kendimi göremiyorum ki, ben miyim?

REFİK B. – Hemen saçmalama da aç gözünü! Burnum gözünün içinde kalmadı ya…

İBİŞ – (Yüzünü açar, bakınır) Aman, benmişim. Şükür buluştuğumuza Beyefendi! (Sarılıp sırtına vurur

REFİK B. – Şükür ama neredeydin bakayım?..

İBİŞ – Vallahi çok şükür görüştüğümüze Beyefendi! (Sarılıp vurur

REFİK B. – Aaaa, yeter canım, ne vuruyorsun?

İBİŞ – Sevincimden ne yaptığımı biliyor muyum?

REFİK B. – Sağ sâlim buluştuk diye bu sefer de vura vura öldüreceksin! (Çıkar

İBİŞ – Nasıl istiyorsan öyle öldüreyim?

Kaynak:(Oral 1996)

Yazar Hakkında
admin

Yazar : admin

Yazar Hakkında :

Yazarın Tüm Yazıları İçin Tıklayınız

Yorumlar
İsminiz
E-Posta Adresiniz
Yorumunuz

This blog is kept spam free by WP-SpamFree.

Yorum onaylama sistemi etkin; yorumunuzun yayınlanması biraz zaman alabilir.