Millî Edebiyat Zevk ve Anlayışını Sürdüren Eserler

16.03.2015 tarihinde 12.Sınıf Türk Edebiyatı Konu Anlatımı kategorisine eklenmiş, Kişi Okumuş ve 0 Yorum Yapılmış.

MİLLİ EDEBİYAT ZEVK VE ANLAYIŞINI SÜRDÜREN ESERLER

Cumhuriyet’in ilk dönem ürünlerinde Milli Edebiyat zevk ve anlayışına uygun hikâye ve romanlar yazılmıştır.

Cumhuriyet’le birlikte siyasi, ekonomik ve toplumsal hayattaki değişimler edebiyata da yansımış; Anadolu’ya açılma, Anadolu’yu görüp anlatma ve Anadolu insanını konu edinme öne  çıkmıştır.

Cumhuriyet döneminde Milli Edebiyat zevk ve anlayışını sürdüren hikâye ve romanlarla Milli Edebiyat dönemi roman ve hikâyeleri arasında; Anadolu coğrafyasını ve halkını anlatma bakımından bir ortaklık olmakla birlikte Atatürk ilke ve inkılâplarını konu edinme, savaş sonrası hayatı da anlatma bakımından farklılıklar söz konusudur.

Roman ve hikâyelerde toplumsal ve kültürel farklılıklar, ülke ve toplum sorunları, Kurtuluş Savaşı, eski-yeni çatışması, köy ve kasaba insanının çelişkileri, tarihi konular, yanlış Batılılaşma konuları ağırlıkla işlenmiştir.

Özellikleri:

 Realizm akımından etkilenilmiştir.

 Cumhuriyet döneminin hazırlayıcıları olan I. Dünya Savaşı  ve Kurtuluş Savaşı konu edilmiştir.

 Atatürk ilke ve inkılaplarına uygun bir bakışla eserler  yazılmıştır.

 Yanlış Batılılaşma konusu ele alınmıştır.

 Batıl inançlar ve hurafeler eleştirilmiştir.

 Toplumsal faydayı esas alan eserler yazılmıştır.

 Doğu – Batı karşılaştırmaları yapılmıştır.

 Halkın sıkıntıları, aydın – halk çatışması konu edilmiştir.

 Milli Edebiyat zevk ve anlayışını sürdüren hikâyelerde

Maupassant tarzının (olay hikâyesi) özellikleri görülür.

Milli Edebiyat Zevk ve Anlayışını Sürdüren Yazarlar:

Yakup Kadri Karaosmanoğlu

Halide Edip  Adıvar

Reşat Nuri Güntekin

Refik Halit Karay

Mithat Cemal Kuntay

 

Yakup Kadri Karaosmanoğlu (1889-1974)

Romanlarında kusursuz bir anlatım ve sağlam tekniği ile dikkat çeken sanatçı, tarihi ve sosyal olaylardan herbirini bir romanına konu edinerek, Tanzimat dönemi ile Atatürk Türkiyesi arasındaki dönem ve kuşakların geçirdikleri sosyal değişiklik ve bunalımları yaşayış ve görüş ayrılıklarını işlemiş, düşünce ve teze dayalı özlü yapıtlar vermiştir.

Bazı eserleri ve içerikleri:

Hep O Şarkı – Abdülaziz döneminin yaşamı

Bir Sürgün – II. Abdülhamit’in baskılı yönetimiyle savaşmak için Fransa’ya kaçan Jön Türkler

Hüküm Gecesi – 31 Mart Olayı’ndan sonra iktidarı ele geçiren İttihat ve Terakki Cemiyeti ile muhalefet arasındaki siyasi çekişme

Kiralik Konak – Tanzimat’tan I. Dünya Savaşı’na kadar yetişen üç kuşaktaki görüş ayrılığı

Sodom ve Gomore – Mütareke döneminde, işgal altındaki İstanbul’da ortaya çıkan ahlâki çöküntü

Yaban – Kurtuluş Savaşı yıllanrındaki bir Anadolu köyü

Ankara – Yeni başkentin üç dönemi

Panorama I, II – Cumhuriyet döneminin 1952’ye kadarki durumu

Hikâye:

Bir Serencam,

Rahmet,

Milli Savaş Hikayeleri

MİTHAT CEMAL KUNTAY

*II. Meşrutiyetin ilanından sonra yayımladığı kahramanlık, yurtseverlik, tarihe bağlılık gibi duyguları dile getirmiştir.

*Atatürk 30 Ağustos Zaferi’nden önce bir şiirinden bir bölümü okuyunca ünü daha da artmıştır.

*Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır/ Toprak, eğer uğrunda ölen varsa vatandır. dizeleri dikkat çekicidir.

Şiir: Türk’ün Şehnamesinden  

Roman: Üç İstanbul    

Biyografi: Sarıklı İhtilalcı Ali Süavi

HALİKARNAS BALIKÇISI

*Konularını deniz ve deniz insanlarının oluşturduğu hikaye ve romanlarıyla tanınmıştır.

*Gemiciler, balıkçılar, dalgıçlar gibi yaşamını denize bağlamış kişileri anlatmıştır.

*Eserlerinde özellikle Ege ve Akdeniz’i işlemiştir.Eski Yuna kültürünün Anadolu’da ve Ege kıyılarında doğduğunu düşünerek bu kültürün kendi kültürümüz olarak benimsenmesini savunmuş ve bunu için Mavi Hümanizma diye bir hareket başlatmıştır.

* Eserleri:

Ege Kıyıları, Aganta- Burina – Burinata, Merhaba Akdeniz, Turgut Reis, Mavi Sürgün (Deneme), Anadolu’nun Sesi, Hey Koca Yurt, Deniz Gurbetçileri…

MEMDUH ŞEVKET ESENDAL (1883 – 1952)

  • Durum (kesit, Çehov tarzı) öykücülüğünün ilk ustasıdır.
  • Halkın içinden kişileri (memur, esnaf), onların önemsiz görünen davranışlarını konu edinmiştir.
  • Halkı, iyi ve kötü yönleriyle, onları sevdirerek anlatmıştır.
  • Sade, süssüz, kısa cümlelerle kurulmuş, yumuşak bir dili vardır.
  • Toplumun çektiği sıkıntıları, sorunları abartmadan ve umutsuzluğa düşürmeden göz önüne sermiştir.
  • “Haşmet Gülkokan” ve “Komiser” gibi hikâyeleriyle sevilmiştir.

Eserleri:

  • Hikâye: Otlakçı, Mendil Altında, Temiz Sevgiler, Ev Ona Yakıştı
  • Roman: Ayaşlı ve Kiracıları, Miras

Reşat Nuri Güntekin: 

Reşat Nuri’nin eserlerinde toplumsal olayların ve aşkın iç içe olduğunu görüyoruz. Kahramanları gerçek hayattan kopuk değillerdir. Kitabın kahramanının yaşadığı olayları ve duyguları, işini ve burada yaşadıklarını gözardı etmeden yazar. Romanlarını kesinlikle samimi, sürükleyici ve çok güzel bir Türkçe ile kaleme almıştır. Reşat Nuri’nin eğlendirici mizahi öyküleri de vardır.

Reşat Nuri Güntekin’in Romanları

Çalıkuşu

Dudaktan Kalbe

Yaprak Dökümü

Harabelerin Çiçeği

Gizli El

Damga

Akşam Güneşi

Bir Kadın Düşmanı (1927. 7. bas., 1968)

Yeşil Gece (1928, 5. bas., 1968)

Acımak (1928, 7. bas., 1968)

Kızılcık Dalları (1932, 6 bas.. 1968)

Gökyüzü (1935. 3. bas. 1964)

Eski Hastalık (1938, 3. bas. 1964)

Ateş Gecesi (1942, 3. bas., 1963)

Değirmen (1944, 3. bas., 1962)

Miskinler Tekkesi (1946, 4. bas., 1969)

Kan Davası (1960)

Kavak Yelleri (1961)

Son Sığınak (1961)

Reşat Nuri Güntekin’in Öyküleri

Sönmüş Yıldızlar (1923, 4 bas., 1967)

Tanrı Misafiri (1927, 3. bas., 1966)

Leyla İle Mecnun (1928, bas., 1969)

Olağan İşler (1930,3. bas., 1967)

Bazı Eserlerinin Konuları:

Yaprak Dökümü: Reşat Nuri Güntekin’in oyunlarından Yaprak Dökümü’de televizyona uyarlandığından yeni nesil hariç kimsenin yabancısı olmadığı bir eserdir. Burada da aşklar, entrikalar, mutluluklar ve gözyaşlarıyla dolu hayat yaşayan bir aile anlatılmıştır.

Gizli El:  Türk Edebiyatının klasiklerindendir. İlk olarak 1920’de Dersaadet Gazetesi’nde yayımlanmaya başladı. Romanda devlet adamlarına sataşıldığı gerekçesiyle sansür edildi ve gazetede yayımlanması durduruldu. Reşat Nuri de yapıtında değişiklik yapmak zorunda kaldı.

Acımak:  Reşat Nuri Güntekin’in 1928 yılında basılan kısa soluklu romanı. Eser küçük yaşta gördüğü kötü muamelelerden dolayı acıma duygusu olmayan bir öğretmeninin babasının vefatından sonra onun günlüğü okuyarak babası ve hayatı hakkındaki gerçekleri öğrenmesini konu alır.

Damga: Türk edebiyatının sevilen klasik eserleri arasında yer alır. Ağırlıklı olarak Osmanlı’nın son yıllarını anlatan bir romandır. İkinci Meşrutiyet ilanından hemen sonraki yaşamı anlatır. Güntekin, çocukluk anılarının dile getirildiği eski İstanbul günlerini anlatmaktadır.

Değirmen:  İlk basım tarihi 1944’tür. Romanda, uydurma bir deprem olayının büyüyerek Osmanlı Devleti’nin ve hatta dünyanın gündemine giren bir mesele haline gelmesi hikaye edilir. Anadolu’daki yoksul bir kasaba olan Sarıpınar’ın 1914 senesindeki ileri gelenlerinin ruh dünyası anlatlmış, çıkarcı ve entrikacı devlet yetkilisi tipleri işlenmiştir. Acı bir mizaha dayanan yapıt, Turgut Özakman tarafından Sarıpınar 1914 adıyla oyunlaştırılmış ve ilk kez Ankara Sanat Tiyatrosu’nda sahnelenmiştir (1968). Barış Pirhasan’ın senaryosuna dayanılarak Atıf Yılmaz tarafından bu adla filme alınmıştır (1987).

Dudaktan Kalbe:

Dudaktan Kalbe, Reşat Nuri Güntekin’in 1925’te yazdığı romanı. Örf tanımını yapmada ve kişilik canlandırımında başarılı, duygusal, ve sevgi dolu bir roman olarak kabul edilir. Şarkıları, filmlere, nostaljik romantizminize bolca konu olmuş aşkların unutulmaz romanlarından biridir.Çektiği aşk acısı nedeniyle tekrar aşık olmayacağını, aşkın bir daha dudaktan kalbe inmeyeceğini felsefe edinmiş bir gencin öyküsü.

Kızılcık Dalları:  Bir evlatlığın başına gelen olayları, kendi diliyle eşleşen bir masal diliyle anlatılmıştır. Kitapta kızı erken ölen bir ninenin üzüntüsünü anlatıyor. Nadide Hanım’ın yetim olarak konağa aldığı Gülsüm ve onun konak hayatı boyunca başından geçenleri,maruz kmkğı haksızlıkları anlatan bir kitap.

Yaprak Dökümü, Reşat Nuri Güntekin’in kaleme aldığı toplumsal roman.Cumhuriyetin ilanından önce kendine batılı olarak bakmaya çalışan Türk toplumunun, batılı toplumu ve kendi toplumları arasındaki yaşanan kültür farkını da ortaya koyuyor. Bir memur ailesinin bu yeni batılı yaklaşımını kendine yanlış alıştırmasını, etik değerlerin kayboluşunu ve bu ailenin çöküşünü dramatik fakat gerçekçi bir şekilde ele alır.

YEŞİL GECE: Romanın ana karakteri Şahin öğretmen olaylar bu öğretmenin etrafında gerçekleşiyor. Modern eğitimin gericilere karşı verdiği mücadele anlatılıyor.

Şahin bey muhallim okulundan mezun olduktan sonra tayini İstanbul’a çıktığı halde tayinini bir taşra kasabasına ister. Anadolu’da görev yapmak isteyen bu genç yetkililerle konuşarak tayinini Anadolu’ya aldırır. Anadolu’ya gelidiğinde cahillik ve sefaletin sardığı köylülerle karşılaşır,her zorulğa göğüs geren Şahin bey köyünün düşmanlar tarafından işgal edilmesiyle hayatı değişir. Düşman kuvvetleri köyde bazı kişilerle iş birliği yapmak istemişlerdir ve bu kişiler arasında Şahin bey de vardır.

Çalıkuşu, Reşat Nuri Güntekin tarafından 1922 yılında yazılmış bir romandır. Ağırlıklı olarak Anadolu’da geçen ve arka planda Osmanlı’nın son yıllarını anlatan bir romandır. Kitabın son kısmı hariç, ki bu bölüm dışarıdan bir gözlemcinin anlattıklarıdır, romanın ana kahramanı Feride’nin hatıra defteri şeklinde yazılmıştır.

Kavak Yelleri: kavak yelleri; aslında, olay kurgusu farklı da olsa ana konusu itibariyle Çalıkuşu romanıyla aynıdır -eğer, Çalıkuşu’nu okuyanlar bileceklerdir-. Her iki romanda da  aşk teması işlenmektedir.

HALİDE EDİP ADIVAR:

Halide Edip, Doğu-Batı meselesini ilk işleyen şahıs değildir; fakat bu tarihi akış içinde özel bir yeri vardır. Eserleri kronolojik olarak bir bütün halinde işlendiğinde, başlangıçtaki bazı istisnalara rağmen onun Doğu (Türk) ile Batı medeniyeti sentezi tezini savunmuş olduğu görülür. Onu, daha önceki ve çağdaş Türk yazarlarından ayıran en önemli özellik, kadını merkez almasıdır. Bilhassa Türkiye’de eski Türk örfüyle Batı medeniyeti çatışmasında Halide Edip’in kadın konusunda almış olduğu sentezci tavır, Türk kültürü bakımından çok önemlidir. Halide Edip, Doğu ile Batı medeniyetinin farkını ve çatışmasını önce, devri ile beraber kendi hayatında hisseder.

Bazı eserleri ve konuları:

Raik’in Annesi‘nde, çocuğuna milli kültürü en sıhhatli terbiye sistemi olarak gördüğü İngiliz terbiyesiyle birlikte vererek sağlam ve sıhhatli bir çocuk yetiştiren annenin bedbaht evliliği üzerinde durulur.

Seviye Talip‘te aşk ahlakı yüzünden toplum ahlakına başkaldıran bir kadın göze çarpar. Seviye Talip‘te Raik’in Annesi’nin devamı olan Macide vardır. İlk romanda Raik’in annesinin nasıl yetiştiğini okuyucuya anlatmayan yazar, başlangıçta tamamen Türk ve Müslüman örfüyle yetişmiş olan Macide’nin İngiltere’de yetişmiş Batılı kocası Fahir tarafından, nasıl yavaş yavaş Batılı kültüre göre şekillendirildiğini anlatır.

Handan‘da devam eder ve zenginleşir. Seviye kadar çarpıcı bir şahsiyeti olan Handan’ın tâ çocukluğundan itibaren yetiştirilmesi anlatılır. Handan da tıpkı Halide Edip gibi birçok öğretmenden çeşitli dersler almıştır. Hem Doğu hem Batı kültürüyle beslenmiş olmasına rağmen, onda asıl hakim olan Batı kültürüdür. Handan Doğu ve Batı sentezine ulaşmış, ihtilalci Nazım tarafından yetiştirilir. Fakat Handan aldığı kültürü kendisine öylesine sindirir ki, Nazım’ın bir kopyası olmaz. Handan’ın beklenmedik bir şekilde Batıda yaşayan, görünüşte Batılı fakat süfli bir adamla evlenmesi, onun da Seviye gibi içgüdülerine tâbi olduğunu gösterir.

Yeni Turan romanı ferdi problemleri işleyen bu romanların arasında siyasi hüviyeti ile ağır basan bir eserdir. Seviye Talip ve Handan‘da Türk toplumunun siyasi ve sosyal meseleleri, arka planda bir fon teşkil ederken Yeni Turan‘da siyaset meydanlarında bu meseleler münakaşa edilir. Fakat yine de Yeni Turan‘a bir ferdin, toplumun menfaati uğruna kendini feda etmesini bilen iyi yetişmiş Kaya’nın hikayesidir, denebilir.

Mev’ud Hüküm, yazarın toplum hayatını aksettiren ilk romanlarından sayılmalıdır. Bu romanın aslî kahramanı Kasım Şinasi, Almanya’da yetişmiştir. Fakat daha önce Alman kültürüyle yetişen Nazım gibi bir ihtilalci değildir. Bir doktordur, gösterişsiz bir şekilde vatanı için üzerine düşen vazifeleri yapar. Fakir halka sıhhi tesisler açarak tedavileriyle meşgul olarak hizmet eder ve savaşa katılır.

Ateşten Gömlek romanının sembol kadını Ayşe, Batı kültürünü de almış olmakla beraber, milli benliğine sahip, bir çiftlikte yaşayan kadındır. O ızdırabın canlı bir temsilcisidir. İzmir’in Yunanlılar tarafından işgalinde çocuğunu ve kocasını kaybetmiştir. İstanbul’da yanına geldiği akrabası Peyami ve annesinin yanında şahsiyeti ve maruz kaldığı felaket dolayısıyla, bir milli uyanış kıvılcımı yakar.

Bu romanda Doğu ile Batı değil, İstanbul ile Anadolu halkı kaynaşır, bu milli devlete doğru ilk adımdır ve geniş ölçüde Halide Edip’in Türk’ün Ateşle İmtihanı adlı hatıratındaki ferdi tecrübelerine dayanır.

Vurun Kahpeye romanı ise kötü olan iki Doğulu tipin düşmanla birleşerek vatan hainliğine kadar gidişini işler. Bu romanda İstanbullu öğretmen Aliye, çeteci Tosun Bey milli kurtuluş için çalışan iki idealisttir. Aliye, Öğretmen Okulu mezunudur. Anadolu’ya şekil vermek, çocukları yetiştirmek için Batı Anadolu kasabasına gelmiştir. Fakat Anadolu halkı, yadırgadığı İstanbullu genç öğretmene güçlük çıkarır. Biri dini taassubundan, diğeri ahlaksızlığından Aliye’ye düşman kesilen Hacı Fettah ile Uzun Hüseyin, kasabalarını düşmana teslim ederler. .

 

Yazar Hakkında

Yazar : admin

Yazar Hakkında :

Yazarın Tüm Yazıları İçin Tıklayınız

Yorumlar
İsminiz
E-Posta Adresiniz
Yorumunuz

This blog is kept spam free by WP-SpamFree.

Yorum onaylama sistemi etkin; yorumunuzun yayınlanması biraz zaman alabilir.

  • Meta