2014-2015 9. Sınıf dil ve Anlatım ders Kitabı cevapları- EKOYAY Türkçenin tarihi Gelişimi ve Türkiye Türkçesi sayfa 42- 50

16.09.2014 tarihinde 9. SInıf Dil ve Anlatım Kitabı Cevapları kategorisine eklenmiş, Kişi Okumuş ve 0 Yorum Yapılmış.

HAZRILIK SORULARI

?????? Türkçenin Konuşulduğu ülkeler Nerelerdir?
Türkiye,
Bulgaristan,
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti,
Makedonya,
Yunanistan,
Kosova,
Romanya,
Azerbaycan,
Suriye,
Irak,
Şu ülkelerdeki göçmen topluluklar:

Almanya,
Hollanda,
Fransa,
Avusturya,
Amerika Birleşik Devletleri,
Belçika,
İsviçre,
Birleşik Krallık,
Danimarka,
İsveç,
Avustralya
Sürgündeki Ahıska Türklerinin yasadığı ülkeler:
Kazakistan,
Azerbaycan,
Rusya Federasyonu,
Kırgızistan,
Özbekistan,
Ukrayna
Türkçe’nin Resmi olduğu ülkeler:
Türkiye
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti
Güney Kıbrıs Rum Yönetimi
Belediye Dili olarak;
Makedonya, Kosova
Çin, Moğolistan, Rusya, Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan, Özbekistan, Türkmenistan, Azerbaycan, Afganistan, İran, Irak, Suriye, Türkiye, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Yunanistan, Bulgaristan, Yugoslavya, Makedonya, Romanya, Polonya, Ukrayna, Moldova
??????Türk kelimesinin anlamı nedir?
Türk sözcüğünün anlamı; “Güçlü, kuvvetli, miğfer, türemiş, şekil kazanmış” demektir. Türk
Dil Kurumu’nun hazırladığı Türkçe Sözlük ‘te, Türk; Asya ve Doğu Avrupa’da yaşayan, Türkçe’nin çeşitli lehçelerini konuşan soy ve bu soydan gelen kimse diye belirtilmektedir. Söz konusu bu kimselerden oluşan topluluklara “Türkler” denir. Türkler; Türkçe ve bu dilin lehçelerini  konuşurlar. Türk kelimesinin geçtigi ilk devlet, Göktürk (Kök-Türk) imparatorluğudur. Orhun Kitabelerinde Türk kelimesi, bazen Türk, bazen de Türük olarak yazilmiştir.
11. yüzyılda Kaşgarlı Mahmud; “Türk adının Türkler’e , Tanrı tarafından verildiğini belirterek,
Türk adının “Gençlik, kuvvet, kudret ve olgunluk çağı” demek olduğunu belirtir.
?????? Atatürk’ün Türk dili hakkıındaki görüşleri:
* “Türk milletinin dili Türkçedir. Türk dili dünyada en güzel, en zengin ve en kolay olabilecek bir dildir… Türk dili Türk milleti için kutsal bir hazinedir. Çünkü Türk milleti geçirdiği sayısız tehlikeli felaketler içinde ahlakının, geleneklerinin, hatıralarının, çıkarlarının kısaca bugün kendi milletini yapan her şeyin dili sayesinde korunduğunu görüyor. Türk dili Türk milletinin kalbidir, zihnidir.”
* “Türk dili zengin, geniş bir dildir. Her kavramı ifade kabiliyeti vardır. Yalnız onun bütün varlıklarını aramak, bulmak, toplamak, onlar üzerinde çalışmak lazımdır.”
* “Milliyetin çok belirgin niteliklerinden biri de dildir. Türk milletindenim diyen insan, her şeyden evvel ve mutlaka Türkçe konuşmalıdır. Türkçe konuşmayan bir insan Türk kültürüne, topluluğuna bağlılığını iddia ederse buna inanmak doğru olmaz.”
* “Milli duygu ile dil arasındaki bağ çok kuvvetlidir. Dilin milli ve zengin olması milli duygunun gelişmesinde başlıca etkendir. Türk dili, dillerin en zenginlerindendir, yeter ki bu dil bilinçle işlensin. Ülkesini yüksek bağımsızlığını korumasını bilen Türk milleti dilini de yabancı diller boyunduruğundan kurtarmalıdır.”

Soru: Milli birlik ve beraberliğin güçlenmesinde dilin işlevi nedir?
Çok kısa ifade etmek gerekirse “insan eşit dildir”. Hani bir söz vardır, “Bir dil bir insan, iki dil iki insan” derler. İşte aynen o deyişte olduğu gibi, her bir dil bir inasndır. Her bir dil, sadece bir kültürel birikimin toplamı ve bir kültürde yaşayan insanlararası iletişimin aracı olduğu için değil, aynı zamanda gerçekten de “kişinin toplum içinde var olmasının, yani kısaca “bireyin toplumsal varlığının bir aracı” olduğu için de “insan eşit dildir” ya da dil eşit insandır” diyorum. Dil, bireyin toplumsal varlığının aracıdır; çünkü birey ile toplum arasında karşılıklı bir etkileşimin, bireyi birey yapan ve toplumu toplum yapan değerlerin, inançların, kısacası bireysel ve toplumsal tutum ve davranışların karşılıklı etkileşimine olanak tanır. Bireyin “toplumsallaşması” dil sayesinde olur. İnsan, içinde yaşadığı toplumun değerlerini, düşüncelerini, kurallarını ancak dil yoluyla öğrenir. Biz buna “toplumsallaşma” diyoruz. Bireyin kimliği, kişiliği oluştuktan sonra dönüp “toplumu etkilemesi” de yine dil sayesinde olanaklı olur. Yani artık bir birey, toplumun içinde büyümüş, öteki bireylerden farklı ve özgün olan kimliği gelişmiş, sıra artık birey olarak içinde yaşadığı toplumu etkilemesine gelmiştir. Politika, sanat edebiyat, öğretmenlik, memurluk veya esnaflık, zenaatkarlık gibi bireyin toplum içinde sahip olacağı herhangi bir meslek, artık, sadece bir geçim aracı değil, onun toplumu etkileme yoludur da. İşte gerek toplumun bireyi oluşturması, gerekse bireyin, oluştuktan sonra dönüp toplumu etkilemesi ancak dil yoluyla olur. Bu yüzden de ben “insan, eşit dildir” diyorum. Büyük düşünür Konfüçyüs’e “Bir ülkeyi yönetmeye çağrılsaydınız, yapacağınız ilk iş ne olurdu?” Sorusuna şöyle cevap verir. “Hiç şüphesiz dili gözden geçirmekle işe başlardım. Dil kusurlu olursa, sözcükler düşünceyi iyi anlatamaz. Düşünce iyi anlatılmazsa yapılması gereken şeyler doğru yapılmaz. Ödevler gereği gibi yapılmazsa, töre ve kültür bozulur.

“Millî kültürümüzün korunmasında dilin önemi”
Dil bir milletin kültürel değerlerinin başında gelir. Aynı dili konuşan insanlar millet denilen sosyal varlığın temelini oluşturur. Dil, duygu ve düşünceyi insana aktaran bir vasıta olduğu için, insan topluluklarını bir yığın veya kitle olmaktan kurtararak, aralarında duygu ve düşünce birliği olan bir toplum hâline getirir. Dolayısıyla dil ferde toplumunun bağışladığı en büyük miras ve donanımdır. Bu donanıma yabancılaşma insanların içinde yaşadıkları topluma yabancılaşmasını da beraberinde getirmektedir. Çünkü insanların yaşadıkları topluma yabancılaşmadan, ona uyum sağlayarak yani sosyalleşerek hayatlarını devam ettirmeleri, o toplumun kültürünü, inanç ve değerlerini benimsemeleriyle gerçekleşmektedir. Bu ise nesillere dil yoluyla aktarılabilmektedir.
Dil kültürü oluşturan önemli unsurların başında yer alır. Bu konumuyla dil, bir toplumun kültürü içinde şekillenen tüm birikimleri temsil edecek işlev yüklenmektedir. Günlük alışkanlıklar, öfkeler, sevinçler ve değer yargıları dil yoluyla ifade edilmekte ve tanımlanmaktadır. Bu işlevi nedeniyle de dil ve kültür arasında kaçınılmaz bir bağ bulunmaktadır. Bu nedenle de dil ile kültür sürekli etkileşim içindedir.
Bireylerin birbirleriyle anlaşmalarında, problemlerinin hallinde dilin önemi büyüktür. Edebiyatta, şiirde, sanatta, tiyatroda halk kitlelerine ulaşacak yani halkın anlayacağı dilden eserler vermek hem halkın bilinçlenmesi, hem de eserlerin uzun süre anlaşılırlılığını koruması açısından önemlidir. Geçmişten bu güne intikal eden sözlü ve yazılı kültür ürünlerinin bu güne kadar varlığını sürdürmelerindeki en büyük etken anlaşılır, sade ve halkın genelinin anlayabileceği bir dille yazılmış, söylenmiş olanlarıdır.

“Türk” sözü ilk defa hangi yüzyılda, hangi coğrafyada ve kimler tarafından kulla
nılmıştır?
Türk kelimesinin geçtigi ilk devlet, Göktürk (Kök-Türk) imparatorluğudur. Orhun
Kitabelerinde Türk kelimesi, bazen Türk, bazen de Türük olarak yazilmiştir.
11. yüzyılda Kaşgarlı Mahmud; “Türk adının Türkler’e , Tanrı tarafından verildiğini belirterek,
Türk adının “Gençlik, kuvvet, kudret ve olgunluk çağı” demek olduğunu belirtir.

Türkçenin çıkış yeri olarak bilinen bölge neresidir?
Türk yazı dilinin tarihi VII ve VIII. yüzyıllarda Orhon vadisinde dikilmiş olan yazıtlarla başlar.
Esik kurganı buluntuları arasında yer alan ve MÖ 4’üncü yüzyıla ait olduğu saptanan bir çanaktaki Orhon yazısına benzer harflerle yazılan iki satırlık yazının en eski Türkçe metin olduğu bilinmektedir. Çin yıllıklarındaki bir Hun ağıtına ait iki dize ile birkaç sözcük MS 4’üncü yüzyıl Türkçesi hakkında fikir vermektedir. Ancak, yazınsal metin niteliğindeki ilk büyük metinler Tonyukuk (725), Bilge Kağan (731) ve Köl Tigin (732) adına dikilmiş olan Göktürk Yazıtları’dır.
Yayılma alanı Kuzey Buz Denizi’nden başlayıp Hindistan’ın kuzeyine, Çin Halk Cumhuriyeti’nin içlerinden Avrupa’nın en uç noktasına kadar uzanan yaklaşık 12 milyon kilometrekarelik bu coğrafyada en geçerli dil, Altay dil ailesinin en büyük kolu olan Türk dilidir.
Çağdaş Türk yazı dilleri nelerdir?
Bu yazı dilleri Türkiye Türkçesi, Azerbaycan Türkçesi, Türkmen Türkçesi, Özbek Türkçesi, Kazak Türkçesi, Kırgız Türkçesi, Tatar Türkçesi, Başkurt Türkçesi, Uygur Türkçesi, Gagavuz Türkçesi, Karakalpak Türkçesi, Kumuk Türkçesi, Karaçay Türkçesi, Balkar Türkçesi, Nogay Türkçesi, Hakas Türkçesi, Altay Türkçesi, Tuva Türkçesi ile Çuvaşça ve Yakutçadır.

Tarihî süreçte Türkçenin dönemlerini söyleyiniz.

TÜRK DİLİNİN TARİHİ DÖNEMLERİ
 Dil tarihi uzmanları, Türk dilinin tarihî gelişimini dönemlere ayırırken metinlerle takip edilen dönemden öncesi için birbirinden az çok farklı ayrımlar ve adlandırmalar yaparlar. Bu farklılıkları bir kenara bırakarak Türk dilinin tarihî dönemlerini şöyle özetleyebiliriz:
         1. Altay Dil Birliği Dönemi: Türkçenin Altay dillerinden (Moğolca, Mançuca, Tunguzca, Korece, Japonca) henüz ayrılmadığı karanlık bir dönem olarak değerlendirilir.
            2. En Eski Türkçe Dönemi: Türkçenin bağımsız bir dil olarak ana Altaycadan ayrıldığı dönem olarak kabul edilmektedir.
         3. İlk Türkçe Dönemi: Hun, Avar, Hazar, Bulgar dillerinin Türkçeden henüz ayrılmadığı dönem olarak gösterilir.
         Türkçenin karanlık çağlarına ait dönemleri ana hatlarıyla bu şekildedir. Bundan sonraki dönemlere ait metinler, yazılı kaynaklar olduğu için dilimizin tarihî gelişimi sağlıklı bir şekilde izlenebilmektedir.

Türkçenin metinlerle takip edilebilen bu dönemleri sırasıyla şöyledir:
1. ESKİ TÜRKÇE DÖNEMİ (6.–13. yüzyıllar arası)
            Türkçenin belgelerle takip edilen ilk dönemi olup 13. yüzyıla kadar olan zamanı içine alır. Türkçenin bütün dönemleri hesaba katıldığında hem ses ve biçim bilgisi hem de söz varlığı bakımından en saf ve duru dönemidir. Dilin gramer özelliklerini, tarihî gelişimini tespit için düzenli ve bol metinlerin olduğu bu dönemde bütün Türkler, Türkçenin bu ilk yazı dilini kullanmışlardır. Eski Türkçe dönemine ait metinler; Köktürk, Uygur ve Karahanlı metinleri olarak üç grupta toplanır:
a) Köktürk metinleri
            Köktürklerin kendi icadı olan Köktürk alfabesiyle taşlar (bengü taşlar*) üzerine yazılan metinlerdir. Bir kısmı çeşitli albüm ve dergilerde tanıtılan, bir kısmı ise henüz yayınlanmamış irili ufaklı bu metinlerin sayısı 250’den fazladır. Bengü taşların en meşhurları Kül Tigin, Bilge Kağan, Tonyukuk adına diktirilen ve Köktürk Yazıtları (Orhun Abideleri) adıyla bilinenlerdir. Metin itibariyle daha uzun ve kapsamlı olan bu yazıtlar dışında Köktürk çağına ait diğer bengü taşlar şunlardır: Çoyrın, Hoytu Tamir, Nalayha, Talas, Hangiday, İhe-Nûr, Köl İç Çor (İhe-Huşotu), İşbara Tamgan Tarkan (Ongin), Altun Tamgan Tarkan (İhe-Aşete), Mahan Kağan (Bugut).
Bunlardan “Çoyrın bengü taşının 687-692 yılları arasında dikildiği tahmin edilmektedir. Eğer bu tahmin doğruysa, altı satırlık bu taş, Türkçe yazılmış olan ve Köktürk harflerinin kullanılmış bulunduğu ilk metin olmaktadır.”[1] Ancak son yıllarda yapılan araştırmalar dikkatlerin yeni bir malzeme üzerinde toplanmasına sebep olmuştur: Kazakistanda Esik kurganından çıkan bakır tas üzerindeki Köktürk işaretli kısa yazının okunuşu doğrulanırsa Türk yazı dilinin belgeleri Çoyrın bengü taşından 1200 yıl kadar daha önceye gidecek demektir.
İleri bir tarihte belki yeni malzemeler ortaya çıkabilir. Ancak bugün itibariyle bu döneme ait en önemli belgeler hiç şüphesiz Köktürk Yazıtlarıdır. Bu yazıtların bulunması ve yazısının 1893’te Danimarkalı V. Thomsen tarafından çözülerek okunması, Türk dili araştırmaları için dönüm noktasıdır.
b) Uygur metinleri
Köktürk devleti yıkıldıktan sonra tarih sahnesinde Uygurları görürüz. Yeni bir din arayışıyla Budizm’i benimseyen Uygurlar, Uygur yazısı ve Mani, Brahmi yazılarıyla taş ve kâğıt üzerine yazılmış çeşitli metinlerle kütük basması eserler bırakmışlardır. Doğu Türkistan’daki kazılarda ortaya çıkarılan yüzlerce sandık eserin çoğu, dinî nitelikli olmakla beraber aralarında tıp, falcılık, astronomi ve şiirle ilgili olanlar da vardır. En önemlileri şunlardır:
·       Sekiz Yükmek (Sekiz Yığın)
·       Altun Yaruk (Altın Işık)
·       Irk Bitig (Fal Kitabı)
·       Kalyanamkara ve Papamkara Hikâyesi (İyi Düşünceli Şehzade ile Kötü Düşünceli Şehzade)
c) Karahanlı metinleri
Eski Türkçenin Karahanlı dönemine ait başlıca eserleri şunlardır:
·       Kutadgu Bilig (Mutluluk Bilgisi):
·       Dîvânü Lûgati’t-Türk:
·       Atabetü’l-Hakayık (Gerçeklerin Eşiği):
·       Divân-ı Hikmet:
2. ORTA TÜRKÇE DÖNEMİ (13.–15. yüzyıllar arası)
Eski Türkçeyle yeni Türkçeyi birbirine bağlayan geçiş dönemidir. Bu dönemde bütün Orta Asya’da kullanılan Türkçeye, Ortak Türkçe, Müşterek Orta Asya Türkçesi adları da verilmiştir. “Orta-Asya Türk dünyası, XII. yüzyılda başlayan bazı kaynaşma, karışma ve ayrışmaların sonucu olarak, yavaş yavaş Türk dilinin genel yapısında birtakım değişme ve gelişmelere sahne olmuştur. Bu değişme ve gelişmeler yeni yazı dillerinin oluşmasına ortam hazırlamıştır. Böyle bir oluşum ve dallanmaya beşiklik eden asıl bölge Harezm böl­gesidir. Bu bölge, dil tarihimizde, bir yandan Karahanlı Türkçesi ile Harezm Türkçesini birbirine bağlayan bir köprü vazifesi görürken, bir yandan da Eski Türkçenin yeni şartlar altında devamını sağlayan ve Doğu Türkçesini başlatan Çağataycanın oluşmasına ortam hazırlamıştır. Edebî gelenek bakımından, Harezm’in kuzeyindeki Altınordu-Kıpçak Türkçesi de Harezm Türkçesine dayandığı için bölgenin Kıpçak Türkçesinin ayrı bir kol hâline gelişinde de büyük katkısı vardır. Horasan ve İran’dan batıya doğru yol alarak XIII. yüzyılda Oğuz Türkçesi temelinde yeni bir kol oluşturan Türk yazı dilinin ilk belirtileri ve filizlenmesi de yine bu bölgede başlamıştır denebilir.
Görülüyor ki, Harezm bölgesinde kurulup gelişmiş olan Harezm Türkçesi, XIII. yüzyıla kadar biribirinin devamı niteliğinde tek kol hâlinde ilerleyen Türk yazı dilinin Çağatay, Oğuz  ve  Kıpçak temelinde yeni dallanmalarına kaynaklık etmiştir. Bu dallanmanın gerekli kıldığı şartlara elverişli bir ortam hazırlamıştır… Esasen bu devir Türkçesine Orta Türkçe denmesinin sebebi de Eski Türkçe ile Yeni Türk dili kolları arasında bir geçiş devresi niteliği taşımasındandır. Bu bakımdan Türk dili tarihindeki yeri önemlidir.”[2]
Türk dili ve Türk kültüründe önemli değişmelerin olduğu bu dönem, Harezm Türkçesi ile temsil edilir. Harezm Türkçesi, 13. ve 14. yüzyıllarda Batı Türkistandaki yazı diline verilen isimdir. Edebî gelenekler bakımından Karahanlı Türkçesine dayanan bu yazı dili, Oğuz ve Kıpçak lehçelerinden de etkilenmiştir.
Karahanlı Türkçesinden Çağatay Türkçesine geçiş olarak değerlendirilen bu dönemde, dil tarihi bakımından önemli eserler yazılmıştır. Bu dönemin dil yadigârlarını Harezm Türkçesi ve Kıpçak Türkçesi olmak üzere iki grupta değerlendirmek de mümkündür. Bunlardan başlıcaları aşağıda kısaca anılmıştır:
Harezm Türkçesinin yadigârları:
·       Mukaddimetü’l – Edeb:.
·       Kısasü’l – Enbiyâ
·       Muînü’l – Mürid
·       Muhabbetnâme·      
 .       Nehcü’l – Ferâdis
Anonim Kur’an Tefsiri bu döneme ait diğer bir eserdir.
Kıpçak Türkçesinin yadigârları:
·       Kodeks Kumanikus (Codex Cumanicus
·       Tercümanü Türkî ve Arabî
·       Kitâbü’l-İdrâk li Lisânü’l-Etrâk
·       Husrev ü Şirin
·       Gülistan Tercümesi
·       Et-Tuhfetü’z-Zekiyye fi’l-Lûgati’t-Türkiyye
·       El-Kavaninü’l-Külliye li Zabti’l-Lûgati’t-Türkiyye
3. YENİ TÜRKÇE DÖNEMİ (15.–20. yüzyıllar arası)
Orta Türkçe dönemindeki Türk lehçelerinin, edebiyatlarının gelişerek devam ettiği dönemdir. Bu dönemi, dil bilgisi yapısı bakımından belli farklılıklar olmakla birlikte Orta Türkçe Dönemi’nden kesin çizgilerle ayırmak pek mümkün değildir. Ancak Türkçenin dış etkiler sebebiyle bazı değişikliklere uğradığı zamanlar bu dönem içinde değerlendirilebilir.
Bu dönemde bir tarafta Orhun, Uygur, Karahanlı Türkçeleri, Harezm Türkçesi ve onun devamı niteliğinde olan ve geçmişteki ses ve yapı bilgisi özelliklerini koruyan Çağatay Türkçesi gelişmesinini sürdürürken diğer tarafta Anadolu Selçuklularıyla birlikte Oğuz ağzı yazı dili olmaya başlamış ve kısa sürede büyük gelişmeler göstererek Türkçeninin ikinci büyük, edebî yazı dili olmuştur.
Milâttan önceki yüzyıllarda Hazar ve Karadeniz’in kuzeyinden Avrupa içlerine kadar uzanan Türk göçleri, milâttan sonraki yüzyıllarda da devam ederek 15. yüzyıla kadar sürmüştür. Bu göçlerle birlikte birtakım siyasî gelişmeler de yaşanmış, yeni kültür merkezleri kurulmaya başlamış, Türk yazı dilinde dallanmalar ortaya çıkmış, Kuzey-Doğu Türkçesi ve Batı Türkçesi denen lehçeler grubu teşekkül etmiştir.
4. MODERN TÜRKÇE DÖNEMİ
20. yüzyıldan itibaren bugünü de içine alan bütün Türk bölgelerinde devam eden Türkçedir. Geçmişte olduğu gibi bugün de çok geniş bir alanda oldukça hareketli bir görünüm arz eden Türkçe, günümüzde yirmiye yakın yazı diliyle varlığını devam ettirmektedir.

Tarih boyunca Türkçeye katkısı bulunan yazarlar kimlerdir?

Yollug Tigin, Kaşgarlı Mahmut, Ahmet Yesevi, Yusuf Has Hacip, Edip ahmet Yükneki, Ali Şir Nevai, Hoca Dehhani, Yunus Emre……

Nusret Diflo Ülkü’nün “Türk çem” adlı şiiirine göre Türkçe kimler tarafından ve nereler –
de konuşulmaktadır?
Nusret Diflo Ülkü’nün “Türk çem” adlı şiiirine göre Türkçe orta Asyadan Tut Ta Balkanlara  kadar olan geniş  bir  alanda konuşulmaktadır.  
Şair, dünyanın farklı yerlerinde Türkçe konuşan insanlarla kendisini niçin fark lı gö rmü yor?
Çünkü Türkçe konuşan herkesi Kendi ulusu olarak görüyor.
Eski Türkçe Döneminden alınan metinlerin her birinde yazıldıkları yüzyılın ay›rıcı özelliklerini görebiliriz. Asıl metinlerde geçen bu gün de kullanmakta olduğunuz kelimeleri aşağıda boş bırakılan yere yazınız.
Türk, Oğuz, begleri, eşidin, akar, at, başladım, şehadet, yir, altınıta  kelimeleri bugün de kullandığımız kelimelerdir.
Eski Türkçe Döneminden alınan metinlerin yazldıkları dönemdeki Türkçe ile günümüz Türkçesindeki belirleyici ses deşiğikliklerini örnekteki gibi aşağıda boş bırakılan yere yazınız.
sözüg…..> söze   
begleri…..>  beyleri       g…….> y değişmesi
eşidin……..> işitin           d…….> t değişmesi,    e…….>  i değişmesi
yir………….> yer             e……….> i değişmesi
altınıta…..> altında        t……….> d değişmesi
“Türk” sözü yukarıdaki metinlerden hangisinde geçmektedir? Bu metnin hangi coğrafyada, kimler tarafından ve kaçıncı yüzylda oluşturulduğunu aşağıda boş bırakılan yere yazınız.
Türk sözcüğü yuklarıdaki metinlerde Orhun Yazıtlarında geçmektedir.  Orta Asyada 8 . yüzyılda Göktürkler tarafından kullanılmıştır.
Yukarıdaki şiir Âşık Paşa’nın bir mesnevisinden alınmştır. Beyitleri okuyunuz. Beyitleri anlamadıysanız sebebini aşağıda boş bırakılan yere yazınız.
 Beyitler tam olarak anlaşılmıyor. Çünkü anlamını bilmediğimiz kelimeler kullanılmış.
                 “Hazırlık” bölümünde araştırmanız istenen Türkçeye katkısı bulunan yazarlardan Eski Anadolu Türkçesi ile eser veren yazarları aşağıda boş bırakılan yere yazınız.
Hoca Dehhani, Ahmet Yesevi ( Divan-ı Hikmet), Şeyyâd Hamza(Yûsuf u Züleyhâ), kaşgarlı Mahmut ( Divan-ı lügatit-türk),  Yusuf Has Hacip( Kutadgu Bilig) Edip ahmet Yükneki( Atabetü-l Hakayık)
Ahmet Fakîh’in Kitâbu Evsâfı Mesâcidi’ş- Şerîfe adlı eseri Eski Anadolu Türkçesinin en eski eserlerinden birisi olarak kabul edilir.
Türkçenin dönemleri hakkında edindiğiniz bilgileri aşağıda boş bırakılan yere yazınız.
1. Altay dönemi,
2. En eski Türkçe dönemi
3. İlk Türkçe dönemi,
Eski Türkçe dönemi, Orta Türkçe dönemi, Yeni Türkçe dönemi, Modern Türkçe dönemi
                                          ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME
1. Tarihî bir metin okuduğunuz zaman o metnin Türkçenin hangi devrine ait olduğunu belirleyebilmeniz için ne gibi özelliklerine bakarsınız?
Metinde kullanılan sözcüklere bakarız. bu sözcükler bize metnin hangi zamanda yazıldığı hakkında bilgi verir.

2. Yaşadığı coğrafya ve etkileşimde bulunduğu kültürler bir milletin dilini etkiler. etkileşimde bulunduğu millet ve kültürlerde gördüğü yeni eşya, nesne, alet, kavram ……gibi  durumları anlatmak için kendi dilinde karşılığı yoksa olduğu gibi o dilden alınır.

3. Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerleri  doldurunuz.
• Türk çe, __Eski Türkçe , ___Orta Türkçe , _Yeni Türkçe , _Modern Türkçe_ dönemlerinden oluşur.
• Eski Anadolu Türkçesi, Anadolu ve _Azerbaycan Türkçesinden  oluşmuştur.

4. Aşağıdaki cümlelerin başına verilen bilgiler doğru ise D yanlış ise Y yazınız.
( D) Kutadgu Bilig Türkçe için önemli bir eserdir.
( Y ) Dede Korkut Hikayeleri Oğuz lar hakkında yazılmış bir eser değildir
( D  ) Orta Türkçe Döneminde saf bir Türkçe kullanılmıştır.
(  D) Atatürk “Türk Dil Kurumu”nun çalışmalarına özel ilgi duymuştur.
5. Aşağıdakilerden hangisi Türkçenin dönemlerin den biri değildir?
A) Es ki Türkçe Dönemi       B) Çağdaş  Türkçe Dönemi
C) Asıl Türkçe Dönemi         D) Orta Türkçe Dönemi       E) Yeni Türkçe Dönemi

6. Atatürk’ün Türk dili için yaptığı  çalışmalar hangi ilke ile ilgilidir?
A) Halkçılık        B) Milliyetçilik                C) Devletçilik    D) Laiklik       E) İnkılapçılık

7. Aşağıdakilerden hangisi Atatürk’ün Türkçenin gelişimi ile ilgili yaptığı çalışmalardan
değildir?
A) Türk Dil Kurumunu kurması
B) Ağızlardan Türkçe kelimeler derletmesi
C) Türk lehçeleri sözlüklerini Türkiye Türkçesine kazandırması
D) Türk Tarih Kurumunu kurması
E) Türk dili çalışmaları için kongreler düzenlemesi
8. Aşağıdakilerden hangisi 18. yy. dan sonra oluşan Türk yazı dillerinden değildir?
A) Kazakça    B) Tatarca     C) Kırgızca   D) Türkiye Türkçesi      E) Türkmence
                  
  ÜNİTE SONU  ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME SORULARI
1 . . Köken Bakımından Dünya Dilleri
1. Hint – Avrupa Dilleri Ailesi
a. Asya Kolu: Hintçe, Farsça, Ermenice
b. Avrupa kolu:
* Germen (Cermen) Dilleri: Almanca, İngilizce, Felemekçe (Hollanda’da ve Belçika’nın bir kısmında kullanılan dil).
* Romen Dilleri: Latince, Fransızca, İspanyolca, Portekizce, İtalyanca
* İslav Dilleri: Rusça, Sırpça, Lehçe (Lehistan bölgesinde kullanılan dil).
2. Hami-Sami Dilleri Ailesi: Akatça, Arapça, İbranice
3. Bantu Dilleri Ailesi: Orta ve Güney Afrika’da yaşayan Bantuların dilleri bu gruba girer.
4. Çin Dilleri Ailesi: Çince ve Tibetçe bu ailedendir.
5. Ural- Altay Dilleri Ailesi:
a. Ural Kolu: Fince, Macarca, Estonca
b. Altay Kolu: Türkçe, Moğolca, Mançuca
2. Yapı bakımından diller hangi özelliklerine göre sınıflandırılmıştır?
Yeryüzündeki diller, ses sistemi, biçim yapısı ve söz dizimi özelliklerine göre sınıflandırılmıştır.

3. Atatürk’ün Türkçecinin sadeleşmesi için yaptığı çalışmaları söyleyiniz?
Dil inkılabı, özü itibariyle, çağdaş değerler içinde bir kültür davası olarak ele alınmalıydı. Bunun gerçekleştirilmesi içinde bilimsel temelde çok yönlü ve kapsamlı bir programa bağlanması gerekiyordu. Bu bakımdan dil inkılabının dayandığı fikir temelini:
1-Yabancı etkiler altında benliğini kaybetmiş olan dilimizin millileştirilmesi, ona kendi yapı ve işleyişine uygun bir gelişme yolunun çizilmesi,
2-Bilimsel yollar ile incelenerek aslındaki güzelliğin ve tarihi zenginliğin ortaya konması,
3-Türkçemize, kelime türetme ve terim yapma imkanları bakımından işleklik kazandırılarak, uzun vadede zengin bir kültür dili durumuna getirilmesi, şeklinde üç ana ilkede özetleyebiliriz.
4…………………
5. Türkçenin köken bakımından dünya dilleri arasındaki yeri nedir?
 Türkçe Ural Altay dil ailesinin Altay koluna bağlı sondan eklemeli bir dildir.

6. Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerleri doldurunuz.
Türk Dil Kurumu …..
• Orta Türkçe Döneminde dilimize  Arap  ve Fars  dillerinden pek çok kural ve kelime girmiştir.
 • “Türk” kelime si ilk kez Eski Türkçe Döneminde kullanılmıştır.
7.  Aşağıdaki cümlelerin başına verilen bilgiler doğru ise D yanlış ise Y yazınız.
 ( Y ) Dünya dilleri, öğelerinin dizilişine göre sınıflandırılmıştır.
( Y ) Türkçe, Hint-Avrupa dil ailesine mensuptur.
( D ) Türkçe, yapı bakımından sondan eklemeli bir dildir.
( D ) Türkçe, Ural-Al tay dil grubunun Altay kolundandır.
(  Y ) Türkçede kelimelerin önü ne geleneklerde vardır.
( D ) Türk adı ilk defa yazılı olarak Göktürk Yazıtlarında geçmiştir.
( Y ) Türkçe, sadece Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde konuşulur.
(   D ) Türkçe, Anadolu’da yeni özellikler kazanmıştır.

8. Es ki Türkçede kelime başlarında bulunan “k”ler günümüzde hangi sese dönüşmüştür?
A) t      B) z      C) b     D) g     E) m

9. “gel-” fiilinin Es ki Türkçeden günümüz Türkçesine gelişinde hangi ses olayı görülür?
A) Ünsüz düşmesi    B) Kaynaşma    C) ikizleşme    D) Ünsüz değişmesi   E) Göçüşme
10. Aşağıdaki dillerden hangisi Türkiye Türkçesiyle ilişkili değildir?
A) Azerice    B) Kırgızca     C) Kazakça     D) Rusça     E) Özbekçe

11. Türkçe, Anadolu’da hangi tarihten sonra yaygın olarak kullanılmaya başlanmıştır?
A) 1453    B)1248     C) 1071     D) 1923     E) 1402
12. Türkçe, yapı bakımından hangi dil grubun dandır?
A) Tek heceli     B) Çekimli C) Önden eklemeli    D) Sondan eklemeli   E) İki heceli
13. Türkiye Türkçesi hangi ağız esas alınarak şekillendirilmiştir?

A) İstanbul B) Konya C) Ankara D) Karaman E) Erzurum


Yazar Hakkında

Yazar : admin

Yazar Hakkında :

Yazarın Tüm Yazıları İçin Tıklayınız

Yorumlar
İsminiz
E-Posta Adresiniz
Yorumunuz

This blog is kept spam free by WP-SpamFree.

Yorum onaylama sistemi etkin; yorumunuzun yayınlanması biraz zaman alabilir.