2014-2015- 9. Sınıf dil ve Anlatım kitabı Cevapları- EKOYAY- Kelime Bilgisi- Kelime Grupları- Deyimler-cümlede anlam sayfa 101-130arası

16.09.2014 tarihinde 9. SInıf Dil ve Anlatım Kitabı Cevapları kategorisine eklenmiş, Kişi Okumuş ve 0 Yorum Yapılmış.

HAZIRLIK
1. AYIKLA PİRİNCİN TAŞINI
(Bir zorluğu çözümlerken, bir engeli ortadan kaldırmaya çalışırken bazen hiç beklenmedik sürpriz olaylar çıkar ve daha büyük engeller karşınıza dikilir. Böyle durumlarda bu deyim kullanılır.) Deyimin öyküsü Osmanlı tarihine dayanır. Yavuz Sultan Selimin Yemen’i Osmanlı topraklarına katmasından bir süre sonra Yemen’de isyan çıkmış, uzun uğraşmalar sonunda Yemen Fatihi Sinan Paşa duruma hakim olmuş; Yemen bundan sonra 400 yıl Osmanlı egemenliğinde kalmıştı. Söylentiye göre Sinan Paşanın askerleri bir gün çölde konaklamış. Yemek pişirmek üzere hasır torbalar içindeki mısır pirinçlerini yere serdikleri büyük bir çadırın üstüne dökmüş ve taşlarını ayıklamaya başlamışlar. Bu sırada bir fırtına çıkmış ve rüzgarın savurduğu bir kum bulutu pirinçlerin üstüne inerek, ufak bir tümsek halinde yığılmış. Kumların altında kalan pirinçlere bakakalan yeniçeriler arasından şakacı bir asker, arkadaşlarına:
– Biz Allah’ın nimetini taşlı diye beğenmiyorduk, bizim gibi günahkar kullara üç beş taş az bile gelir. Asıl şimdi ayıklayın bakalım pirincin taşını. Ulu tanrımız, Kabe’ye hücum eden fil sahiplerinin başına ebabil kuşlarından taş yağdırmıştı. Bizim başımıza da daha büyük taş yağdırmadan hemen tövbe edelim, diyerek arkadaşlarını güldürmüş.

AKLA KARAYI SEÇMEK
Deyimin anlamı, “Bir işin üstesinden gelene kadar çok zorluk çekmek, güçlükle başarmak” demektir. Dinimize göre, Sabah namazının kılınma vakti, güneş doğuncaya kadar geçerlidir. Ortalık ağarmaya başlayıp da ak iplik ile kara iplik birbirinden seçilinceye kadar Sabah namazı kılma süresi devam eder. Ağır hastalar bütün gece sancı ve ızdırap içinde kıvranarak uyuyamadıklarından, Sabahı zor ederler.

ÇAM DEVİRMEK , POT KIRMAK
Başkalarını kızdıracak, üzecek, gereksiz, münasebetsiz söz söyleme anlamında bir deyimdir. Zengin bir adamın, Göztepe Erenköy taraflarında, sekiz on dönüm bahçeli, büyük bir köşkü varmış. Adam bu bahçenin bir köşesine bir bina daha yaptırmaya karar vermiş. Eski binalar hep ahşap yapıldığı için, gereken keresteyi tomruk halinde getirtmiş ve inşaat yaptıracağı yere istif ettirmiş. Bu tomrukların içinde çam, gürgen, meşe ve ceviz ağaçları da bulunuyormuş. Sayfiye mevsimi olmadığı için Nişantaşı’ndaki konağında oturan zengin adam bir sabah, köşküne gitmiş ve köşkün saf bekçisine emir vermiş:
-Bir hızarcı bul, bahçedeki ağaçların arasındaki çamları biçtir, tahta ve kalas yaptır demiş.
Saf uşak da efendisinin emri üzerine hızarcıları bulmuş. Çam tomrukları yerine, köşkün bahçesinde ne kadar kıymetli çam ağacı varsa kestirip devirmiş. Bu akılsız uşağın adı, çam deviren uşak kalmış.
AĞZINDAN BAKLAYI ÇIKARMAK
Deyiminin anlamı, “Sabrı tükenip, o zamana kadar söylemediğini söyleyivermek”tir. Eski zamanlarda çok küfürbaz bir adam varmış. Memleketin müftüsü bu adamı çağırıp sık sık nasihat edermiş. Küfür edeceği sırada aklına gelip, vazgeçmesi için de ağzında bir bakla tanesi tutmasını önermiş. Bir gün yine müftü efendi bu adama nasihat ederken, münasebetsizin biri içeri girmiş ve müftüye sormuş: -Müftü efendi, sağdıcım öldü. Bana mirasının kaçta kaçı isabet eder? Canı sıkılan müftü, küfürbaza dönmüş: -Çıkar ağzından şu baklayı da, bu herife gerekli cevabı kendi usulüne göre sen ver, demiş.

2.Düşünceyi daha iyi ifade edebilmek, daha etkili kılabilmek, daha güzel anlatmak için bir sözcükle ifade edilebilecek bir hareketi, bir kavramı birden fazla sözcükle ifade ederiz.

3. “Hastalanmak” kelimesi ile “hasta olmak” kelimelerinin birbirinin yerine kullanılması ifadenin daha zengin olmasını, anlatımın tekrara düşmenden ifade edilmesini sağlar

Sayfa 105.
·          “Zaten babadan yetim kalan küçük Hasan, anası da ölünce uzak akrabaları ve konu komşunun yardımıyla halasının yanına, Filistin’in ücra bir kasabasına gönderiliyordu.”
“Hasan, sonra yardımla halasına, kasabaya gönderiliyordu.”
Yukarıdaki iki cümleden birincisi daha detaylı bir bilgi veriyor. Eğer ikinci cümle gibi kısa olsaydı anlatılmak istenen düşünce tam olarak anlatılamayabilirdi.
“gırıl gırıl işleyen vinç” ifadesinde tabiat taklidi sesler vardır. Bazı durumlar tek kelime ile ifade edilemez. Bu durumda birden fazla sözcük kullanılır.
·         Metinde geçen tek kelime ile ifade edilmeyen kavramlar:
“şuraya buraya”,pençe pençe”, “al al ol-“, “pırıl pırıl”, “kocaman kocaman”, “arka arkaya”, “ağır ağır”, yumuşak yumuşak”
·           Bahçeler tükendi, zeytinlikler seyrekleşti.” İfadesiyle verilebilecek bilgi “Fakat hem pür nakil çiçek açmış hem yemişlerle donanmış güzel, ıslak bahçelerde tükendi; zeytinlikler de seyrekleşti.” Cümlesiyle verilmiştir. İkinci cümle verilmek istenen bilginin daha ayrıntılı ve daha etkili bir şekilde olarak verildiğini gösteriyor. Bu ifadelerle ayrıntılar ortaya konmuş.

1.Et kinlik   
*  “Ali kitabı arkadaşına verdi.”
“Ali elinde tuttuğu eski siyah, meşin kaplı kitabı, istemeye istemeye arkadaşına verdi.”
…..
1.cümle.  Hasan pencereyi kapattı.
Hasan, üzerinde oturduğu kanepeden kalkmadan yarı açık duran pencereyi kapattı.
2.cümle: Ceren okula gitti.
Ceren, sabah erkenden kalkarak, üstünü giyinip evin önünden geçen Edirnekapı minibüsüne binerek okula gitti.
3.cümle: öğretmen sınıfa girdi.
Öfkeli bir şekilde kapıyı açan öğretmen, sanki burnundan soluyan bir boğa gibi öfkeyle sağa sola bakışlar fırlatarak sınıfa girdi.
4.cümle: çocuk yemekleri yedi.
Sanki yıllardır aç kalmış gibi sofradakilere saldıran çocuk önüne konan yemekleri büyük bir iştahla yedi.
Yukarıdaki örneklerde ikinci cümlelerin daha geniş bilgi verdiği görülmektedir.

2.Etkinlik  

Burada “üzerinden ağır bir yük kalkmak” söz grubu bir işi başarmaktan dolayı rahatlamak anlamlarına gelmektedir.
Bizim ifadelerimle yazarın ifadeleri kıyaslanmaz. Yazarın ifadeleri daha etkilidir.

*** metinde geçen deyimler:
“derdine yanmak, derdine derman bulmak, yürek yarası, yüreğine ateş düşmek, yüksekten uçmak,…”

DEYİMLERİN ÖZELLİKLERİ:

1. Kalıplaşmış sözlerdir. Yerleri değiştirilemez; bir kelime çıkarılıp, aynı anlama da gelse yerine başka bir kelime konamaz. “Eli yüzü düzgün” deyimi, “yüzü eli düzgün” biçiminde; “baş kaldırmak” deyimi, “kafa kaldırmak” biçiminde değiştirilip söylenemez; söylense de deyim olmaz.
2. Bir araya gelirken, çoklukla kendi gerçek anlamlarından ayrı bir anlam belirtirler. “Altın kesmek” deyimi, “altını kesip doğramak, parçalara ya da dilimlere ayırmak” anlamında kullanılmaz; bu söz “çok para kazanmak, kazanır durumda olmak” anlamında kullanılır. Ancak kimi deyimlerde, kalıplaşmış sözden çıkan anlam, gerçek anlamın dışında değildir. “Sesi çıkmamak; çoğu gitti, azı kaldı” deyimlerinde olduğu gibi.
3. Kısa ve özlü ifadeler taşırlar. Bir kavramı, bir düşünceyi, bir olayı az sözle belirtmek ya da daha etkili kılmak için kullanılırlar.
4. En az iki kelimeden oluşurlar. Bir kısmı kelime grubu, bir kısmı da cümle hâlinde biçimlenmiştir. “Günaha sokmak, içini dökmek” ve “elifi görse mertek sanır”, “burnu yere düşse almaz” gibi.
5. Çoklukla mastar hâlinde olduklarından fiil çekimine girerler. “Burnunu çekmek” deyimi, “burnunu çekti”; “bozuk çalmak” deyimi, “bozuk çaldı”; “güçlük çıkarmak” deyimi, “güçlük çıkardı” biçiminde çekimlenebilir.
6. Deyimlerin bir çoğu benzetme ve söz sanatları ile süslüdür. Anlatıma güzellik, canlılık ve çekicilik katmak için bu şekilde kullanılırlar. Bu bakımdan, genel kural niteliği taşımazlar. Bu yönleriyle de ata sözlerinden ayrılırlar. Çünkü atasözleri genel kural niteliği taşırlar; yol göstermek, ders ve öğüt vermek amacı güderler. “Ağaçtan maşa aptaldan paşa olmaz” ata sözü, netleşmiş bir genel kuraldır. Denenmiş, uygulanmış, her zaman ve herkes için doğru olan bir genel kural niteliğinde biçimlenmiştir. Oysa “fiyatı kırmak” sözünde genel bir kural yoktur. Çünkü her zaman fiyat dondurulmaz.
7. Bazı benzetmeli söyleyişler deyim olmadıkları hâlde deyim gibi kullanılırlar. “Arpacı kumrusu gibi (düşünmek)”, “beşlik simit gibi (kurulmak)”, “arı kovanı gibi (işlemek)”, “kabak çiçeği gibi (açılmak)” deyimleri, bu türdendirler.
8. Kimi ikilemeler de çoklukla deyim sayılmaktadır. “Allak bullak”, “oldum olası”, “takım taklavat”, “süklüm püklüm”, “ev bark” gibi.
9. Çoğu zaman deyimlerle birleşik kelimeler karıştırılır. Bu yanlışlara düşmekten kimi bilgilere sahip olmakla kurtulmak mümkündür. Birleşik kelimelerin bitişik yazıldıkları, isim soyundan geldikleri, aralarına yapım ve çekim eki girmeyecek kadar kaynaşmış oldukları unutulmamalıdır. Bunun yanı sıra, deyimleri oluşturan kelime gruplarının isim ve fiil çekimlerine girdikleri, aralarına çekim ekleri aldıkları da hatırdan çıkarılmamalıdır. Ancak, bu ilkeler her ne kadar göz önünde tutulsa da, deyimlerle birleşik kelimeleri kimi zaman tam ayırt etmek imkânı yoktur.
10. Bir milletin söz gücünden doğan ve doğduğu toplumun malı olan deyimler, bazı istisnaları dışında mecazdırlar; kelime grubu olarak da isim, sıfat, zarf görevlerinde bulunurlar: “İçten pazarlıklı bir adam” cümlesinde “içten pazarlıklı” deyimi sıfat olarak; “keyfimi kaçırıp gitti” cümlesinde “keyfi kaçmak” deyimi zarf olarak; “karga derneğinde işim yok benim” cümlesinde “karga derneği” deyimi de isim görevinde kullanılmıştır.

CÜMLE HALİNDE SÖYLENMİŞ DEYİMLER:
“Cami yıkılmış ama mihrap yerinde.” Yaşlandığı halde güzelliğini kaybetmemiş, hala alımlı.
“Atı alan Üsküdar’ı geçti.” Fırsat kaçtı, artık yapılacak şey kalmadı.
“Ne şiş yansın ne kebap” ”İki taraf da korunsun, gücendirilmesin, ikisinin de zarar görmeyeceği bir yol bulunsun” anlamında kullanılır.

**** gerçek anlamında kullanılan deyimler:
Canı sağ olsun,
Baskın çıkmak,
Ayda yılda bir
Nerde akşam orda sabah

****İnsanların kişilik özelliklerini karşılayan deyimler:
Aç gözlü
Tilki gibi kurnaz,
İnsan müsveddesi,
İnsan evladı


*** Yazar düşüncesini daha etkili anlatmak ve anlatımı kuvvetlendirmek için deyimlere başvurmuştur. Deyimlerin kullanış amacıyla yazarın amacı uyumludur.


3.Etkinlik
**** Deyimler ile halk kültürü arasında sıkı bir bağ vardır. Buradaki örnekte olduğu gibi birçok deyim zaman içinde yaşanan olaylardan ortaya çıkmıştır. Birçok deyim de halkın keskin zekasının bir durumu daha öz biçimde ortay konması için üretilmiştir.

*** Atasözleri ve deyimler arasındaki oluşum yönünden benzerlikler:
1.İkisinin de söyleyeni belli değildir, yani anonimdir.
2 – İkisi de kısa ifadelerden oluşur.
3 – İkisi için de cümle olma durumu söz konusu olabilir. (atasözleri her zaman, deyiler nadiren)
4 – İkisi de mecaz anlamda olabilir. (deyimler her zaman, atasözleri bazen)

4. Etkinlik
*** hıçkıra hıçkıra, katıla katıla, titreye titreye, saç sakal, göğüs bağır bu kelime grupları ikişer kelimeden oluşuyor.
Hıçkıra hıçkıra, katıla katıla, titreye titreye ikilemeleri kelimelerin aynen tekrar edilmesiyle oluşmuş,
Saç sakal, göğüs bağır ikilemeleri ise yakın anlamlı sözcüklerden oluşmuştur.

***Bu elbise aşağı yukarı yüz lira eder.” (Zıt anlamlı kelimelerden oluşmaktadır.)
Evi barkı satıp Ankarayı terk etti   ( biri anlamlı biri anlamsız kelimelerden oluşanikileme )
Ali bunu duyunca uflaya puflaya uzaklaştı. ( yansıma seslerden oluşan ikileme)
Beni böyle ıvır zıvır işlerle meşgul etme. ( iki anlamsız kelimeden oluşan ikileme)

***
Buraya gelirken üzerine eski püskü bir elbise giymişti.
Evin duvarlarını  eğri büğrüyapınca çok çirkin bir görüntü çıktı ortaya.
Şırıl şırıl akan derenin suyunu kana kana içti.
Yaptığı yanlışlarla saç baş yoldurdu.

Eskici hikayesinde geçen ikilemeler:
Konu komşu, gırıl gırıl, şuraya buraya, ara sıra, kocaman kocaman, pırıl pırıl, ark arkaya,  ağır ağır,  yumuşak yumuşak, biçim biçim, sürü sürü, parça parça, çabuk çabuk, uzun uzun…..
“gırıl gırıl, ara sıra, kocaman kocaman, pırıl pırıl, ark arkaya,  ağır ağır,  yumuşak yumuşak, biçim biçim, sürü sürü, parça parça, çabuk çabuk, uzun uzun..” aynı anlamdaki sözcüklerin tekrarı ile oluşan ikilemeler.
Konu komşu: biri anlamlı biri anlamsız sözcüklerden oluşmuş.
Şuraya buraya: iki anlamlı sözcükten oluşmuş ikileme.
** İkilemelerin arsına virgül konmaz. Virgül konursa anlam değişir.
*** metinde gecen ikilemeler cümleye pekiştirme, güçlendirme zenginlik anlamları katıyor.
Örnekler:
“..güneşli mavi gök, pırıl pırıl akıyor.”
“Eskici ’de saç sakal dağınık, göğüs bağır açık, pantolonu dizlerinden yamalı, dişleri eksik
ve suratı sarı, sapsarıydı.”
5.Etkinlik
Vırak…  vırak isim kökü
Zıplayan….zıp- isim kökü
Vızıldayan…….vız    isim kökü
Şapırdatmadan…… şapır   isim kökü
Tamtam….tam isim kökü
Hart… hart isim kökü
Miyavlayan….miyav isim kökü
Havlayarak…hav  isim kökü
Mışıl mışıl … mışıl… isim kökü
Bu sözcükler yansıma sözcüklerdir. Tabiattaki varlıkların çıkardığı seslerden türemişlerdir.
Yansıma sözcükler bu cümlelerde zarf olarak kullanılmış ve  davranışların özelliklerini betimlemişlerdir.
**** harıl harıl,  tik tak , şırıltılı.. sözcükleri yansıma sözcüklerdir.

5.Etkinlik 
Subaşının karşısı (kimin karşısı)    … subaşının–
Köprünün üstü (neyin üstü)       –––köprünün–––
Koca Ali’nin kolu (kimin kolu) ––––Koca Ali’nin––––
Ağa kapısı (ne kapısı)                    ––––Ağa––
Dizdarların odası (kimlerin odası) ––Dizdarların
Kısas günü (ne günü) ––                  ––Kısas–––
Kelime birliklerini oluşturan sözcükler isim soylu sözcüklerdir.
İsim tamlamalarında aitlik ilgisi vardır. Tamlamayı oluşturan birinci isim ikinci ismin neye ait olduğunu gösterir.
7. Etkinlik
“Ali’nin kitabı düştü.” Cümlesinde geçen isim tamlaması  “Ali’nin kitabı” kelime grubudur. Düşen kitaptır.
İki isim unsurundan oluşan isim tamlamasında asıl unsur iyelik eki alan unsurdur. İsim tamlaması iyelik eki üzerine kurulur.
Son Kuşlar adlı metinde geçen isim tamlamaları
Güzün o güzel günleri
Bir kuş cıvıltısı
Konstantin Efendi’nin bulunabileceği sırtları
8. Etkinlik
gün                  içi,                kâtibin                 gözleri,
                   tamlanan                                    tamlanan

sümbül              çiçeği,                 ceketlerinin       ilikleri
________      tamlanan                ________        tamlanan


***tamlayan olan unsur isim çekim eklerinden  –ın, in, un, ün ilgi hal ekini alır.
“gün” ve “sümbül” tamlamalarında

? “Kâtip” ve “ceket” kelimelerinde bulunan ilgi hal eki kelimeye aitlik ,ilgi anlamı katmıştır.

*** tamlayanı ilgi hal eki almayan isim tamlamaları genellik arz eder.  Kesinlik ifade etmez. Bu tür bir anlatım kesinlik ifade etmeyen durumlarda kullanılır.

?  “Kâtibin gözleri” isim tamlamasında gözlerin hangi katibe ait olduğu belli değil. Katip ifadesi  burada genelleme bildirir.

? “Evin duvarı” tamlaması ile “ev duvarı” tamlaması arasında fark vardır. Birinci tamlamadaki evin ifadesinde evin belirginliği vardır.  İkinci tamlamadaki ev ifadesi ise belirgin değildir. Daha genel kapsamlıdır.

9. Etkinlik

? diş   fırça,  okul    çanta , çamaşır makinesi ,

 portakal  ağacı , diş  macunu , buz dolabı

Kedinin  yavrusu,    ağaçların      altındaki yuvası
Benim kitabım
Yaz akşamları,  balıkçı kulübesi
araba lastiği
10. Etkinlik 

Kıraç    topraklar,     bütün      gün,      bu      çöl,      Bir         akşamüstü
Sıfat       isim           Sıfat     isim        Sıfat   isim      Sıfat             isim    

Kıraç     topraklar,       öldürücü         güneş
Sıfat         isim                sıfat             isim
·    
    Bu çeşit tamlamaya sıfat tamlaması denir. bu sözcükler  varlığın durumunu, biçimini, niceliğini, niteliğini belirtirler.
Sıfat tamlamasında  sıfat olan unsur tamlayan görevinde isim olan unsur da tamlanan görevinde kullanılır.
Kırk bir bela Ahmet adlı metinde geçen sıfat tamlamaları
? Küçük bir kasaba,  sevimli çarşı, Koca çınar,  alçak iskemleler, Bir ensiz tahta köprü,  ince dere

11.Etkinlik  
Sıfatın Türü                        Sıfat                          İsim
Belirsizlik                            bazı                      + insanlar
                                          her                        + ço cuk 
sayı                                             beş                               + ayakkabı 
soru                                   hangi                      + ev
gösterme (işaret)                 şu                         + ağaç             
nitelik (vasıf)                      büyük                     + adam     

                                         bembeyaz               + elbise
                                   
12. Etkinlik  
Anlam bakımından farklılıklar:  sıfat tamlaması varlığın özelliklerini gösterir. İsim tamlaması ise  aitlik sahiplik bildirir.
Yapı bakımından farklılıklar:  sıfat tamlamaları bir isim ile bir sıfattan oluşur. İsim tamlaması ise iki isimden oluşur. İsim tamlamaları ilgi hal ekini ve iyelik ekini alır. Sıfat tamlaması ise eksiz bir tamlamadır.
13.Etkinlik   
pür nakil çiçek açmış, yemişlerle donanmış güzel, ıslak      bahçeler
? İlk cümledeki bahçenin özelliklerini anlatan sözcükler hem  …..hem bağlacıyla birbirine bağlanmıştır.
?  “hem … hem …” bağlacı cümlenin başında ve ortasında bulunuyor.
   ******
Pazardan elma, armut __ve __ kiraz aldım.
Yüzünde ___ne____ coşku ___ne___ se vinç ifla re ti var d›.
Sen __değil_  kimse bana bunu yaptıramaz.
Bana ___da____ sana _da__ ye ter.
Bu karpuzları üç ___veya____ beş lira arasında satarsın.
                    Bağlama grupları
Ankara ve İzmir,  Ay şe ile Handan,  Ya Ali ya da Ömer,  Üç ila beş,  hem ödevini bitirmeli hem de sınavlarına çalışmalı
Gerek ev gerekse bahçe yeniden düzenlenmeli.
Hem sen hem de o bu gece dışarı çıkmayın.
Ya bana gelin  ya da evde  oturun, sakın dışarı çıkmayın.
İster alsın ister almasın sen yine de ona götür.
14. Etkinlik
? Yolcuyu geçirmeye gelenler nasıl ferahladılar? ( üzerlerinden ağır bir yük kalkmış gibi )
? Vapur ne zaman sıcak memleketlere yaklaştı? ( şuraya buraya uğrayıp bir sürü yolcu bıraktıktan sonra)
? Yanındaki askere ne ile gösterdi? (parmağıyla?
? Elini niçin ağır tutuyordu? ( daha çok dinlemek için)
? Sorulara verilecek cevaplar bir kelime grubu olduğu için tek kelime ile cevap verilememektedir.

**** hepsinde edatlar grubun sonunda bulunmaktadır. 


15. Etkinlik
Feminist metnindeki edat grupları:
iyice, açıkça bilmediği için
onun gibi
Biraz hoşbeş ten sonra
****Sınavdan sonra eve gidip dinleneceğim.
Akşama doğru işim biter.
Senin gibi ben de okuyacağım.
Onun güzel hatırı için bunları yapıyorum.
16. Etkinlik
Ya Rab!
Eyvah, eyvah, Sakarya’m
Hey Sakarya
*** ünlem grubunda ilk sözcüğün türü ünlemdir.
Ünlem grubu ünlem+ isim unsuru= ünlem grubu şeklinde oluşur.
Ünlemler bu şiirlerde seslenme(hitap için, dikkat çekme )için kullanılmıştır.
Daha çok seslenme ve hitaplarda ünlem gruplarına başvurulur.
****  Yahu Ahmet,
Hey kardeşim,
A kardeşim,
17. Etkinlik
“Ali Bey, Hasan Usta, Tuğrul Bey’le Çağrı Bey, Sultan Alparslan, Oğuz Han, Ahmet Efendi,Enver Paşa”  bu isimlerin hepsi kendin önce ve sonra bir unvan ismi almıştır.  Bey, efendi, paşa, sultan, usta gibi. Bu sözcüklere unvan ismi denir. 
18. Etkinlik
Gönülleri isli, şirin konuşma, taze, gevrek, billur ses, yüreği burkul-,kızgın göğüs……
Kelime grupları düşüncemizi daha iyi ver daha etkili anlatmak için kullanılır. Bazen sözcükler  tek başına bir düşünceyi ifade etmede yetersiz kalır, bunun için bir başka kelime ile birleşerek yeni anlamlar oluştururlar.
                                         ANLAMA VE YORUMLAMA
Kelime grupları düşüncemizi daha iyi ver daha etkili anlatmak için kullanılır. Bazen sözcükler  tek başına bir düşünceyi ifade etmede yetersiz kalır, bunun için bir başka kelime ile birleşerek yeni anlamlar oluştururlar.
…….
          ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME
1.       Kelime grupları düşüncemizi daha iyi ver daha etkili anlatmak için kullanılır. Bazen sözcükler  tek başına bir düşünceyi ifade etmede yetersiz kalır, bunun için bir başka kelime ile birleşerek yeni anlamlar oluştururlar. Bu yüzden kelime gruplarına ihtiyaç duyarız.
2.       İlk soruyla benzer cevap.
3.       Deyimler kalıplaşmış ifadelerdir. Bu yüzden herkes aynı şeyi anlar. Deyimler birden fazla sözcüğün bir araya gelerek oluşturduğu yeni anlamdaki ifadelerdir.
4.       İsim tamlamasının unsurları:  tamlayan ve tamlanan .  asıl unsur tamlanan olan unsurdur. İyelik eki alır.
5.       * …….Kelime grubu….
*…gerçek, yan ve mecaz…..
*…iyelik eki….
*…tamlayan….tamlanan…
*…..zarf…..
   
  6. Aşağıdaki cümlelerde geçen bilgiler doğru ise D yanlış ise Y yazınız.
          D
          Y
         Y
         Y
      
  7.C) Büyük ağaç
8. C) Gün görmemek
9. C) Bağlama grubu
10. C) Okula otobüs ile geldim.
                         ÜNİTE SONU ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME SORULARI
1.Dilin anlamlı en küçük birimi sözcüktür.
2…
3.Soyutanlamlı kelimler: beş duyumuzla algılayamadığımız varlıkları gösteren sözcüklere soyut anlamlı kelimeler denir.
4.Çok anlamlılık: bir sözcüğün birden çok anlamda kullanılmasına çok anlamlılık denir.
   Eş anlamlılık: yazılışı ayrı anlamları aynı olan sözcüklere eş anlamlı sözcükler denir.
soy” sözcüğü birden çok anlama gelen, çok anlamlı bir sözcüktür.
Soy: 1. Bir atadan gelen kimselerin topluluğu, sülale.
2. Cins, tür, çeşit.
3. İyi ve üstün nitelikleri bulunan.
4. (eskiden) manzum söz: “Dede Korkut, boy boyladı soy soyladı.”
Eş anlam: ak- beyaz,   siyah- kara, al- kırmızı, okul- mektep,   talebe- öğrenci,  öğretmen- muallim ..
5. Bağlama grubu: bağlaçlarla birbirine bağlanan kelime grubuna denir.
Hasan ve Hüseyin yarın geliyor.
Ya o ya ben, diyordu.
Hem beni hem de seni aramamış.
Edat grubu: bir edatla onu tamamlayan bir isim unsurunun oluşturduğu kelime grubudur.
 Onun güzel hatırı        için
      İsim unsuru             edat
6.Ünlemler cümleye seslenme anlamı katar.
7. Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerleri doldurunuz.
* Sobayı yaktım cümlesinde mecaz anlatım vardır.
*…………….
* bağlama grubundaki iki isim birbirine bağlaçlarla bağlanır.
* Ahmet Hoca kelime dizisine unvan grubu denir.
* Herhangi bir kavramı, niteliği, hareketi, durumu detaylı anlatmak için ikilemeler kullanılır.
* Cümle ögeleri kelimelerden ve kelime gruplarından oluşur.
8. Aşağıdaki cümleler doğru ise D yanlış ise Y yazınız.
D
Y
D
D
Y
Y
D
D
Y
Y
Y
D
D
D
D
9. A) Buzdolabı
10. E) Elmayı yedi.
11. A) “A” ünlü bir sestir.
12. C) Gülşen’in gözü
13. E) Akşam yola çıkmış, sabaha gelir.
14. B) Ak akçe kara gün içindir
15. E) An lam iyileşmesi
16. D) Kapı kolu
17. C) Tavuk yumurtası

18. D) Bisikletle gitti 

1. CÜMLEDE ANLAMIN OLUŞUMU sayfa 123-
HAZIRLIK
·         Bu akşam üç tane evi ziyaret ediniz.
·         Aracınızı buraya park etmeyiniz. Bu cümleler emir ifade etmektedir.
* Çiçek ve şeritle süslenmiş bir araba evlilik veya sünnet düğünü olduğunu çağrıştırır. Çünkü bunlar toplumsal bir gelenek olmuştur.
* Her cümlede her kelime veya kelime grubunu kullanamayız. Kelimelerin bulunduğu yere göre değişik anlamlar kazandığını biliyoruz. Fakat her kelime her cümlede kullanılmaz. Anlam bakımından kelimelerin veya kelime gruplarının bir uyum içinde olması gerekir.
* Yüklemi  “tırmandı” olan cümlenin öznesi balina olamaz. Çünkü balina tırmanamaz.
1.      “Arkamda açık duran balkon kapısından hafif bir rüzgar giriyor, salona ıhlamur ve gül kokusu getiriyordu.” Cümlesini oluşturan sözcükleri incelersek her kelimenin anlam bakımından birbirini tamamladığını görürüz.  Sözcükler anlam ilişkilerine göre bir araya gelerek cümleleri oluştururlar.
2.      “Arkamda açık duran balkon kapısından hafif bir rüzgâr giriyor, salona ıhlamur ve gül kokusu getiriyordu.”
“Arkamda açık duran balkon kapısından hafif bir köpek giriyor, salona ıhlamur ve gül kokusu getiriyordu.” Cümlesinde özneyi değiştirdiğimiz zaman anlam bozuluyor.
Hafif,  köpek, balkon, girmek sözcükleri anlam olarak bir birini tamamlamıyor.
                     Bekçi: “Efendi, demiş, gece yarısı sokakta ne arıyorsun?”
                  Bekçi:  “Balina, demiş, gece yarısı sokakta ne arıyorsun?” ikinci cümlede anlam açısından bir uyumsuzluk vardır. Balina, bekçi, sokak, aramak sözcükleri birbiri ile uyumsuz .
1.       Etkinlik   
“Vermiş ti.”  Hasan,   dün         ona   güzel bir kalem    vermişti.
                                              Özne     Z. T.       D. T         Nesne                 yüklem
Hasan, ona vermişti.
Hasan ona güzel bir kalem vermişti.
Hasan ona dün güzel bir kalem vermişti.
Bu cümlelerde her seferinde anlamı daha da belirginleştiren bir durum ortaya çıkıyor.
a.Okul, sırt, çanta kelimeleri birbirini anlam yönünden tamamlayan unsurlardır. 
     b. Ahmet ve çanta sözcükleri özne ve nesnedir. Nesne öznenin yaptığı işten etkilenen unsurdur. Burada getirme işi çanta üzerinde gerçekleşiyor.
   c. Cümlenin öznesi cansız bir varlık olabilir. Zil çaldı. Cümlesinde özne zil sözcüğüdür. Zil cansız bir varlıktır. Fakat burada sözde özne dediğimiz işten etkilene unsur vardır.
Ahmet her sabah çantasını okula sırtında büyük zorluklarla getiriyordu.
sırasıyla ‘gece yarısı, uzaya, uçarak’
Ahmet gece yarısı çantasını uzaya sırtında uçarak getiriyordu. Sözcükleri ile değiştirdiğimiz aman anlamın bozulduğunu görüyoruz.
Aralarında anlam bakımından bir uyum olan sözcüklerin ekler vasıtasıyla bir anlam etrafında toplanmasına bağdaştırma denir.
2. Etkinlik
Ne kadar güzel ifadesi kullanıldığı bağlama göre değişik bir anlam ifade ediyor.
·         İletişimde gönderici ile alıcı arasındaki ilişki cümlenin anlamını doğrudan etkiler. Anlam değişikliği olur.
·         Bir bağlama yerleştirilmeyen cümleler farklı anlam ifade edebilir. Günlük hayatta birçok yanlış anlamanın kaynağı budur.
·         Özellikle özne, nesne ve gönderici ile alıcı net değilse anlam karışıklığı olur.
·         “Evini ziyarete gidecektik.” Cümlesinde özne açıkça belirtilmemiş bir anlam karışıklığı var.
3. Etkinlik
“gelmiş, üzülüyor” yüklemlerinin özneleri  insan olabilir.
“yeşerdi, eriyecek” yüklemlerinin özne insan dışında bir varlık olabilir.  İnsan erimez, insan yeşermez, ancak kar, yağ, buz gibi maddeler eriyebilir.  Ot, ağaç, çiçek gibi varlıklar yeşerebilir.
·         “Çiçekler bugün ormanda çalıştı. Cümlesindeki anlatım bozukluğu özne yüklemin anlam bakımından uyuşmazlığıdır.
·         Her yüklem canlı ya da cansız bütün öznelerle kullanılamaz.
·         İşi yapan ile yapılan iş arasında anlam bakımından uygunluk olması gerekir. Yani anlam yönünden birbirini tamamlamıyorsa anlam bozukluğu ortaya çıkar.
4. Etkinlik
oyun oynamak, hafta sonu olduğu için, bu gün, parka
gitmek, insan parka
“bu gün hafta sonu olduğu için oyun oynamak insan parka gitmek” bu şekilde bir cümle kurulamaz. Çünkü sözcükleri birbirine bağlayacak ekler kullanılmamış.
·         “Kesildi.”
Dün burada üç tane kurban kesildi. 
Bizim mahallede sular üç saat kesildi.
Konferansta konuşmacının sesi kesildi.
5. Etkinlik 
İyi bir öğretmen yavaş yavaş kendini gereksiz kılabilen insandır.
Çocuklarını nasıl yetiştiriyorsan oğlumu da öyle yetiştir.
En önemli öge yüklemdir. Yüklem olmadan cümle olmaz.
                           ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME
1.Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerleri doldurunuz.
…..Bağlam ……içinde değerlendirilebilir.
Cümlede anlamın oluşmasını sağlayan en önemli öge ……yüklemdir.
2.       Aşağıdaki cümlelerde verilen yargılar doğru ise D yanlış ise Y yazınız.
Y
D
Y
D
3.       C) Yağar
4.       E) Özgürdü

5.       B) Merdivenlerden ağır ağır iniyor.

1.       BİLDİRDİKLERİ KİPLERE GÖRE CÜMLELER
2.1. Haber Cümleleri
Hazırlık
Resimde görülen spor badycamping  spor dalıdır. Daha çok akışı kuvvetli olan ırmak, nehir, dere gibi yerlerde yapılır. Botla binen sporcular suyun akışında devrilmemek için gayret gösterirler.
Göz adlı metinde ilk cümle hariç diğerleri haber cümlesidir.
Kral ve  Köylü metninde ise bütün cümleler haber cümlesidir.
Metinde gerçekleşecek, gerçekleşmiş olayların anlatan cümlelerin yüklemleri fiil soyludur.
Dil daha çok göndergesel işlevde kullanılmıştır.
1. Etkinlik
Burada geçen cümleler bir bilgi ve haber bildiriyorlar.
Yarın belediye başkanı okula gelecekmiş.
Çaydanlıktaki su henüz kaynamamış.
2. Etkinlik
Şu elma kaç lira………………………………..dilek cümlesi
Şu kalemi verebilir misin? ………………dilek-istek cümlesi
Haberi alınca sevinçten havalara uçtum……..haber cümlesi
Küçük kız mumu alıp mangalın alevinde yaktı…….haber cümlesi.
Yalnız kaldığım zaman sıkılırım………………….haber cümlesi.
Haber cümleleri dilin daha çok göndergesel işleviyle kullanılır.
a.       Kişi, durum, kavram eşya gibi hususlar cümlenin göndergesi olur.
b.      Haber cümleleri olmasaydı düşüncelerimizi ve olayları, durumları karşıya iletirken zorlanırdık.
c.       Haber cümlelerinde zaman yükleme getirilen eklerle bildirilir.
3. Etkinlik
İkinci sütundaki cümlelerin anlamı kişiden kişiye değişir. Çünkü bu cümlelerde geçen güzel ve dev gibi ifadeleri yorum bildirir.
Haber cümleleri sadece bir durumu bir bilgiyi aktardığı zaman nesnel,  kişilerin duygu ve yargılarını yansıtacak şekilde kullanıldığında ise öznel olurlar.
4. Etkinlik
Üç cümlede haber cümlesidir.  Birinci cümledeki bilgi doğrudur. Diğerleri yanlış.
Haber cümleleri doğru ya da yanlış bir yargıyı bir bilgiyi anlatabilir. Bu haber cümlelerinin yapısı ile ilgili değildir. Anlamla ilgili bir durumdur.
İnanılması güç bir haber  aldığımızda haber verene inanmadığımızı ifade eden şaşkınlıkla karşılık veririz.
6. Etkinlik
Bundan uzun zaman önceydi. Cümlesi bir isim cümlesidir. Bir durumu bildirmek için kurulmuştur.
7. Etkinlik
Dün evden erken çıkmış, biraz dışarda gezeyim, diye düşünmüştüm. Düşünmez olaydım. Daha dışarı çıkar çıkmaz aksilikler başladı.  Evden çıktığımda kadının biri sabahın köründe temizlik yapası tutmuş, pencereden üzerime halı silkeledi. Bir la havle çektim, yola devam ettim. Evin altındaki parkın içine girip biraz yürüyüş yapayım dedim, peşime bir köpek takıldı. Ben kaçtıkça köpek kovalamaya başladı. İri cüsseli bir köpek mücadele etmeyi göze alamadım. Kendimi parkın sonundaki petrol istasyonuna zor attım. Sen misin evden erken çıkan sabah keyfi yapmak isteyen! Bir daha evden erken çıkmak mı tövbe!
                                       ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME
1.       Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerleri doldurunuz.
·         Bilmediğimiz bir şeyi öğrenmek için soru cümleleri kurarız.
·         İnsanlar sahip oldukları bilgiyi aktarmak için haber cümleleri kurar.
2.Aşağıdaki cümlelerde verilen yargılar doğru ise D yanlış ise Y yazınız.
Y
D
D
Y
3.D) Baharın geldiğini çiçeklerin açmasın dan anlıyorum.
4. D) Şimdi çok çalışılmalıyız.

Please follow and like us:
Yazar Hakkında

Yazar : admin

Yazar Hakkında :

Yazarın Tüm Yazıları İçin Tıklayınız

Yorumlar
İsminiz
E-Posta Adresiniz
Yorumunuz

This blog is kept spam free by WP-SpamFree.

Yorum onaylama sistemi etkin; yorumunuzun yayınlanması biraz zaman alabilir.

  • Meta

  • Enjoy this blog? Please spread the word :)