İsmail KARA’nın “Çıkmaz Sokaktayım” isimli şiirinin tahlili

14.11.2013 tarihinde ŞİİR TAHLİLLERİ kategorisine eklenmiş, Kişi Okumuş ve 0 Yorum Yapılmış.

ÇIKMAZ SOKAKTAYIM

Benim derdim birdi yine bin oldu,
Çıkmaz sokaklarda kalamıyorum.
Yine umutlarım sarardı soldu,
Sorunlara çare bulamıyorum.
Bana gül diyorlar, kolay mı gülmem?
Başımdaki dertler gider mi bilemem,
Ölmek istesem de bir türlü ölmem,
Felekten payımı alamıyorum.
Hiçbir arzum benim olmadı gitti,
Şu dünyada çilem dolmadı gitti,
Bahçemde güllerim soldu da bitti,
Bir sonsuz rüyaya dalamıyorum.
                                     İsmail KARA
A. ANLAM AÇIKLAMASI 

TEMA: Sorunlarına çare bulamayan bir insanın açmaza girmesi

İNSAN: Şiirdeki insan şairin kendisidir. Derdi katlanan ve büyüyen şairin bunun üstesinden gelmekte zorlandığı anlaşılıyor. “Benim derdim birdi yine bin oldu,” ve “Sorunlara çare bulamıyorum,” dizelerinden anlaşılan bu duygu ve düşüncedir. Şairin, halk tabiriyle otu çöpü kendine dert edinen hassas ve duygusal bir insan yapısına sahip olduğunu görebiliyoruz.
İkinci kıtada Şairin içinde bulunduğu ruh haleti anlatılıyor. Şiirin bütünü ele alındığında Şairin “Ben” duygusu öne çıkmaktadır. Şiirde öne çıkan “Ben” duygusu şiire lirizm katmaktadır.
MEKÂN: Şiirde mekân şairin içinde bulunduğu ruh haleti, yaşamında meydana gelen umutsuzluktur. Bunu şiirin üç kıtasında da görmek mümkündür.
Şair, mekânı aşmak düşüncesindedir. Ancak başaramadığı ve çaresizlik içinde feryat ettiği görülmektedir.
ZAMAN: Şiirde zaman geniş boyutludur. Şairin yaşamındaki herhangi bir dönem olabilir. Bu boyut, şiirin her dönem güncel kalmasını ve okunmasını sağlamaktadır.
DUYGU VE DÜŞÜNCE: Katmerleşen dertlerin altında bunalan bir insan olarak karşımıza çıkan şairin, derdini artıran, daha çok üzülmesine neden olan olay hakkında açıkça bir ipucu yoktur. Ancak, “Benim derdim birdi yine bin oldu,” dizesinden her şeyi kafasına takan oldukça duygulu, takıntılı bir insan olduğunu anlıyoruz. Dertlerine sürekli yeni dert eklendiğini “Yine bin oldu” söz grubundan anlamamız zor değil… Dertlerinin çıkışı yoktur, ancak o çıkmaz sokakta kalamayacak kadar da araştırmacıdır. Bu araştırma, çare aramak şeklinde anlaşılmalıdır. Yeni eklenen dertleriyle, belki taşıdığı son umutları da karamsarlık içinde yok olmaya yüz tutmuştur. Bunda, o anki ruh haleti ve dertlerine çare bulamamak neden olmaktadır. Nitekim “Yine umutlarım sarardı soldu /Sorunlara çare bulamıyorum,” dizelerinden bu duygu ve düşünce içinde olduğu anlaşılmaktadır.
Şiirdeki dertlerin ne olduğu hakkında açıkça bir ayrıntı bulamıyoruz. Ancak bunu anlayabilmek ve açıklayabilmek için şairin iç dünyasını, gizli duygularını keşfetmek gerekir. Diğer eserlerindeki duygu ve düşünceler hakkında bilgi sahibi olmak gerekir. Şair Kara’nın toplumun dertleriyle üzülen, kendi derdi yapan, toplumun sevinçlerine ortak olan bir özelliği var. Dolayısıyla şiirde anlatılmak istenen derdin, toplumun genel üzüntü ve kaygıları olabileceği ihtimal dahilindedir.
Bu nedenle şairin gülmekten yana bir sıkıntısı da görülmektedir. Toplumun dertleriyle yaşayan şairin gülmeyi unuttuğu anlamı çıkabilir. Dertler büyüdükçe gülmesi ve sevinmesi de zorlaşmaktadır. “ Bana gül diyorlar, kolay mı gülmem / Başımdaki dertler gider mi bilmem?” Dizelerinden anlaşılan budur. Çevresindeki insanların kendisine “gül” demelerine, o’nu teselli etmeye çalışmalarına rağmen gülmekte zorlandığını anlıyoruz. Dertleri arttıkça umutsuzluğu ve karamsarlığı da artmaktadır. Bu nedenle ölmek istediğini ancak “…bir türlü ölmem” söz grubu ile ölemediğini de anlıyoruz. Felek yazgıyı yazan varlık olarak karşımıza çıkıyor. Fani dünya da her insanın felekten aldığı pay farklıdır. O’da felekten belki ölüm olarak, belki dertlerinden ve üzüntüsünden kurtulmuş bir insan olarak mutluluk payını alamadığını “Felekten payımı alamıyorum” dizesiyle anlatmaya çalışmaktadır.
Üçüncü ve son kıta da şairin serzenişte bulunduğunu görüyoruz. Arzu ve isteklerine kavuşamamış bir insan olarak karşımıza çıkan şair, dünya da dertlerinin bitmediğini aksine kat kat arttığını ifade ediyor ve çektiği çilelerin sonunun bir türlü gelmediğini anlatıyor. Dünyadaki çilesi son bulsa, belki felekten payını almış olacaktır. “Hiçbir arzum benim olmadı, gitti / Şu dünyada çilem dolmadı gitti,” dizelerinde anlatılmak istenen duygu ve düşünceler onun arzularına ulaşamamış bir insan olduğunu anlatmaktadır. “Bahçemde güllerim soldu da bitti” dizesinde, içindeki güzelliklerin öldüğünü anlamamız gerekir. “ Bir sonsuz rüyaya dalamıyorum” dizesinden ölmek istediği halde ölemediğini anlamak mümkün.
KENDİNİ AŞMA: Her şeyi kendine dert edinen, bu dertlerle yaşamaya çalışan, arzu ve istekleri gerçeklememiş, kendince “Çilem dolmadı” diye düşünen bir insan karakteri ile karşı karşıyayız. Derdi bitmiş olsa yeni dertlerle tanışacak, bu nedenle de yaşadığı müddetçe asla dertleri bitmeyecektir. Bunu da aslında bilen şair, bu hâlden kendini kurtarmak için bir çaba içinde olmadığı gibi, herhangi bir girişimi de yoktur. Şiirin özünü oluşturan bu hâl nedeniyle, aslında şairin şiirde kendini aştığını görebiliyoruz.


B.BİÇİM AÇIKLAMASI
ANLATIŞ TARZI:
ÖLÇÜ- NAZIM BİRİMİ:
Çıkmaz Sokaktayım şiirinde Türk Halk Edebiyatının dörtlük nazım birimi kullanılmıştır. Birinci kıta 4, ikinci kıta 4 ve üçüncü kıta 4 mısradan meydana gelmiştir. Şirin bütünü 3 kıtadan meydana gelmektedir. 
   Şiirin tamamı 11’ li hece ölçüsüne göre yazılmıştır. Birinci kıtası a – b – a – b sarmal kafiye, ikinci kıtası a – a – a – a düz kafiye, üçüncü kıtası a – a – a – b düz kafiye örgüsü ile yazılmıştır.
KAFİYE – REDİF
a-Birinci kıta; Birinci kıtanın birinci mısra sonunda oldu, üçüncü mısra sonunda soldu kelimelerinde du sesi redif, ol sesi tam kafiyedir. İkinci mısra sonunda kalamıyorum ve dördüncü mısra sonunda bulamıyorum kelimelerinde
um eki redif,
lamıyor kelimesi tunç kafiyedir.
b- İkinci kıta; İkinci kıtanın birinci mısra sonunda yer alan gülmem, ikinci mısra sonunda bilemem ve üçüncü mısra sonunda ölmem kelimelerinde m sesi redif, me sesi tam kafiyedir.
c- Üçüncü Kıta; Üçüncü kıtanın birinci mısra sonunda gitti, ikinci mısra sonunda gitti ve üçüncü mısra sonunda bitti kelimelerinde, gitti kelime halinde rediftir. Gitti kelimesinden önce gelen olmadı kelimesi zengin kafiye, ikinci mısrada d / olmadı kelimesinde olmadı tunç kafiyedir. Üçüncü mısrada ti sesi redif, it sesi tam kafiyedir.
Kafiye dizilişi şiire anlam ve ses bakımından bir zenginlik katmıştır. Kelime sonlarında “m” sesinin sıkça yinelenmesi şiirde ahengi kuvvetlendirmiştir.
    Seslerin nasıl kullanıldığını inceleyelim.
     Birinci kıtanın birinci mısrasındaki B – n – d – m – r ünsüz seslerin, iç sesin i – e gibi ünlü seslerden oluşması, ikinci mısranın k – m – l ünsüz seslerden, iç sesin a ünlü sesinden oluşması, üçüncü mısrada m – r – d ünsüz seslerin, iç sesin u ünlü sesinden oluşması, dördüncü mısranın r – m ünsüz seslerden ve iç sesin a ünlü sesinden oluşması ile mısralar içerisinde güçlü bir uyum, kuvvetli bir ritm oluşturulmuştur.
     İkinci kıtanın birinci mısraının m – g – l ünsüz seslerden, iç sesin  ünlü seslerinden oluşması, İkinci mısraının m – d – r ünsüz seslerden oluşması, iç sesin e – i ünlü seslerden oluşması seste bütünlük sağlarken, ayrıca gül, ölmek kelimelerinin tekrarı ve m sesinden oluşan ses uyumu kıtada güçlü bir ahenk sağlamıştır. Üçüncü mısrada l – m – t ünsüz seslerin, iç sesin e sesinden ve birbirine yakın olan ü ve ö seslerinden oluşması, ünlü seslerin mısra içinde ritmik dolaşımı kulağa hoş gelen bir musiki havası oluşturmuştur. Dördüncü mısra l- m ünsüz seslerden oluşmuştur.
Üçüncü kıtanın birinci mısraında b – m – t ünsüz seslerinden ve iç ses olarak i ünlü sesinden oluşmuş, ikinci mısra d – m – t ünsüz seslerinden, üçüncü mısra d – l – t – m ünsüz seslerinden, dördüncü mısra y – m ünsüz seslerinden oluşurken, seslerin mısra içinde sık tekrarı şiirde bir ahenk oluşturmuş, hece düzenli yinelenmeleri ritmi kuvvetlendirmiştir. Ses tekrarları kulağa hoş gelen bir musiki havası vermektedir. Ses benzerlikleri şiirin genel yapısını güçlendirmekte ve daha zengin göstermektedir. Mısraların kendi içindeki ses uyumu, aliterasyon ve asonans şiiri zenginleştirirken, estetiksel, biçimsel ve şiir dili bakımından musiki havası vermiştir. Şiirde yabancı ve anlaşılamayan kelime kullanılmamıştır. Şiirde bir sadelik vardır. Kurgu başarılıdır. Şiirde ahengi sağlayan ses ve ritim unsurları olan kafiye (uyak), redif, aliterasyon, asonans ve ölçü birbiriyle uyumlu bir şekilde kullanılmıştır.

C. DİL   ve ANLATIM
 Şiir dili herkesin kolay anlayabileceği sade bir dildir. Şairin seçtiği kelimeler günlük hayatta konuşulan kelimelerdir. Şairin, süslü kelimeler kullanmak gibi bir derdinin olmadığı bu şiirinde olduğu gibi, tüm şiirlerinde görülmektedir.
D.YAZAR HAKKINDA BİLGİ
İsmail KARA: 1944’de Kastamonu Araç ilçesi, Akıncılar köyünde doğdu. İlkokulu köyünde, ortaokulu Araç’ta, liseyi Ankara Maliye Okulu’nda bitirdi. Maliye ve Gümrük Bakanlığı’na bağlı birimlerde memur olarak çalıştı. Vergi denetmeni iken 1979’da istifa etti. Serbest muhasebecilik, bazı şirketlerde idarecilik ve Muhasebe Müdürlüğü yaptı. 1992’de emekliye ayrıldı. Evli, dört çocuk babasıdır.
Şiir yazmaya ilkokul sıralarında başladığını söyler. 1965’te ilk defa Ilgaz dergisinde bir şiiri yayınlandı. Bunu diğer şiir ve yazıları takip etti. 1968’de Birinci Demet, 1976’da Öğretmenim adlı şiir kitapları yayınlandı.
Akajans ve Hürriyet Haber Ajansı muhabirliklerinde bulundu. Aylık bir gazete yayınladı. Bazı gazetelerde kültür-sanat sayfası yönetti. Yeni Kervan dergisi ve bir gazetenin Yazı İşleri Müdürlüğü görevlerinde bulundu. Türkiye İlim ve Edebiyat Eseri Sahipleri Meslek Birliği (İLESAM)’nin Genel Başkanlığını yaptı. Halen Yalaka adında bir mizah dergisi yayınlamaktadır.

KAYNAK: http://www.edebiyatufku.com/
Please follow and like us:
Yazar Hakkında

Yazar : admin

Yazar Hakkında :

Yazarın Tüm Yazıları İçin Tıklayınız

Yorumlar
İsminiz
E-Posta Adresiniz
Yorumunuz

This blog is kept spam free by WP-SpamFree.

Yorum onaylama sistemi etkin; yorumunuzun yayınlanması biraz zaman alabilir.

  • Meta

  • Enjoy this blog? Please spread the word :)