9. Sınıf Türk Edebiyatı Konu Anlatımı- Şiirde Yapı

06.11.2013 tarihinde 9. Sınıf Türk Edebiyatı Konu Anlatımı kategorisine eklenmiş, Kişi Okumuş ve 0 Yorum Yapılmış.

D. ŞİİRDE YAPI
Şiirin yapısı anlam ve ses kaynaşmasından oluşur. Anlam ve ses kaynaşmasından oluşan nazım birimlerine beyit, kıt’a,  bent, mısra gibi isimler verilir. Dize, beyit, dörtlük gibi birimlerle ölçü, kafiye düzeni, tema ve imgeler belli bir bütün oluşturarak  şiirde yapıyı meydana getirir.
Nazım biçimi: Bir şiirde dizelerin kümelenişinden, uyakların sıralanış düzeninden ve ölçü özelliklerinden doğan örgüye denir. Nazım biçimlerini belirlemede en temel ölçüt nazım  birimidir.
Nazım türü: Bir şiirin konusuna göre aldığı addır.
Nazım birimi: Bir manzumede anlam bütünlüğü taşıyan en küçük parçaya nazım birimi denir. Nazım birimi en az iki dizeden oluşmak üzere üç, dört, beş veya daha fazla dizeden oluşabilir.
Mısra (Dize): Bir şiirin her bir satırına dize denir.
Beyit: İki dizeden oluşan nazım birimine beyit denir.
Ör: Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi
      Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi
                                         Kanuni Sultan Süleyman

Kıt’a (Dörtlük): Dört dizeden oluşan nazım birimine kıt’a veya dörtlük denir.
Ör: Tarihim, şerefim, şiirim, her şeyim
Yeryüzünde yer beğen
Nereye dikilmek istersen,
Seni oraya dikeyim!
Arif Nihat Asya
Bent: İkilik ve dörtlük dışında kalan 3, 5, 7 veya daha fazla  eşit satıdaki dizelerden oluşan nazım birimine bent denir.
Bugün Cuma
Büyük annemi hatırlıyorum
Dolayısıyla çocukluğumu
Uzun olsaydı o günler!
Yere düşen ekmek parçasını
Öpüp başıma götürdüğüm günler!
Konu: Üzerinde söz söylenen herhangi bir olay, düşünce  veya duruma konu denir. Bir şiir birden fazla konuya değinebilir.
Tema: Şiirin bütününe hâkim olan duygu veya hayale tema  denir.
Şiirin yapısını oluşturan tüm bu öğeler gerek Divan edebiyatımızda gerekse Halk edebiyatında gelenek çerçevesi içerisinde çeşitli nazım şekilleri ve türleri oluşturmak amacıyla belli ölçülerde kullanılmıştır. Oluşan bu nazım şekilleri ve  türleri Halk edebiyatı ve Divan edebiyatı nazım şekilleri ve türleri başlıkları altında ele alınırlar.
TÜRK EDEBİYATINDA KULLANILAN NAZIM BİÇİMLERİ
İSLAMİYET ÖNCESİ TÜRK EDEBİYATI
M.S. VIII. yüzyıla gelinceye kadar Türklerin henüz yazıyı  kullanmadıkları dönemdeki edebiyattır.
 Bu dönem edebiyatı, sözlü olarak üretilmiş ve kulaktan kulağa yayılarak varlığını sürdürmüştür.
 Bu dönem edebiyatı müzik eşliğinde (“kopuz” adı verilen sazla) dile getirilmiştir.
 Ölçü, ulusal ölçümüz olan “hece” ölçüsüdür.
 Nazım birimi “dörtlük”tür.
 Dönemine göre arı(sade) bir dili vardır.
 Dizelere genel olarak yarım uyak hâkimdir.
 Daha çok doğa, aşk ve ölüm konuları
Bu döneme yönelik elimizdeki en önemli ve eski kaynak  Kaşgarlı Mahmut’un “Divan-ı Lügat-it Türk” adlı eseridir.
Kullanılan Nazım Biçimleri:
Koşuk
 “Sığır” denilen sürek avları sırasında söylenen şiirlerdir.
 Konusu daha çok doğa, aşk, savaş ve yiğitliktir.
 Bu tür daha sonra Halk edebiyatında “Koşma” adıyla anılmıştır.
Sagu
 Yuğ” adı verilen ölüm törenlerinde, ölen kişilerin erdemlerini ve duyulan acıları dile getiren şiirlerdir.
 Divan edebiyatında “mersiye”;halk edebiyatında “ağıt”  ismini almıştır.
Sav
 Dönemin özlü sözleridir.
 Bugünkü atasözlerinin ilk biçimi niteliğindedir.
Destan
Toplumu derinden etkileyen olaylar sonunda halk arasında  kendiliğinden oluşan uzun nazım türüdür.
Destanların Özellikleri:
 Toplumun ortak görüşlerini yansıtması
 Olağanüstü özellikler taşıması
 Kişilerinin seçkin olması (Kral, Han, Hakan… vb.)
 Ait oldukları milletten izler taşıması
 Oldukça uzun olması
 Konuları bakımından savaş, deprem, yangın şeklinde sıralanabilmesi
Türk Destanları
Destanlarımız yazıya geçirilmedikleri için bugün bunların  ancak konularını bilmekteyiz. Bunları da İran, Çin ve Arap kaynaklarından öğreniyoruz.
A. SAKA DEVRİ DESTANLARI
1. Alp Er Tunga Destanı: Türk-İran savaşlarında Alp Er
Tunga’nın yiğitliklerini ve bu savaşları anlatır.
2. Şu Destanı: İskender’le Türkler arasındaki savaşı ve Türk  hakanı Şu’nun kahramanlıklarını anlatır.
B. HUN DEVRİ DESTANI
Oğuz Kağan Destanı: Hun hükümdarı Mete’yi ve onun yaşamını  anlatır.
C. GÖKTÜRK DEVRİ DESTANLARI
1. Bozkurt Destanı: Göktürklerin dişi bir kurttan türeyişini
anlatır.
2. Ergenekon Destanı: Bir savaşta yenilen ve Ergenekon’a  açılan Türklerin orada bir demir dağı eritip intikamlarını almalarını  anlatır.
D. UYGUR DEVRİ DESTANLARI
1. Türeyiş Destanı: Uygurların bir erkek kurttan türeyişi  anlatılır.
2. Göç Destanı: Uygur Türklerinin anayurtlarından göçünü  anlatır.
Destanlar oluşumları bakımından iki grupta incelenebilir:
a. Doğal Destanlar:
Halk arasında ortaya çıkan anonim  ürünlerdir. Bunlar genellikle daha sonra bir şair tarafından derlenip düzenlenmiştir. Bu türe örnek olarak şu destanları   sıralayabiliriz.
İliada, Odysseia Yunanlıların (Homeros)
Kalevala Finlilerin
Nibelungen Almanların
Ramayana, Mahabarata Hintlilerin
Cid İspanyolların
Chanson de Roland Fransızların
Gılgamış Sümerlerin
Şehnâme İranlıların (Firdevsi)
b. Yapma (Suni) Destanlar:
Bir olayın doğal destana benzetilerek   bir şairce destanlaştırılmasıdır. Yapma destan örneği  olarak şunları sıralayabiliriz:
Virgilius Aeneit
Dante İlahi Komedi
Tasso Kurtarılmış Kudüs
Milton Kaybolmuş Cennet
Fazıl Hüsnü DAĞLARCA Üç Şehitler Destanı
İSLAMİ DEVİR TÜRK EDEBİYATI
1. TÜRK HALK EDEBİYATI
 İslamiyet öncesinden günümüze kadar kesintisiz gelen  bir edebiyattır.
 Halk içinde yetişmiş ozanların icra ettiği bir edebiyattır.
 Temelinde sözlü bir gelenek vardır.
 Dili sadedir.
 Dörtlük ve yarım kafiye esaslıdır.
 Hece ölçüsü kullanılmıştır.
 Halkın dertlerini, sevinçlerini, her türlü duygularını işlemektedir.
 Koşma, destan, semai, varsağı, mani, ağıt, türkü, bilmece,  atasözü, devriye, şathiye, ilahi, deme gibi çeşitli nazım  şekilleri vardır.
Kendi arasında:
a) Âşık Tarzı Halk Edebiyatı
b) Anonim Halk Edebiyatı
c) Dini-Tasavvufi Halk Edebiyatıolmak üzere 3’e ayrılır.
a. Âşık Tarzı Halk Edebiyatı:
 İslamiyet’ten önce başlamıştır.
 Bu edebiyatı genellikle “aşık” adı verilen sazlarıyla yazdıklarını  besteleyip köy köy dolaşan ozanlar icra etmiştir.
 Hece ölçüsü kullanılmıştır.
 Dili sadedir.
 Nazım birimi dörtlüktür, yarım kafiye kullanılmıştır.
 Son dörtlükte şairin mahlası(adı) kullanılır.
 Aşk, ölüm, gurbet, ayrılık konuları sıklıkla ilenmiştir.
 Coşkulu, lirik bir söylenişi vardır.
Kullanılan Nazım Biçimleri:
Koşma
 Aşk, ayrılık, gurbet, sevgi, doğa, yiğitlik gibi geniş çerçeveli   konuların işlendiği bir nazım şeklidir.
 11’li hece ölçüsüyle yazılır.
 3 ile 6 dörtlükten oluşur.
 Dili sadedir.
 Kafiyedüzeni “abab, cccb, dddb…” şeklindedir.
 Son dörtlükte şairin mahlası bulunur.
 Koşmanın konularına göre “güzelleme, koçaklama, ağıt,  taşlama” adlı türleri vardır.
Güzelleme: İnsan ve doğa sevgisinin lirik bir edayla işlendiği  koşmalara denir. (Karacaoğlan)
Koçaklama: Savaş, yiğitlik, kahramanlık gibi konuları işleyen
koşmalara denir. (Dadaloğlu ve Köroğlu)
Ağıt: Ölen kişinin arkasından duyulan acının ve onun iyiliklerinin  işlendiği koşmadır.
Taşlama: Toplumun veya bireylerin aksayan yönlerini eleştiren  koşmalara denir. (Seyrani)
Not: Güzelleme, koçaklama, ağıt, taşlama birer nazım türüdür.
Varsağı
 Toros Dağları ve Adana civarında yaşayan “Varsak”  boylarının söyledikleri türkülere denir.
 Kafiye düzeni koşma gibidir.
 4+4 şeklinde 8’li ölçüyle söylenir.
 “bre, behey, hey” nidaları sıklıkla kullanılmıştır.
 En az 3 en fazla 5 dörtlüktür.
 Konu olarak hayattan ve talihten şikâyet gibi konular   işlenir.
Semai
 Koşma ile aynı konular işlenir.
 Kafiye düzeni koşma ile aynıdır.
 4 + 4 =8 ‘li ölçüyle yazılır.
 3–5 dörtlükten oluşur.
 Koşmadan ezgisi, dörtlük sayısı ve ölçüsü bakımından  ayrılır.
Destan
 6+5 ‘li hece ölçüsüyle söylenir.
 Halk edebiyatının en uzun nazım biçimidir.
 Kendine özgü bir söylenişi vardır.
 Kafiye düzeni koşma ile aynıdır.
 Ayaklanma, kıtlık, savaş, hastalık gibi toplumsal konular
işlendiği gibi bireysel konuların işlendiği destanlar da  vardır.
 Dörtlük sayısında sınırlama yoktur.
b. Anonim Halk Edebiyatı:
 Belli bir sahibi yoktur. Halkın ortak malı olan ürünlerden  oluşur.
 Dili sade, akıcı bir halk Türkçesidir.
 Şiirlerde hece ölçüsünün 7’li, 8’li, 11’li kalıpları ağırlıklı   olarak kullanılır.
 Şiirlerinin nazım birimi dörtlüktür.
 En çok yarım kafiye kullanılmıştır.. Bazı manilerde cinaslı  kafiye görülür.
 Ölüm, aşk, tabiat sevgisi, ayrılık acısı, özlem, yiğitlik,   toplumsal aksaklıklar gibi konular işlenir.
 Sözlü geleneğe dayanır.
Kullanılan Nazım Biçimleri:
Türkü
 Kendine özgü bir ezgi ile söylenennazım biçimidir.
 Genellikle anonimdir, yazarı bilinenleri de zamanla halka   mal olmuştur.
 Aşk, tabiat, ayrılık, hasret, gurbet, sevgi, güzellik gibi   konular işlenir
 Türküler 8’li (4+4) veya 11’li (4+4+3) hece ölçüsüyle   söylenir..
 Türküler iki bölümden oluşur.
Bent: Türkünün asıl sözlerinin bulunduğu bölümdür.
Kavuştak: Her bendin sonunda tekrarlanan bölümdür. Nakarat   ya da bağlama adı da verilir.
Mani
 Hecenin 7’li kalıbıyla söylenirler.
 Bir dörtlükten oluşur.
 Uyak düzeni aaxa şeklindedir.
 İlk iki dize doldurmadır. Asıl konu son iki dizededir.
 Konu sınırlaması yoktur.
 Düz mani, kesik mani, yedekli mani ve cinaslı mani gibi  türleri vardır.
Ninni
 Annelerin çocukları uyutmak için belli bir ezgiyle söylediği  sözlü edebiyat ürünleridir.
7’li, 8’li ve 9’lu hece ölçüsüyle söylenir.
 Genellikle dörtlüklerden oluşur.
c. Dinî Tasavvufî Halk Edebiyatı (Tekke Edebiyatı):
 Hece ölçüsü ağırlıklıdır, az da olsa aruz ölçüsü kullanılmıştır.
 Yarım uyak ve redif sık kullanılmıştır.
 Tasavvuf terimlerinin dışında dil, halkın anlayabileceği nitelikte ve sadedir.
 Saz eşliğinde söylenenler de vardır.
 Allah sevgisi, nefsin öldürülmesi, insan sevgisi, ölüm,
Allah’a varış yolları, tasavvuf ilkeleri temel konularıdır.
 Coşkuludur, genellikle didaktikşiirlerden oluşur.
 Nazım birimi dörtlüktür ancak beyitle oluşturulmuş türler de vardır.
Kullanılan Nazım Türleri:
İlahi
 Tekke edebiyatının ana nazım türüdür.
 8’li hece ölçüsüyle söylenir, 7 ve 11’li de olabilir.
 Fanilik, Allah sevgisi, nefsin öldürülmesi temel konusudur.
 Bu türün en büyük ustası Yunus Emre’dir.
Nefes
 8’li hece ölçüsüyle söylenir.
 İlahilerin konularının Bektaşilerce söylenmesi sonucu
ortaya çıkmış türdür.
Deme (Deyiş)
 8’li hece ölçüsüyle söylenir
 Saz eşliğinde kendine özgü bir makamla söylenir.
Nutuk
Tekke Edebiyatı’nda Pirlerin ve mürşitlerin, tarikata yeni
giren müritleri bilgilendirmek tarikat derecelerini ve tarikat
adabını öğretmek amacıyla söylenen didaktik şiirlerdir.
Devriye
Evrendeki canlı cansız her şey Allah’tan gelmiştir, yine Allah-
‘a dönecektir. Bu felsefeyi yansıtan şiirlere Tekke edebiyatında
devriye denilmiştir.
Şathiye
 Dini ve tasavvufi halk şiirinde genel olarak mizahi manzumelere şathiye adı verilir.
 İnançlardan alaylı bir dille söz eder gibi yazılan şiirlerdir.
 Görünüşte saçma sanılan bu sözlerin, yorumlandığında  tasavvufla ilgili türlü kavramlara değindiği anlaşılır.
 Bu tür şiirlere genellikle Bektaşi şairlerinde rastlanır.
 Bu türün en tanınmış şairi Kaygusuz Abdal’dır.
Not: Yukarıdaki türler koşma nazım biçimiyle yazıldığı için  birer nazım biçimi değil birer nazım türüdür.
2. DİVAN EDEBİYATI (KLASİK EDEBİYAT)
Şairler şiirlerini “DİVAN” adını verdikleri bir kitapta topladıkları  için bu edebiyatına “Divan Edebiyatı” denilmiştir. Ayrıca “klasik – eski – zümre edebiyatı” da denilir.
İslamiyet’in kabulünden sonra Türkler yaşamın her alanında Araplardan, Farslardan etkilenmişlerdir. Bu etkileşimin en  belirgin olduğu alanların başında edebiyat göze çarpmaktadır. 13.yy’dan itibaren şair ve yazarlar Fars-Arap etkisine girmeye başlamıştır.
Özellikleri:
 Dili Arapça, Farsça, Türkçe karışımı olan Osmanlıcadır.
 Ölçü olarak “aruz ölçüsü”, nazım birimi genellikle beyittir.
 Şiirlerde tam ve zengin uyak kullanılmıştır.
 Anlatılan şey değil, anlatış biçimi ön plandadır.
 Çoğunlukla aşk, şarap, kadın övgü, din, ahlak, tasavvuf  konuları işlenmiştir.
 13.yüzyılda gelişmeye başlamış 16. ve 17. yüzyıllarda  en olgun dönemini yaşamış, 19.yüzyılın sonlarına kadar  sürmüştür.
 Belli kalıpları olan bir edebiyattır. Duygu ve düşünceler  mazmun denilen kavramlarla anlatılır.
 Soyut bir edebiyattır ve toplumsal konulara değinmemiştir.
Kullanılan Nazım Biçimleri:
Dörtlüklerle Yazılanlar:Rubai, Şarkı Tuyuğ, Murabba
Bentlerle Yazılanlar:Terkib-i Bent, Terci-i Bent
Beyitlerle Yazılanlar:Gazel, Kaside, Mesnevi, Müstezat
Gazel
 Güzellik, aşk, kadın, şarap gibi konuları işleyen nazım   biçimidir.
 Araplarda Farslara onlardan da Türklere geçmiştir.
 Gazelin ilk beytine “matla” son beytine “makta” denir.
 Makta beytinde şairin mahlası(takma adı) kullanılır.
 En güzel beytine “beyt’ül gazel ya da şah beyit” denir.
 Gazelin bütün beyitlerinde aynı konu işleniyorsa buna  yek-ahenk gazel denir.
 Bütün beyitler aynı söyleyiş güzelliğine sahip ise buna  yek-âvâz gazel denir.
 Kafiye şeması: “aa,ba, ca da…” şeklindedir.
 En az beş en fazla on beş beyitten oluşur.
 Konu birliği yoktur. Her beyit başka bir konudan bahsedebilir.
 Türk edebiyatında Fuzûli, Bâki, Nedim en tanınmış gazel şairleridir.
Kaside
 Din ve devlet büyüklerini övmek amacıyla yazılan şiirlere  denir.
 En az 33 en fazla 99 beyitten oluşur.
 Kafiye düzeni gazelle aynıdır.
 İlk beytine matla, son beytine makta, şairin adının bulunduğu   beyte taç beyit,en güzel beytine beyt”ül kasid  adı verilir.
 Nesip, girizgâh, methiye, tegazzül, fahriye, dua bölümlerinden  oluşur.
Nesib: Kasidenin giriş bölümüdür.
Girizgâh: Konuya giriş niteliğinde olan bölümdür.
Methiye: Övülecek olan kişinin yüceliklerinin sıralandığı bölümdür.
Fahriye: Şairin kendini övdüğü kısımdır.
Tegazzül: Şair bu bölümde bir gazele yer verir.
Dua: Övülen kişinin başarısı için Allah’a dua edilir.
Konularına Göre Kasideler
Tevhit: Allah’ın birliğini anlatan kasidelere denir.
Münacat: Allah’a dua etmek ve yalvarmak için yazılanlara denir.
Methiye: Herhangi bir şahsı övmek için yazılanlar denir.
Naat: Peygamberleri övmek için yazılanlara denir.
Hicviye: Birini eleştirmek için yazılanlara denir.
Mersiye: Ölen birinin arkasından yazılanlara denir.
Edebiyatımızda kaside türünün en güzel örneklerini Nef’i  vermiştir. Onun “Siham-ı Kaza” adlı eseri bu türün en meşhur   örneğidir.
Mesnevi
 Beyit sayısı sınırsızdır.
 Konu sınırlaması yoktur. Genellikle savaş, aşk, tarihi olaylar, dinî olaylar gibi konular işlenir.
 Mesneviler o dönemde roman ve hikâye türünün yerini  tutuyordu.
 Her beyit kendi arasında kafiyelidir.
 Uyak düzeni aa, bb,cc,dd,ee,… şeklinde devam eder.
 Beş mesneviden oluşan eserlere “hamse” denir.
 Bir şehrin güzelliğini anlatan mesnevilere şehrengiz denir.
 Türk edebiyatındaki ünlü mesneviler şunlardır:
Kutadgu Bilig (İlk mesnevi – Öğüt)
Fuzuli-Leyla ile Mecnun (Aşk)
Şeyh Galip-Hüsn ü Aşk (Aşk)
Şeyhi-Harname (Eleştiri)
Ahmedi-İskendername (Tarih)
Nabi-Hayrabat (Öğüt)
Süleyman Çelebi-Vesiletü’n- Necat (Mevlid) (Dini)
Mevlana-Mesnevi (Öğüt)
Müstezat
 Gazelin özel bir biçimine denir.
 Uzun dizelere kısa bir dize eklenerek yazılır.
 Uzun ve kısa dizeler gazel gibi kendi aralarında  uyaklanırlar. Kısa dizelere “ziyade” adı verilir.
Rubai
 Kafiyelenişi aaxa şeklindedir. Tek dörtlükten oluşur.
 Aruzun belli kalıplarıyla yazılır.
 Hayatın anlamı ve hayat felsefesi, dünyanın nimetlerinden  yararlanma ve ölüm gibi konular işlenmiştir.
 İran edebiyatına ait olan bu türün en büyük şairi Ömer Hayyam’dır.
 Türkçe rubailerin en güzel örneklerini Yahya Kemal vermiştir.
Tuyuğ
 Divan edebiyatına Türklerin kazandırdığı bir nazım şeklidir.
 Yak düzeni rubai gibidir. Tek dörtlükten oluşur.
 Felsefi konular işlenmektedir.
 Kadı Burhanettin’in tuyuğları meşhurdur.
Şarkı
 Besteyle okunmak için yazılan ve dörtlüklerden oluşan  nazım biçimidir.
 Dörtlük sayısı 3ile 5 arasında değişir.
 Birinci dörtlükte 2. ve 4. dizeler diğer dörtlüklerde 4. dizeler aynen tekrarlanır. Buna nakarat denir.
 Türklerin divan edebiyatına kazandırdığı bir türdür.
 Aşk, sevgi, günlük hayat gibi konular işlenir.
 Halk deyişlerine ve söyleyişlerine yer verilir.
 Şarkı türünün ilk kullanıcısı ve en önemli temsilcisi Nedim’dir.
Murabba
 Dört dizelik kıtalardan oluşur.
 Bent sayısı 3-7 arasında değişir.
 Her konuda yazılır.
Terkib-i Bent
 Bentlerle kurulmuş olan bir nazım şeklidir.
 Her bent 7 ile 10 beyitten oluşur.
 Bent sayısı 5 ile 15 arasındadır.
 Bentleri birbirine bağlayan beyitlere vasıta beyti denir.
 Şairin toplumsal ve felsefi konulardaki düşünceleri konu olarak işlenir.
 Terkib-i Bent türünün en önemli ismi Bağdatlı Ruhi’dir.
 Türk edebiyatında bu türün en önemli ismi Ziya Paşa’dır.
Terci-i Bent
 Terkib-i bente benzer. Yalnız burada bentler arasındaki vasıta beyti aynen tekrarlanır.
 Konu olarak daha çok Allah’ın kudreti, kâinatın sırları ve kâinatın zıtlıkları gibi konulara yer verilir.
 Bu türün de Türk edebiyatındaki en önemli temsilcisi  Ziya Paşa’dır.
BATI ETKİSİNDE GELİŞEN TÜRK EDEBİYATI
1. Tanzimat Edebiyatı
2. Servet-i Fünun Edebiyatı
3. Fecr-i Ati Edebiyatı
4. Milli Edebiyat
5. Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı
Kullanılan Nazım Biçimleri:
Sone
 İlkin İtalyan edebiyatında görülen, Türk şiirinde az görülen, iki dört dizeli ve iki üç dizeli bölüm olmak üzere 14 dizeden oluşan nazım biçimidir.
 Uyak örgüsü şöyledir: abba ccd ede.
 Sone nazım şeklini Türk edebiyatında ilk olarak Servet-i Fünun şairleri kullanmıştır.
Terza-Rima
 Üç dizelik bentlerle kurulu İtalyan nazım biçimidir.
 Dize kümelenişi ve kafiye düzeni şöyledir: aba bcb cçc ded… e
 Dante’nin “İlahi Komedya”sının bu biçimle yazılmış olması, terza – rima’nın yaygınlık kazanmasını sağlamıştır.
 Terza-rima, Türk edebiyatında ilkin Servet-i Fünun döneminde bir tek şiirde (Tevfik Fikret’in Şehrâyîn) denenmiş (1899); İkinci Meşrutiyet’ten (1908) sonra zaman zaman kullanılmışsa da, yaygınlık kazanmamıştır.
Serbest Müstezat
 19. Yüzyıl sonlarında özellikle Servet-i Fünuncuların geliştirdikleri bir nazım biçimidir.
 Divan şiirindeki müstezattan farklı özellikleri vardır.
 Klasik nazım biçimlerinden ve tek ölçünün bir örnekliliğinden kurtuluş yeni biçimler ve ahenkler yaratmak düşüncesiyle oluşturulan bu biçim, serbest nazıma geçişte bir aşama olmuştur.
Mensur Şiir
 19. yüzyılın yarısında Fransa’da doğmuştur. Şinasi’nin fransız edebiyatından yaptığı çeviriler, mensur şiirin ilk  örnekleridir.
 Mehmet Rauf’un “Siyah İnciler”i, Yakup Kadri’nin Okun  Ucundan, Erenlerin Bağından” adlı yapıtları mensur şiir   türünden ürünlerdir.
 Ölçü ve uyağa başvurulmaz.
 Duygu ve hayallerin düzyazı biçimiyle şiirsel anlatılmasıdır.
 Bu yazılarda iç ahenk önemlidir. Servet-i Fünuncular  tarafından kullanılmış, fazla yaygınlaşmamıştır.
Serbest Nazım (Şiir)
 Ölçüsüz ve uyaksız yazılan, belli kurallara bağlı olmayan şiirlerdir.
 Türk edebiyatında serbest nazım, cumhuriyetten sonra gelişmiştir.
 Serbest nazmın ilk örneklerini Nazım Hikmet vermiştir.
NOT: Bu nazım biçimleri dışında “balat” adı verilen bir nazım  biçiminin de kullanıldığı belirtilmektedir. Çok az tercih edildiği düşünülen bu nazım biçiminin özelliği 3 uzun 1 kısa bentten  oluşmasıdır.
TEST ÇÖZ
Yazar Hakkında
admin

Yazar : admin

Yazar Hakkında :

Yazarın Tüm Yazıları İçin Tıklayınız

Yorumlar
İsminiz
E-Posta Adresiniz
Yorumunuz

This blog is kept spam free by WP-SpamFree.

Yorum onaylama sistemi etkin; yorumunuzun yayınlanması biraz zaman alabilir.