9. Sınıf Türk Edebiyatı Konu Anlatımı- Şiir ve Gelenek

12.11.2013 tarihinde 9. Sınıf Türk Edebiyatı Konu Anlatımı kategorisine eklenmiş, Kişi Okumuş ve 0 Yorum Yapılmış.

ŞİİR VE GELENEK
             Gelenek,bir toplumda,bir toplulukta eskiden kalmış olmaları dolayısıyla saygın tutulup kuşaktan kuşağa iletilen,yaptırım gücü olan kültürel kalıntılar,alışkanlıklar,bilgi,töre ve davranışlardır.
             Sosyal ve kültürel ortamın şiire kazandırdığı farklı söyleyiş ve özellikleri vardır.
             Her dilin kendine air bir şiir geleneği vardır.
             Her dilin kendi şiir geleneği,tarihi akış içinde oluşur.
             Şiir geleneği,daha önce yaşamış şairlerin eserleriyle oluşur.
             Geleneği oluşturan şairler arasında ilişkiler vardır.

Türk Edebiyatının Dönemleri

1. İslamiyetten Önceki Türk Edebiyatı

a) Sözlü Edebiyat Dönemi (Destan Dönemi Türk Edebiyatı)

         Türklerin,yazıyı kullanmadığı dönemde oluşmuştur.
         Sözlü edebiyat,dini törenlerden,av eğlencelerinden doğmuştur.
         Şairler,şiirlerini “kopuz”adı verilen saz eşliğinde söylemişlerdir.
         Bu dönem şairleri; “oyun,ozan,şaman,kam,baskı”gibi adlar almışlardır.
         Bu dönemde dil,yabancı etkilerden uzak olup sade Türkçedir.
         Bu dönem ürünleri: “koşuk”,”sagu”,”sav”,”destan
b) Yazılı Edebiyat Dönemi
         Yazının Türkler arasında kullanılmasıyla başlamıştır.
         Bu dönem VIII. Yüzyılda başlar X. Yüzyıla kadar devam eder.
         Bu dönemde eserler “Köktürk” ve “Uygur” alfabesiyle yazılmıştır.
         Bu dönemde ortaya konulan ürünler “Köktürk Yazıtları” ve “Uygur Yazıtları”dır.
         Bu metinlerde dil yalın ve yabancı etkilerden uzaktır.
         Şiirde nazım birimi dörtlüktür.
         Şiirler “hece ölçüsü” ile yazılmıştır.
2. İslamiyetten Sonraki Türk Edebiyatı
Din Çevresinde Gelişen Türk Edebiyatı
                 XI-XIIyy
         Kutadgu Bilig
         Divan ü Lügati’t Türk
         Atabetü’l Hakayık
         Divan-ı Hikmet
 13-14 yy   Coşku ve Heyecan Metinleri
              İlahi
              Nefes
              Gazel
Olay Çevresinde Oluşan Edebi Metinler
         Battalnâme   
         Dede Korkut Hikayeleri
         Danişmentnâme
         Mesneviler       
Öğretici Metinler       
         Tasavvufi Metinler
         Nasrettin Hoca Fıkraları
a) Divan Edebiyatı Dönemi
Divan Şiiri Geleneğinin Özellikleri
         Klasik(divan) şiirinin nazım birimi beyittir.
         Şiirler “aruz” ölçüsüyle yazılmıştır.
         Arapça-Farsça sözcükler ve tamlamalar kullanılır.
         Bu yüzden dili ağırdır.
         Medrese eğitimi almış şairler tarafından yazılır.
         Konudan çok,söyleyiş güzelliğine önem verilmiştir.
         Çok güçlü bir söyleyiş ve ritim özelliği vardır.
         Genellikle “tam ve zengin uyak” kullanılır.
         Şiirlerde imgeler çokça kullanılır.
         Klasik şiir,13.yy da “Hoca Dehhani”ile başlamıştır.
         Nazım şekilleri: “Gazel,kaside,mesnevi,müstezad,terkib-i Bent,terci-i bent ..)
         Şair,son birimde mahlasını kullanır

b) Halk Edebiyatı Dönemi
Halk Şiiri Geleneğinin Özellikleri
         Halkın oluşturduğu ve halk içinde oluşan şiirlerdir.
         Halkın yaşama biçimini,acılarını,sevinçlerini,hayata bakış tarzını yansıtır.
         Dili konuşma dilidir.Yabancı etkilerden uzaktır.
         İçten bir anlatımı vardır.
         Nazım birimi genellikle dörtlüktür.
         Şiirler hece ölçüsüyle yazılır.
         Çoğunlukla yarım uyak kullanılır.
         Bu şiirler saz eşliğinde söylenir.
        
Nazım şekilleri:“Mani,türkü,ninni,tekerleme,destan,ağıt,koşma,semai,varsağı,ilahi,nefes,nutuk,deme”
         Şair son dörtlükte mahlasını söyler.
         Bu şiirlerin toplandığı defterlere “cönk”denir.
3. Batı Etkisindeki Türk Edebiyatı

a) Tanzimat Edebiyatı Dönemi

Birinci Dönem Tanzimat Edebiyatı

GENEL ÖZELLİKLER
* Tanzimat Fermanının ilanından sonra bu edebiyatın tohumları serpilmeye başlamıştır.
* Batılı tarzda ilk eserler bu dönemde verilmeye başlanmıştır.
* Hak, adalet, özgürlük, vatan kelimeleri bu dönemde ilk defa kullanılmaya başlanmıştır.
* Tanzimat edebiyatı kendi arasında ikiye ayrılır.(Birinci-ikinci dönem)
* Yazı dilini halkın anlayacağı dile yakınlaştırmaya çalışmışlardır.
* Tiyatroyu halkı aydınlatma aracı olarak görmüşlerdir.
* Toplumcu bir çizgi tutmaya çalışmışlardır.
* Divan edebiyatındaki “bölüm güzelliğine” karşın “konu bütünlüğüne, güzelliğine” önem vermişlerdir.
* Tanzimat birinci dönem sanatçıları(Şinasi, Namık Kemal, Ziya Paşa, Ahmet Mithat Efendi) ikinci dönem sanatçılarına göre daha halkçı olmuşlardır.
BİRİNCİ DÖNEM TANZİMAT EDEBİYATI (1860-1876)
* Divan edebiyatını eleştirmelerine rağmen onun etkisinden kurtulamamışlardır.
* Vatan millet, hak adalet, özgürlük gibi kavramlar ilk defa bu dönemde   kullanılmaya başlanmıştır.
* Batılı anlamda ilk esereler bu dönemde verilmeye başlanmıştır.
* Toplumu bilinçlendirmek için edebiyatı bir araç olarak görmüşlerdir.
* Dilin sadeleşmesi gerektiğini söylemişler ancak pek başarılı olamamışlardır bu konuda.
* Roman, modern hikâye, tiyatro, gazete, eleştiri, anı bu dönemde kullanılmaya başlanmıştır.
* Bu dönemin sanatçıları aynı zamanda devlet adamı sıfatı da taşıyorlardı.
* Klasizim (Şinasi, Ahmet Vefik Paşa) romantizm (Namık Kemal, Ahmet Mithat) den etkilenmişlerdir.
Not: Sanatçılarla ilgili daha detaylı bilgilere sanatçı ismi üzerinden ulaşabilirsiniz.
BİRİNCİ DÖNEM TANZİMAT EDEBİYATI SANATÇILARI

İkinci Dönem Tanzimat Edebiyatı

İKİNCİ DÖNEM TANZİMAT EDEBİYATININ ÖZELLİKLERİ (1876-1895)
* Bireysel konulara dönülmüştür.
* Sanat, sanat içindir, görüşü benimsenmiştir.
* Dil oldukça ağırlaştırılmıştır.
* Tiyatro eserleri oynanmak için değil okunmak için yazılmıştır.
* Realizm ve natüralizm baskın akımlar olarak göze çarpar.
* Gazetecilik, ilk dönemdeki toplumsal etki ve işlevini yitirir. Gazetelerdeki siyasal ve toplumsal içerikli yazılar yerini günlük sıradan olaylara bırakır. Toplumsal makalenin yerini de edebi makale alır.
* Birinci dönemdeki gibi hece denenmekle birlikte aruz yine egemenliğini sürdürmüştür. Birinci dönemde de kullanılan Divan edebiyatı nazım biçimleri bırakılmaya başlanmıştır.
* Şiirin konusu genişletilmiş; ölüm, karamsarlık, aşk, felsefi düşünceler tema olarak seçilmiştir. Sanatçılar, “Güzel olan her şey şiirin konusu olabilir.” anlayışını savunmuşlardır. Bu dönem şiiri Servet-i Fünun şiirine de esin kaynağı olmuştur.
* Roman ve öykü tekniği daha da gelişir. Birinci dönem göre daha nitelikli ürünler vermeye başlamıştır. Betimlemeler ilk döneme göre daha da ölçülüdür. Realizm akımının etkisiyle gözleme önem verilmiş, olay ve kişiler daha gerçekçi anlayışla anlatılmıştır.
* Nabizade Nazım naturalizmden, Recaizade Mahmut Ekrem ve Samipaşazade Sezai realizmden, Abdülhak Hamit Tarhan ise romantizmden etkilenmiştir.
* Tanzimatın ikinci döneminde ürünler veren Muallim Naci Divan edebiyatının tek savunucusudur.
* Tanzimat’ın ikinci kuşak sanatçıları: Recaizade Mahmut Ekrem, Abdülhak Hamit Tarhan, Samipaşazade Sezai, Nabizade Nazım, Muallim Naci, Direktör Ali Bey ve Ahmet Cevdet Paşa’dır.
b) Servet-i Fünun Edebiyatı

Servet-i Fünun  Edebiyatının Özellikleri:
*  Bu dönemde Fransız edebiyatının etkisinde kalınmıştır.
*  Bu edebiyat, tamamen taklide dayalıdır, orjinal değildir.
*  Osmanlıca kelimelerin yanısıra Fransızca kelimeler ve yeni tamlamalar da kullanılmış, sadelikten uzaklaşılmıştır.
*  Dilde yapmacıklık ve anlam kapanıklığı göze çarpar.
*  Şiirde genellikle aruz ölçüsü kullanılmıştır.
*  Kafiye kulak içindir ilkesi benimsenmiştir.
*  Şiir düzyazıya yaklaştırılmış, beyit bütünlüğü ilkesi yıkılmış, düşünce birkaç mısraya taşmıştır.
*   “Sanat sanat içindir” ilkesi benimsenmiştir.
*  Şiirde Parnasizm ve sembolizmin hikâye ve romanda realizmin  etkisinde kalınmıştır.
* Bu dönem edebiyatı, memleket gerçeklerinden uzak, kozmopolit bir edebiyattır. Yüksek zümre edebiyatı olarak da adlandırılır.Toplumsal konular yerine kişisel konular, kişisel hayaller ve aşk konusu sıklıkla işlenmiştir.
*  Siyasal şartların da etkisiyle dönemin sanatçıları içe kapanmış, eserlerde karamsarlık, hastalık, ümitsizlik vb. işlenmiştir.
*  Roman ve hikâye alanında daha başarılı eserler verilmiştir.
*  Tiyatro, mizah, hiciv, tenkit, edebiyat tarihi, gazete gibi türler bu dönemde yeterince gelişememiştir.
*  Servet-i fünun edebiyatında; Şiir, roman ve hikâye, mizah ve hiciv, edebi tenkit, edebiyat tarihi, gazete türlerinde eser verilmiştir.
*  Bu dönem sanatçılarının çoğu şairdir.
*  İlk dönem Divan şiiri nazım biçimleri kullanılmış, sonraları Fransız edebiyatından geçen nazım biçimleri kullanılmıştır. 

Fransız edebiyatından geçen nazım biçimleri :
SONE : İlk ikisi dörtlük,son ikisi üçlük olmak üzere dört bentten oluşur. Kafiye düzeni abba – abba – ced – ede  şeklindedir.
TERZARİMA : Üç mısralık bentlerden oluşur. Uzunluk sınırı yoktur. Kafiye düzeni  aba – bcb – cdc – efe… Şeklindedir.
SERBEST MÜSTEZAT : Divan şiirinden alınan müstezat nazım biçimini değiştirilmiş şeklidir. Mısraların bazısı uzun  bazısı kısadır. Mısra sayısı belirsizdir. Ama tümü ölçülüdür.
SERBEST NAZIM : Servet-i Fünuncuların geliştirdikleri,şiirde kuralları bir şekilde kaldıran, kafiye kulanımında rahatlık sağlayan bir nazım biçimidir. Bu şekilde şiir nesre yaklaşmıştır.
Dönemin Başlıca Şairleri ve Yazarları
Şairler
Tevfik Fikret
Cenap Şahabettin
Hüseyin Siret Özsever
Hüseyin Suat Yalçın
Süleyman Nazif (İbrahim Cehdi)
Yazarlar
Halit Ziya Uşaklıgil
Hüseyin Cahit Yalçın
Hüseyin Rahmi Gürpınar
Ahmet Rasim
Mehmet Rauf
c) Fecr-i Ati Edebiyatı

Fecr-i Ati edebiyatının özellikleri
    20 Mart 1909′da Hilal Matbaası’nda toplanan Şahabettin Süleyman,Yakup Kadri, Refik Halit, Cemil Süleyman, Köprülüzade Mehmet Fuat, Tahsin Nahit, Emin Bülent, Ali Süha, Faik Ali ve Müfit Ratib gibi yeni bir hareket başlatmayı planlar. Ahmet Haşim de bu harekete katılır. Böylece Fecr-i Ati Encümen-i Edebisi Beyannamesi, 24 Şubat 1910′da yayımlanır. Fecr-i Ati edebiyatı, II. Meşrutiyet’in ilanından sonra Servet-i Fünûn dergisinde yayımlanan bir bildiriyle başlar.
    Edebiyatımızda ilk edebi bildiriyi (beyannameyi) yayımlayan topluluktur.
    Servet-i Fünûn edebiyatına tepki olarak doğmuştur.
    ‘Sanat şahsi ve muhteremdir.’ (Sanat kişisel ve saygıya değerdir) görüşüne bağlıdırlar.
    ‘Edebiyat ciddi ve önemli bir iştir, bunun halka anlatılması lazımdır.’ görüşüne sahiptirler
    Batıdaki benzerleri gibi dil, edebiyat ve sanatın gelişmesine, ilerlemesine hizmet etmek; gençleri bir araya getirmek; seviyeli fikir münakaşalarıyla halkı aydınlatmak; değerli ve önemli yabancı eserleri Türkçeye kazandırmak; Batıdaki benzer topuluklarla temas kurmak, böylece Türk edebiyatını Batı edebiyatına yaklaştırmak, Batı edebiyatını Türk edebiyatına tanıtmak amacındadırlar.
    Servet-i Fünûn’a bir tepki olarak ortaya çıkmasına rağmen, şiir sahasında bu edebiyatın özelliklerini sürdürürler.
    Şiirlerinde işledikleri başlıca temalar tabiat ve aşktır.
    Tabiat tasvirleri gerçekten uzak ve subjektiftir.
    Servet i fünun ve milli edebiyat arasında köprü vazifesi görmüştür.
    Dil bakımından Servet-i Fünûn’un devamıdır. Arapca ve Farsça kelime ve tamlamalarla dolu, günlük dilden uzak ve kapalı bir şiir dili oluşturmuşlardır.
    Aruz veznini kullanarak serbest müstezat türünü daha da geliştirmişlerdir.
    Fecr-i Aticiler tiyatro ile yakından ilgilenmişlerdir.
    Şiirde özellikle Sembolizmin etkisi söz konusudur. Hikâyede Maupassant, tiyatroda ise Henrich Ibsen örnek alınır.
    Belli bir sanat anlayışında, belli değer ölçüleri etrafında birleşmeyi değil, ferdi hürriyeti ve bunun sonucu olarak da çeşitliliği savundukları için kısa sürede dağılmışlardır. Dağılmalarında özellikle Ömer Seyfettin ve Ziya Gökalp‘in çıkardıkları Genç Kalemler dergisi etkilidir. Yani Milli Edebiyat hareketinin başlaması Fecr-i Ati‘yi bitirir.
    Fecr-i Ati Edebiyat-ı Cedide ile Milli Edebiyat arasında bir köprü görevi görür.
    Fecr-i Ati‘nin en önemli temsilcisi Ahmet Haşim’dir.
d) Milli Edebiyat Dönemi
MİLLİ EDEBİYAT AKIMININ GENEL ÖZELLİKLERİ
1911’de Genç Kalemler dergisinin genç yazarlarınca başlatılan Yeni Lisan hareketi gelişerek Millî Edebiyat akımı başlatılmıştır. Ulusal bir dil ve edebiyatın gelişti­rilmesinin amaçlandığı bu dönem, yeni Türk edebiyatı­nın önemli bir aşamasını oluşturmuştur. Edebiyat ve . sanat eserlerinin yabancı etkilerden uzak bir anlayışla oluşturulmasını savunan, düşünce alanında milli (ulusal) kaynaklardan yararlanıp beslenmeyi ilke edinen edebiyat anlayışına “Milli Edebiyat” denmiştir. Milli Edebiyat, Türk milliyetçiliği düşüncesinin edebiyata yansı­ması olarak değerlendirilebilir. “Milli Edebiyat” adını almış olan bu dönemin belli başlı nitelikleri şunlardır:
• Konuşma dilini yazı diline döndürme düşüncesi zamanın yazarlarının büyük çoğunluğunca benimsen­miş; böylece Osmanlıcadan Türkçeye dönülmüştür. Dil anlayışı olarak “Yeni Lisan” ilkelerine bağlı kalınmıştır.
• Milli edebiyat akımıyla birlikte yeni ve halka dönük, halk diline önem veren yeni bir edebiyat akımı doğ­muştur.
• Şiirde Halk edebiyatı nazım biçimlerinden yararla­nılmış; aruz ölçüsünden heceye geçilmiştir. Ancak bir geçiş dönemi özelliği olarak, bazen her ikisi de kullanılmıştır.
• Halkın yaşamı edebî eserlere konu edilmiştir. Yerli hayat önemsenmiştir. O zamana dek olayların geç­tiği yer hep İstanbul iken, yazarlar artık İstanbul dı­şına, Anadolu’ya da eğilmeye başlamışlardır.
• Türk tarihi ve gelenekler de yeniden canlandırılma­ya çalışılmıştır. Milli tarih ile ilgili konular işlenmiştir.
• “Hikâye, roman ve tiyatro; konularını ve kahraman­larını yerli hayattan almalıdır.” ilkesi benimsenmiş­tir.
• Şiirde daha çok bireysel konulara yönelen bu dö­nem sanatçıları, roman ve öyküde sosyal mesele­lere eğilmişler; milliyetçilik düşüncesi, Kurtuluş Sa­vaşı gibi konuları ele almışlardır.
• Sanatçılar, gerçekçi bir sanat anlayışı sergilemiş­lerdir.
Zamanın şair ve yazarları Millî Edebiyat hareketine ka­tılarak, edebiyatın ulusallaştırması amacına hizmet etmişlerdir. 1923’te Türkiye Cumhuriyeti kurulurken, ağır bir edebî dil yerine konuşma dili kullanılmaya ve halkın yaşayışı, sorunları konu edilmeye başlanmıştır.
e) Cumhuriyet Dönemi Edebiyatı
Son Dönem(Modern) Türk Şiirinin Özellikleri
         Yeni nazım biçimleri,Türk edebiyatında ilk kez,Tanzimat döneminden sonra kullanılmıştır.
         Bu nazım biçimleri edebiyatımıza Batı edebiyatından girmiştir.
         Bu gelenekte oluşan nazım biçimlerinde,bentlerdeki dize sayısı eşit olmayabilir.
         Bentler,şiir içinde başlı başına bir anlam bütünlüğü göstermezler.
         Şiire günlük hayat konu olmaya başlamıştır.
         Her şiirin,konusuyla ilgili bir adı vardır.
         Şiirde konu birliği vardır.
         Yeni Türk şiirinde nazım birimi “dize”dir.
         Dizede her zaman anlam bütünlüğü olmayabilir.
         Divan şiirindeki gibi soyut değil,somut konular işlenmeye başlanmıştır.
         Dizelerin kafiyelenişi,şairin isteğine göre değişir.
         Tekdüze ölçülerden çok karma ölçülere yer verilmiştir.
         Çoğunlukla “serbest ölçü”kullanılmıştır.
         Nazım şekilleri: “Sone,balad,terzarima,serbest müstezad”

CUMHURİYET DEVRİ TÜRK EDEBİYATINDA EDEBİ TOPLULUKLAR
HİSARCILAR
GARİP ŞİİR AKIMI
GARİP ÖNSÖZÜ
YEDİ MEŞALECİLER
II. YENİ HAREKETİ
II.YENİ HAREKETİ SUNU
TOPLUMSAL GERÇEKÇİLER

SERBEST NAZIM VE TOPLUMCU ŞİİR
Yazar Hakkında

Yazar : admin

Yazar Hakkında :

Yazarın Tüm Yazıları İçin Tıklayınız

Yorumlar
İsminiz
E-Posta Adresiniz
Yorumunuz

This blog is kept spam free by WP-SpamFree.

Yorum onaylama sistemi etkin; yorumunuzun yayınlanması biraz zaman alabilir.