12. Sınıf Türk Edebiyatı Konu Anlatımı -Cumhuriyet Döneminde Öğretici Metinler

06.11.2013 tarihinde 12.Sınıf Türk Edebiyatı Konu Anlatımı kategorisine eklenmiş, Kişi Okumuş ve 0 Yorum Yapılmış.

Cumhuriyet Döneminde Öğretici Metinler

*  Öğretici metinler bakımından bu dönemde büyük ilerlemeler kaydedilmiş; deneme, makale, gezi yazısı, hatıra, fıkra, eleştiri… alanlarında önemli eserler verilmiştir.
*  Bilgi verme, düşündürme, açıklama amaçlanmış; metnin yapısı dil ve anlatımı, kullanılan motifler bu amaçlara göre belirlenmiştir.
*  Kurtuluş Savaşı’dan yeni çıkmış olan ülkenin Atatürk ilke ve inkılâpları doğrultusunda büyük bir kalkınmaya girişmesi sonucunda millete ve milletin kültürüne yönelinmiş, Anadolu ve Anadolu insanı konu edilmiştir.
*  Öğretici metinlerde günlük konuşma dilindeki Türkçe sözcükler, halk söyleyişlerindeki tamlamalar kullanılır; Arapça ve Farsça sözcüklere fazla yer verilmez.
*  Bu dönem yazarları, öğretici metinlerde terim ve kavramları, gündelik hayata ait sözcük ve sözcük gruplarını kullanarak edebi bakımdan güçlü bir anlatıma ulaşmayı amaçlarlar.
*  Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatı öğretici metinlerinde yazı dilinin konuşma diline yaklaştırılması, açık ve sade bir dilin kullanılması daha fazla okura ulaşılmasını sağlamıştır.
* Yapın ve teknik bakımından bu dönemde öğretici metinler büyük bir gelişme göstermiştir.
DENEME
* Deneme türü bu dönemde önemli gelişme göstermiş teknik olarak batılı anlamda ilk eserler bu dönemde ortay konmuştur. Deneme türünde Nurullah Ataç, Suut Kemal Yetkin, Falih Rıfkı Atay  ve Cemil Meriç gibi usta yazarlar yetişmiştir.

Deneme, yazarın gözlemlediği ya da yaşadığı olay, olgu, durum ve izlediği objelerle ya da herhangi bir kavramla ilgili izlenimleridir. Herhangi bir plâna bağlı kalmayarak, deliller getirip ispatlama yoluna gidilmeden ve kesin hükümler verilmeden kişisel görüşle serbestçe yazıya dökülen kısa metinlere denir.
Bu türün Cumhuriyet edebiyatı dönemindeki temsilcileri:
Nurullah Ataç, Suut Kemal Yetkin, Cemil Meriç, Salah Bir­sel, Melih Cevdet Anday, Sabahattin Eyüboğlu, Mehmet Kaplan, Ahmet Hamdi Tanpınar
Türk edebiyatında ilk deneme kitapları arasında
Ahmet Haşim’in Bize Göre (1928), Gurebahanei Laklakan (1928);
Ahmet Rasim’in pek çok yazısı;
Mahmut Sadık’ın Takvimden Yapraklar (1912);
Refik Halit Karay’ın Bir Avuç Saçma (1939), Bir İçim Su (1931), İlk Adım (1941), Üç Nesil Üç Hayat (1943), Makyajlı Kadın (1943), Tanrıya Şikâyet (1944);
Falih Rıfkı Atay’ın Eski Saat (1933), Niçin Kurtulmak (1953), Çile (1955), İnanç (1965), Pazar Konuşmaları (1966), Kurtuluş (1966), Bayrak (1970) gibi kitaplarını saymak mümkündür.

GEZİ YAZISI

Bir kişinin ya da grubun, yurdun değişik bölgelerine ya da başka ülkelere yaptığı gezilerde gözleyip, izlediği, ele geçirdiği bilgi ve bulguları, anlattığı yazılara gezi yazısı denir.

Cumhuriyet devri Türk edebiyatında Önemli gezi yazarları:

1. Yurt İçi Gezi Yazıları

Aşık Cemal: Amasya Seyahatnamesi (1926).

Afet İnan: Ankara-Samsun Arasında Tarih Gezisi (1946).

Nahit Sırrı Örik: Anadolu(1939), Bir Edirne Seyahatnamesi (1941), Kayseri, Kırşehir, Kastamonu (1955).

İsmail Habib Sevük: Yurttan Yazılar (1943).

Sadri Ertem: Kıyılardan Stepe Bir Vagon Penceresinden (1943).

Ahmet Hamdi Tanpınar: Beş Şehir (1960).

Ahmet Turan Alkan: Altıncı Şehir (1992).

Yusuf Kenan Ekşioğlu: Türkiye’de Otobüsle 10.000 Kilometre (1961).

Reşat Nuri Güntekin: Anadolu Notları I, II (1936,1966).

Azra Erhat: Mavi Anadolu (1969).

Mahmut Makal: Bizim Köy (1975).

Ata Anbarcıoğlu: Gezi Anıları(II. Bölüm, tarihsiz).

Mehmet Önder: Atatürk’ün Yurt Gezileri (1975).

Taha Toros: Atatürk’ün Adana Seyahatleri (1981)…

2. Yurt Dışı Gezi Yazıları

Osmanlı Devleti, 17. yüzyıldan itibaren değişik Avrupa devletlerine elçi göndermeye başlamıştır. Bunlar ülkeye dönüşlerinde resmî raporlar halinde yazdıkları sefaretnamelerde bulundukları ülke hakkında ayrıntılı bilgiler vermişlerdir. Bunları gezi yazısı olarak da değerlendirebiliriz. Bunlardan Yirmisekiz Çelebi Mehmet Efendi’nin Fransa Sefaretnamesi (1720-1721) en ünlü olanıdır.

Günümüz Yazarları ve eserleri

Rauf Kemal: 1924 Senesi Avrupa Tetebbu Heyeti Raporları (1925).

Yusuf Ziya Ortaç: Göz Ucuyla Avrupa (1958).

Tahir Kutsi Makal: Köylü Gözüyle Avrupa (1965).

Sıtkı Yırcalı: Batıya Kalkan Tren(1965).

Ümit Yaşar Oğuzcan: Avrupa GörmüşAdam(1967).

A. Süheyl Ünver: Avrupa İzlenimleri (1969).

Selahattin Batu: Avusturya ve Venedik Günleri (1970).

İsmail Habib Sevük: Tuna’dan Batıya (1935).

Yaşar Nabi Nayır: Balkanlar ve Türklük (1936).

Falih Rıfkı Atay: Tuna Kıyıları(1938), Taymis Kıyıları(1934)…

Yılmaz Çetiner: Şu Bizim Rumeli(1967).

Abdi İpekçi: Yarının Ülkesi Afrika(1959).

Samet Ağaoğlu: Sovyet Rusya İmparatorluğu (1967).

Ahmet Bican Ercilasun: Türk Dünyası Üzerine İncelemeler (1993).

Murat Özsoy: Turkuaz Günlüğü (1990).

Erdem Bayazıt: İpek Yolundan Afganistan’a (1985).

Füruzan: Yeni Konuklar (1977).

Demir Özlü: Berlin Güncesi 1989 İlkbaharı(1991).

Haldun Taner: Berlin Mektupları(1984).

Şevket Rado: Amerikan Masalı(1950).

Bedii Faik Akın: Sam Amca’nın Evinde, Amerika SeyahatlarıNotları(1954).

İlhan Selçuk: Güzel Amerikalı (1965).Sovyetler-İran-Amerika İzlenimleri (1976).

Gülten Dayıoğlu: Amerika’ya Yolculuk (1990).

Melih Cevdet Anday: Sovyet Rusya, Azerbaycan, Özbekistan, Bulgaristan, Macaristan(1965).

Mustafa Canelli: Kâbe’ye Doğru (1995),

Cengiz Çandar: Güneşin Yedi Rengi (1987).

Mehmet Aslantuğ: “Bosna’da Gördüklerim Bosna’yı Aştı”, Aktüel, 5.10.1995.

Hasan Ali Yücel: İngiltere Mektupları (1958), Kıbrıs Mektupları (1958).

Işıl Özgentürk: Büyülü Bir Yolda (1998).

Selahattin Batu: İspanya Büyüsü (1972).

Afet Ilgaz: Muhteremoğlu İtalya Mektupları (1962).

Fikret Otyam: Ne Biçim Amerika Ne Biçim Rusya (1970)…

GÜNLÜK

Günlük, bir kişinin her gün, o gün için önemli bulduğu olayları, o günkü gözlem ve izlenimlerini, duygu, düşünce ve hayallerini kaleme aldığı notlara denir.

Cumhuriyet döneminde yayımlanan ilk günlük kitabı Günlük (1955) adıyla Salah Birsel’e aittir.

Salah Birsel : Kuşları Örtünmek (1976), Hacivat Günlüğü (1982), Yaşlılık Günlüğü (1982) Aynalar Günlüğü (1988), Yalnızlığın Fırınlanmış Kokusu (1992) …

Nurullah Ataç:  Günce I (1960), Günce II (1972);

Oktay Akbal:  Günlerde (1968), Anılarda Görmek (1972), 80’lerde Bir Yazar (1994)…

Tomris Uyar: Gün dökümü 75 (1977), Sesler, Yüzler, Sokaklar (1981),

İlhan Berk:   El yazılarına Vuruyor Güneş (1983);

 Oğuz Atay:   Günlük (1988);

Cemal Süreya :   999. Gün / Üstü Kalsın (1991);

Necati Cumalı : Yeşil Bir At Sırtında (1991);

Ece Ayhan :   Başıbozuk Günceler (1993);

Mehmet Seyda :  Romancı Günlüğü (1973);

 Cengiz Gündoğdu:  Yıldız Güncesi (1996)…
ANI
Anı, bir kişinin aklının erdiği dönemden itibaren görüp yaşadığı, kendisi ve toplum için önemli gördüğü olayları ve durumları belli bir sistem içinde yazıya döktüğü genellikle otobiyografik metinlere denir. Otobiyografi, kişinin yalnızca kendisiyle ilgili bilgileri verirken anı, yalnızca hatırlanabilen, unutulmayan, olayları unutulmayan izlerle verebilir.
Cumhuriyet devri Türk edebiyatında Önemli anı yazarları:
Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Falih Rıfkı Atay, Abdülhak Şinasi Hisar, Reşat Nuri Güntekin, Yusuf Ziya Ortaç, Ahmet Hamdi Tanpınar, Oktay Akbal. .
NUTUK(SÖYLEV)
Bir kişinin bir topluluk karşısında belli bir konuda yaptığı etkili, anlamlı ve coşturucu konuşmaya söylev denir. Yapılan konuşma topluluğun kültürel, sosyolojik, etnik, ideolojik, dinî vb. özelliklerine ters gelebilecek, onları tahrik edebilecek nitelikte olmamalıdır.
Konusu bakımından hitabet altı türe ayrılır:
Dinî, Siyasî, Bilimsel, Askerî, Hukukî ve Kültürel-Sanatsal hitabet
Cumhuriyet döneminin en büyük söylevcisi ise kuşkusuz ki Atatürk’tür. Atatürk’ün “Büyük Nutuk” adlı eseri söylev türünün önemli örneklerindendir. Özellikle “Gençliğe Hitabe” nutuk türünün en güzel örneklerinden biridir.
Rıza Tevfik Bölükbaşı, Süleyman Nazif, Behçet Kemal Çağlar, Selim Sırrı Tarcan, Osman Bölükbaşı… gibi siyasi kimliği olan kişiler siyasal söylevlerinde başarılı sayılabilir.
Fazıl Ahmet Aykaç  – Hitabeler (1934),
Necip Fazıl Kısakürek-  Müdafaa(1946), Sahte Kahramanlar (1976), Yolumuz Halimiz Çaremiz (1977).. kültürel söylev türüne en iyi örnek veren yazarlardır.
FIKRA
Gazete ya da dergilerin belirli sütunlarında yayımlanan, güncel, siyasal ve toplumsal sorunların ele alındığı yazılara “fıkra” denir.
Fıkra türündeki yazılara “köşe yazısı” da denir.
Fıkralar güncel olaylar üzerine yazılan günübirlik yazılardır. Fıkra türündeki yazıların ömrü kısadır, birkaç günlüktür. Kalıcılığı yoktur. Saman alevi gibi bir anda parlar, kısa sürede etkisi geçer..
Cumhuriyet devri Türk edebiyatında Önemli  fıkra yazarları:
Yusuf Ziya Ortaç, Nazım Hikmet, Aziz Nesin, Haldun Taner, Rauf Tamer, İlhan Selçuk, Oktay Ekşi, Hasan Pulur….
MAKALE
Herhangi bir konuda bilgi vermek, bir gerçeği ortaya koymak, bir tezi kanıtlamak veya bir düşünceyi savunmak amacıyla kaleme alınan ve temel öğesi fikir olan yazılara “makale” denir. Makale türü cumhuriyet döneminde de gelişimini sürdürmüş özellikle 1960 sonrasında akademik çalışma yapan birçok isim çeşitli dergi ve gazetelerde edebi, siyasi ve bilimsel alanda yazdıkları makaleleri yayınlama imkânı bulmuştur.   Bu dönemde dergicilik çok büyük bir gelişme göstermiş  bununla birlikte öğretici metin türleri de gelişmiştir.
Cumhuriyet devri Türk edebiyatında Önemli makale yazarları:
Peyami Safa, Attila İlhan, Vedat Nedim, Ahmet Hamdi Tanpınar, Necip Fazıl Kısakürek, Mehmet Kaplan gibi isimler sayılabilir.

Makale Nedir ? Makale Nasıl Yazılır?

Makale, belirli bir konuda, bir görüşü, bir düşünceyi savunmak ve kanıtlamak için yazılan yazı türüne denir. Gazete dergi ve internette yayınlanır. Ayrıca herhangi gerçeği açıklığa kavuşturmak, bir konuda görüş ve tezler ortaya koymak ve bir hipotezi savunmak, desteklemek için yazılmış olan yazılara da makale denir.

Makalenin belirleyici özellikleri nelerdir?

• Düşünsel plânla yazılır.

• Yazar anlattıklarının doğruluğuna güvenmeli, anlattıklarını bir mantık çerçevesine oturtabilmelidir. Her anlattığı, önceki anlattıklarıyla çelişmemelidir.

• İşlenen konu kendinden önceki söylenmişlerden, yazılmışlardan ayrı olmalıdır.

• Okuyucuya konunun önemini kavratabilmek için örnekleme, karşılaştırma, tanık gösterme gibi nesnel verilerden yararlanmalıdır.

Makale türünün Türk Edebiyatı’ndaki önemli temsilcileri şunlardır: Namık Kemal, Ziya Paşa, Şemseddin Sami, Muallim Naci, Beşir Fuat, Hüseyin Cahit, Fuat Köprülü

Giriş Bölümü : Öne sürülecek sav, görüş ya da düşünce yazının girişinde sergilenir. Makalenin en kısa bölümüdür. Makalenin geneline göre bir iki, paragrafı geçmez. İyi bir giriş makalenin oluşmasını sağlayabilir. Giriş bölümünde, yazıdaki fikir gelişiminin hangi yönde olacağı saptanır. Okuyucu bilgi ve fikir atmosferine yavaş yavaş sokulur.

Genellikle okuyucu ilk bakışta bu bölümü okur; sararsa, ilgisini çekerse yazıyı sonuna değin okumaya karar verir. Bu yönden makalelerde girişin çok ustaca ve özenle biçimlendirilmesi gerekir. Bu bölümde konu hiçbir ayrıntıya girmeden ortaya konulur.. Bunun aşırı dolaylamalara kaçılmadan yapılması gerekir. Neyin üzerinde durulacağı, ne hakkında söz söyleneceği bir iki parağraf içinde ortaya konulmalıdır.

Gelişme bölümü: Gelişme bölümünde, giriş bölümünde dile getirilen konu açıklanır, makalenin yazış amacı ve bu amaca yönelik bilgi, belge ortaya konularak tez savunulur, antitezler çürütülür. Konu ile ilgili bilgi ve belgelerin ele alınıp işlendiği, konunun genişletildiği ve ortaya konmak istenen fikrin doğruluğuna deliller gösterildiği bölüm, gelişme bölümünü oluşturur (Korkmaz 1995:220). Gelişme bölümü, derlenen, ortaya atılan fikirlerin çeşitli yönlerden genişletilmesi, desteklenmesiyle meydana gelir. Bütün fikir yazılarında olduğu gibi makalede de gelişme bölümünde açıklanacak fikirlerin derli toplu olması lazımdır. Dile getirilen fikirlerin inandırıcı, iddiacı kesin bir karaktere sahip olması için onları uygun yollarla açıklamak, desteklemek ve yerine göre de ispatlamak gerekir.

Gelişme bölümü makale yazarının inandırıcı olabilmek için tüm gücünü ortaya koyduğu alandır Bu bölümde ileri sürülen görüşlerin doğruluğunu ispatlamak için kanıtlar gösterilir, karşılaştırmalar yapılır, sayılar ve örnekler verilir. Öne sürülen sav, görüş ya da düşüncenin açımlanması, kanıtlanması bölümü makalenin gövdesini oluşturur. Yazar bu bölümde düşüncelerini açacak, geliştirecek, boyutlandıracaktır. Bunun için de tanımlama, karşılaştırma, örneklendirme, tanıklama, nesnel verilerden yararlanma gibi yollara sık sık başvuracaktır. Böylece okuyucuyu söylediklerinin doğruluğuna ve geçerliğine inandırmış olacaktır

Sonuç Bölümü : Sonuç bölümü; bir bakıma özetleme bölümü sayılabilir. Başta ileri sürülen, sonra açıklanan görüş, sonuç bölümünde -genellikle- bir paragrafta yinelenir. Ama asıl işlev burada yazının etkisinin doruğa ulaştırılmasıdır Ele alınıp işlenen, geliştirilen konunun hükme varıldığı ve o konunun ana fikrini oluşturan kısım sonuç bölümüdür. Bu bölümde yazar söylediklerinin tümünü belli bir sonuca ulaştıracak biçimde bir iki cümle ile sonucu vurgular.

Genellikle makale yazarları seçtikleri konu üzerinde söylediklerini bu bölümde bir yargıya dönüştürerek derleyip toparlarlar. Ancak bu bölüm her zaman için gerekli olmayabilir, yazar söylediklerini makalenin gelişme bölümünde iyice aydınlığa kavuşturmuşsa, konuyu dağıtmamışsa, yazısını, ayrıca özetlemeyi amaçlayan bir sonuca bağlamayabilir

Makalenin etkili olabilmesinde sadece bu planı uygulamak yeterli değildir. Makaleye işlenen fikre uygun bir başlık atmak gerekir. Makalelere genellikle kısa ve çarpıcı başlıklar konması gerekir. Makalede okuyucunun asıl ilgisini çeken şey, makalenin başlangıç ve sonuç kısımlarıdır Bunun için bu kısımlara anlamlı bir fıkra, çarpıcı bir diyalog veya bir hatıranın yerleştirilmesi makalenin etkili olmasını sağlar.

Makale yazmak uzun bir araştırma ve bilgi toplama aşaması gerektirir. Bu yüzden süre olarak sabır ister. Yazmaya başlamadan önce, makale yazılacak konu ile ilgili olarak geniş bir araştırma yapmak, tüm kaynakları taramak, bilgi fişleri oluşturmak gerekir.

Batıda çok eski örnekleri bulunan bu tür bizde ilk örneklerini Tanzimat döneminde vermiştir. Şinasinin Agah Efendi ile birlikte çıkardığı ilk özel gazete Tercüman-i Ahvalin ilk sayısında yayınlanan Mukaddime ( ön söz ) başlıklı yazı bizde ilk makale olarak kabul edilir. Ancak bu makale bugünkü anlamda çağdaş makalenin tüm özelliklerine sahip değildir.

Gerek Tanzimat döneminde, gerekse Servet-i Fünun ve Fecr-i Ati döneminde yazılan makaleler, eleştiri- polemik karışımı ürünler olduğundan gerçek anlamda makale türünden uzaktırlar. Bu tür bizde ancak cumhuriyet döneminde çağdaş bir kimlik kazanmıştır bu gün bir çok yazar ve bilim adamı çeşitli konularda ve çeşitli dergi ve gazetelere bu türde yazılar yazmaktadır

Bu alanda ilk ünlülerimiz ise Namık Kemal, Ziya Paşa, Ahmet Mithat, Hüseyin Cahit, Süleyman Nazif, Ziya Gökalp, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Refik Halit Karay, Peyami Safa, Falih Rıfkı Atay, Halit Fahri Ozansoy, Yaşar Nabidir.

Sohbet ile Makale Arasındaki Farklar :

sohbet ile makale arasındaki farkları üç madde etrafında toplamaktadır:

1 – Makalenin konuyu derinlemesine incelemesine karşılık, sohbetlerde konu yüzeyden incelenir.

2 – Makalelerde işlenen fikir savunularak ispatlanır. Sohbetlerde ise, ispat gayesi yoktur.

3 – Makalelerde daha ciddi ve sağlam ilim dili kullanıldığı halde, sohbetlerde samimi bir konuşma dili kullanılır.

Makale ile Fıkra Arasındaki Farklar:

1 – Makale yazarı ele aldığı fikirleri bilimsel bir yaklaşımla incelerken fıkra yazarı yazarı kişisel görüşle ele alıp inceler.

2 – Makalede yazar fikirlerini kanıtlamak zorundadır. Bunun için sağlam güçlü kanıtlar göstermesi gerekir.

3 – Fıkrada ise böyle bir zorunluluk yoktur. Fıkra yazarı isterse ispatlama yoluna gider isterse gitmez, her türlü örneği kul1anabilir.

4 – Makale bilimsel bir yazı olduğu için resmi ve ciddi bir anlatım kul1anılır. Fıkrada ise samimi, rahat ve içten bir anlatım vardır.

Makale ile Deneme Arasındaki Fark

Denemeci özgürce seçtiği bir konu üzerinde kişisel görüşlerini okurlarıyla dostça paylaşırken okuyucuyu düşündürme amacı taşır. Yazınsal bir dil kullanarak toplumun geneline hitap eder.

Makaleci ise öğretmeyi, bilgilendirmeyi amaçladığı için bilimsel belge, anket ve istatistikler gibi verilerle savını kanıtlama yoluna gider. Bilimsel ve terimsel bir dil kullanarak konuyla doğrudan ilgisi olan sınırlı bir okura seslenir.

Türk edebiyatında makale yazarları

A.Tanzimat dönemi:

Şinasi

. Mukaddime

Namık Kemal

. Mes Prisons Muahezenamesi

. Renan Müdafaanamesi

B. Servet-i Fünun Edebiyatı:

Cenap Sahabettin

. Evrak-ı Eyyam

. Nesr-i Harp

. Nesr-i Sulh

Ali Canip Yöntem

. Millî Edebiyat Meseleleri ve Cenap Beyle Münakaşalarımız

C.Milli Edebiyat dönemi:

Yahya Kemal Beyatlı   

  . Aziz İstanbul    . Eğil Dağlar (makale – sohbet)

D.Cumhuriyet Devri Türk Edebiyatı:

Yaşar Nabi Nayır 

 . Edebiyatımızın Bugünkü Meseleleri (makale – inceleme)

Hasan Ali Yücel   

  . Pazartesi Konuşmaları

 . İyi Vatandaş İyi İnsan

Mehmet Kaplan   

. Büyük Türkiye Rüyası (makale – eleştiri)    

. Kültür ve Dil (makale I eleştiri) 

. Nesillerin Ruhu (makale – eleştiri)

Ahmet Hamdi Tanpınar

 . Edebiyat Üzerine Makaleler

Samiha Ayverdi 

. Yusufçuk (makale ve konferansları

Ziya Gökalp

. Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak

Kaynak: http://www.aof.edu.tr/

1. NURULLAH ATAÇ (1898 – 1957)
* Deneme ve eleştiri türünde usta bir isimdir.
* Batılı anlamda ilk deneme ve eleştiri yazılarının yazarıdır.
* Dilde yalınlaşma ve özleştirme deviniminin savunucularındandır. Türkçe ‘deki yabancı sözcükleri kullanmamış, dille düşünce arasında dolaysız bir ilişki olduğunu, somut düşünme geleneğinin doğabilmesi için kavramların saydam, hangi kökten geldiklerinin anlaşılır olması gerektiğini vurgulamıştır. Bu yol da, Ataç’a göre, Latince, Grekçe, Farsça, İngilizce, Arapça gibi yabancı dillerin eğitimini zorunlu kılmak başarılamayacağına göre, bunlardan alınan sözcüklerin Türkçeleştirilmesinden geçer.
* Bazı yazılarında arı Türkçe kullandığı için anlaşılmaz olarak eleştirilmiştir. Onu eleştirenler arasında Attilâ İlhan, Halit Fahri Ozansoy gibi isimler vardır.
* Divan Edebiyatı geleneğini iyi bildiği anlaşılır, kişisel olarak zevk aldığını da belirtir, fakat zamanını doldurmuş bir yazın olduğu görüşündedir.
* Yazı diliyle konuşma dili arasındaki uçurumu kapatma çabasının bir parçası olarak özgün Türkçeyi ve devrik tümceyi kullanmasıyla döneminin yazarlarını da, daha sonraki kuşakları da etkilemiştir.
*Ölümünden sonra birçok yazın ve sanat dergisinde kendisi için özel sayı çıkartılmıştır ve hakkında 2 kitap hazırlanmıştır.
Bunlardan ilki 1959’da Tahir Alangu’nun hazırladığı Ataç’a Saygı isimli, O’nun için yazılmış yazıların derlendiği bir kitaptır.
 İkincisi ise, Türk Dil Kurumu’nun 1962’de Ankara’da çıkardığı Ataç isimli kitaptır.
ESERLERİ
Tüm kitapları Can Yayınları’ndan ve Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkmıştır. Varlık Yayınları’ndaki ilk baskılar:
    Karalama Defteri-Sözden Söze (1952)
    Ararken-Diyelim (1954)
    Söz Arasında (1957)
    Okuruma Mektuplar (1958)
    Günce (1960)
    Prospero ile Caliban (1961)
    Söyleşiler (1962)
    Günce 1-2 (1972)
    Dergilerde (1980)
    Günlerin Getirdiği (1946)
2. SUUT KEMAL YETKİN (1903 – 1980)
* Yazın yaşamına Suut Saffet takma adıyla şiir ve mensur şiirler yazarak başladı.
*  Estetik, sanat, felsefe, resim konularındaki yapıtlarının yanı sıra, deneme türünde yapıtlar vermiştir. * Edebiyatın türlü konuları üzerinde özlü düşüncelerini kaleme alan deneme türünün en başarılı temsilcilerinden olmuştur.
* Deneme ve eleştiriyle tanınmıştır.
* Sanat, estetik, resim ve felsefe alanlarında eserler vermiştir.
* Düşüncelerini açık ve yalın bir anlatımla kaleme almıştır.
Bazı eserleri
Deneme:
 Günlerin Götürdüğü,
 Edebiyat Konuşmaları,
 Edebiyat Üzerine,
Düşün Payı,
 Yokuşa Doğru,
Şiir Üzerine Düşünceler,
Denemeler
İnceleme-Araştırma:
Ahmet Haşim ve Sembolizm,
Sanat Felsefesi,
 Edebiyatta Akımlar.
3. İSMAİL HABİP SEVÜK (1892 – 1954)
Milli mücadeleye destek veren önemli yazarlardandır.
İsmail Habip Bey, 1925’te basılan “Türk Teceddüt Edebiyatı Tarihi” ile dikkatleri üstüne çekmiş bir yazardır. Yazar bu eserde Tanzimat’a kadar olan Türk edebiyatının sadece genel bir görünümünü vermiş, yenileşme içindeki edebiyatı ele almış ve Türk edebiyatını Fransız edebiyatı ile eş zamanlı olarak vermiştir.
Yazar “Tuna’dan Batı’ya” (1935) ve “Yurttan Yazılar” (1943) kitapları ile gezi türünde güzel örnekler verdi.
Atatürk’le ilgili anılarını “O Zamanlar” (1936), Atatürk’ün kişiliğini ve devrimlerini değerlendiren yazılarını da “Atatürk için” (1939) adlı eserlerinde topladı.
Batı kültür ve sanatını oluşturan şair ve yazarların yaşamlarını ve sanatlarını, “Avrupa Edebiyatı ve Biz” adlı iki ciltlik eserinde Türk edebiyatı ile kıyaslayarak anlattı (1940-41).
“İzmir’e Doğru” ve “Açıksöz” gazetelerinde başyazarlık yapmıştır.
Eserleri:
Edebiyat Tarihi – İnceleme: Türk Teceddüt Tarihi, Avrupa Edebiyatı ve Biz, Edebiyat Bilgileri
Gezi Yazısı: Tuna’dan Batı’ya Yurttan Yazılar
Anı: O Zamanlar
4. CEMİL MERİÇ (1917 – 1987)
* Deneme türünün usta isimlerindendir.
* Denemeleri dışında, edebiyat tarihi, felsefe, tarih çalışmaları ve çevirileri de vardır.
* Cemil Meriç`in ilk yazısı Hatay`da Yeni Gün Gazetesi`nde çıktı (1928).
* Yirminci Asır, Yeni İnsan, Türk Edebiyatı, Yeni Devir, Pınar, Doğuş ve Edebiyat dergilerinde yazılar yazdı.
* Hisar dergisinde “Fildisi Kuleden” başlığıyla sürekli denemeler yazdı.
* Meriç, gençlik yıllarında Fransızcadan tercümeye başladı. Hanore de Balzac ve Victor Hugo`dan yaptığı tercümelerle kuvvetli bir mütercim olduğunu gösterdi.
* Bati medeniyetinin temelini araştırdı.
* Dil meseleleri üzerinde önemle durdu.
* Dilin, bir milletin özü olduğunu savundu ve sansüre, anarşik edebiyata şiddetle çattı.
Cemil Meriç-Başlıca Eserleri
İnceleme:
Hind Edebiyatı (1964),
Saint Simon İlk Sosyolog, İlk Sosyalist (1967),
Bu Ülke (1974)
Umrândan Uygarlığa (1974),
Bir Dünyanın Eşiğinde (1976),
Işık Doğudan Gelir (1984),
Kültürden İrfana (1985)
Deneme :
Mağaradakiler (1978),
Bu Ülke (1985)
Günlük: Jurnal (1992)
Diğer Kitapları:
Kırk Ambar (1980),
Bir Facianın Hikayesi (1981),
Sosyoloji Notları ve Konferanslar (1993)
Ödülleri
Umrandan Uygarlığa (1974) (Türkiye Millî Kültür Vakfı ödülü)
Kırk Ambar (1983) (Türkiye Millî Kültür Vakfı ödülü, Ankara Yazarlar Birliği Derneği’nin Yılın Yazarı ödülü)
5. SABAHATTİN EYÜBOĞLU (1908 – 1973)
* Deneme ustalarındandır.
* Araştırma ve incelemeleri de vardır.
* Eyüboğlu 1930’lardan itibaren yazmaya başlamış, Hakimiyet-i Milliye ve Tan gibi gazetelerde, Kültür Haftası, İnsan, Varlık gibi dergilerde yazıları yayınlanmıştır.
 * Orhan Veli Kanık, Nurullah Ataç, Melih Cevdet Anday ile birlikte Tercüme dergisini çıkardı.
* Kendi denemeleri ve ünlü Montaigne ve Ömer Hayyam çevirilerinin yanı sıra Vedat Günyol ile birlikte Jean-Paul Sartre ve daha birçok ünlü yazardan çeviriler yaptılar.
* Yeni Ufuklar dergisinde yazdı. Vedat Günyol’la Babeuf’tan çevirdikleri Devrim Yazıları toplatıldı(1965).
* Sabahattin Eyüboğlu çok geniş bir konular alanı üzerinde yazılar yazmış, günümüzde de referans kabul edilen çeviriler gerçekleştirmiş, bu arada kısa metrajlı filmler de yapmıştır.
Eserleri:
Deneme – inceleme
    Avrupa resminde gerçeklik duygusu (1952),
    Fatih albümüne bakış (1952),
    Mavi ve kara (1961),
    Yunus Emre’ye selam (1966),
    Yunus Emre (1971),
    Sanat üzerine denemeler (1974),
    Pir Sultan Abdal (1977),
    Köy Enstitüleri üzerine (1979),
    Diyelim Söz Arasında (Deneme)*ÖGŞ*
    Kırkpınar [Düzenleme] (1977)
Tercümeleri
    Curtius’dan, Fransa üzerine deneme (1953),
    Eflatun’dan, Devlet (1959),
 Şiir çevirileri (1976), vb.
    Julius Caesar (1966) – (THE TRAGEDY OF JULIUS CAESAR-William Shakespeare)
    Hamlet (1965) – (THE TRAGEDY OF HAMLET, PRINCE OF DENMARK-William Shakespeare)
    Troilos ile Kressida (1956) – (TROILUS AND CRESSIDA-William Shakespeare)
    Atinalı Timon (1965) – (THE LIFE OF TIMON OF ATHENS-William Shakespeare)
    Macbeth (1962) – (THE TRAGEDY OF MACBETH-William Shakespeare)
    Antonius ve Kleopatra (1967) – (THE TRAGEDY OF ANTONY AND CLEOPATRA-William Shakespeare)
6. ABDÜLHAK ŞİNASİ HİSAR (1883 – 1963)
·         İstanbul’un lüks semtlerini ve Boğaziçi’ni, eski aşklarını, eğlencelerini anlatmıştır.
·         Anlaşılır bir dille, anı, makale, öykü ve romanlar yazmıştır.
·         Edebiyata Mütareke yıllarında Dergâh ve Yarın dergilerindeki şiir, kitap tanıtma ve eleştiri yazılarıyla başladı.
·         1921’den itibaren İleri ve Medeniyet gazetelerindeki yazılarıyla tanındı.
·         7Ağaç, Varlık, Ülkü ve Türk Yurdu dergileri ile Milliyet, Hâkimiyet-i Milliye ve Dünya gazetelerinde yazdı.
·         Cumhuriyet dönemi yazarı olmasına rağmen dil ve üslup açısından Meşrutiyet kuşağına bağlı kalan Hisar’ın bütün yapıtları esas olarak “hatıra”ya dayalıdır.
·          Romanlarında Maurice Barrés, Anatole France ve Marcel Proust gibi yazarların edebiyat anlayışlarını benimsemiştir
·         Anıları ve CHP roman yarışmasında (1942) üçüncü olan Fehim Bey ve Biz adlı romanı önemli eserleridir.
Eserleri:
Roman
    Fahim Bey ve Biz (1941; 1942 CHP Hikaye ve Roman Ödülü üçüncülüğü)
    Çamlıca’daki Eniştemiz (1944)
    Ali Nizami Bey’in Alafrangalığı ve Şeyhliği (1952)
Anı
    Boğaziçi Mehtapları (1942)
    Boğaziçi Yalıları (1954)
    Geçmiş Zaman Köşkleri (1956)
Fıkra
    Geçmiş Zaman Fıkraları (1958)
Antoloji
    Aşk imiş her ne var alemde (1955)
Biyografi
    İstanbul ve Pierre Loti (1958)
    Yahya Kemal’e Veda (1959)
    Ahmet Haşim : Şiiri ve Hayatı (1963)
FALİH RIFKI ATAY
Falih Rıfkı Atay, gezi yazılarını ve anılarını topladığı kitaplarıyla Cumhuriyet döneminde bu türlerin ilk özgün örneklerini verdi. Zeytindağı (anı-1932, 1964), Faşist Roma, Kemalist Tiran, Kaybolmuş Makedonya (gezi-1930) ve Pazar Konuşmaları (fıkra-1966) başlıca yapıtlarıdır.
Atay, sağlam, çekici anlatımı ve duru Türkçesiyle basının en usta kalemlerinden biriydi. Türkçeyi süssüz, sanatsız ama etkin kullanmayı amaçladı. Siyasi konuları işleyen fıkra ve başyazılarıyla tanınan Atay gezi, anı, makale ve sohbet türlerinde birçok kitap yayımlamıştı; Cumhuriyet Dönemi’ nin en etkin gazetecilerindendi.
Eserleri
Anı
    Ateş ve Güneş (Suriye ve Filistin savaş anılan, 1918),
    Zeytindağı (1932),
    Mustafa Kemal’in Mütareke Defteri (1955),
    Mustafa Kemal’in Ağzından Vahdettin (1955),
    Çankaya (1961),
    Batış Yılları (1963),
    Kurtuluş (1966))
    Atatürk Ne İdi? (1968)
    Bayrak (1970)
Gezi
    Faşist Roma, Kemalist Tiran,
    Kaybolmuş Makedonya (1930),
    Deniz Aşırı (1931),
    Yeni Rusya (1931),
    Moskova-Roma (1932),
    Bizim Akdeniz (1934),
    Taymis Kıyıları (1934),
    Tuna Kıyıları (1938),
    Hind (1944),
    Yolcu Defteri , (1946),
    Gezerek Gördüklerim (1970)
Fıkra
    Eski Saat (1933),
    Niçin Kurtulmamak (1953),
    Çile (1955),
    İnanç (1965),
    Pazar Konuşmaları (1966)
İnceleme
    Başveren İnkılapçı (Ali Suavi Üzerine, 1954),
    Atatürkçülük Nedir (1966),
    Londra Konferansı Mektupları (1933),
    Türk Kanadı (1941),
    Kanat Vuruşu (1945)

Yazar Hakkında
admin

Yazar : admin

Yazar Hakkında :

Yazarın Tüm Yazıları İçin Tıklayınız

Yorumlar
İsminiz
E-Posta Adresiniz
Yorumunuz

This blog is kept spam free by WP-SpamFree.

Yorum onaylama sistemi etkin; yorumunuzun yayınlanması biraz zaman alabilir.