Namık Kemal’in Cezmi Romanının Tahlili

22.01.2013 tarihinde ROMAN TAHLİLLERİ kategorisine eklenmiş, Kişi Okumuş ve 0 Yorum Yapılmış.

 ÖZETİ:
Olay Sokullu Mehmet Paşa döneminde, İstanbul’ da başlar, Azerbaycan’ da, İran’ da sürüp gider ve Tebriz Sarayında sona erer.
Cezmi çok iyi bir atlı spor ustasıdır. Bu ustalığı sayesinde Ahmet Paşa ile tanışır. Ahmet Paşanın verdiği bir yemekte Cezmi’nin atlı sporda olduğu kadar şairlikte de usta olduğu anlaşılır. Şairliğinin ünüyle Nevi ile tanışır. 1570 yılında İran seferi başlar. Cezmi bu sefere gönüllü olarak katılır. Bu sefer sırasında çok ustaca ve zekice davranışlarda bulunur ve ünü bir kat daha artar. Hatta sefer sırasında düşman olduğu halde canı pahasına da olsa Pertev isminde bir İran askerini de nehirde boğulmaktan kurtarır. Bu sayede Pertev’lede çok iyi dost olurlar. Bir başka İran seferinde Cezmi, Adil Giray’la tanışır. Cezmi bu savaşlarda gösterdiği kahramanlık sayesinde Adil Giray’ın teveccühünü kazanır. Kötü şans eseri Adil Giray ve kardeşi Gazi Giray savaş sırasında İranlılara esir düşer. Savaşta Adil Giray’ ı esir eden Hamza Mirza İran şahının oğlu ve komutan, Cengizoğullarından öyle iki kahraman şehzadeyi esir alarak başkente götürüp şöhret kazanmak ister.Adil Giray ve Gazi Giray , Şehriyar tarafından ayrı yerlere hapsedilirler.

Adil Giray sarayda ağırlanırken Gazi Giray bir adada “Kahkaha Zindanı” denilen yerde hapsedilir. Bunun sebebi ise Şehriyar’ın Adil Giray’I ilk anda görüp aşık olması ve Gazi’nin bu durumu anlayıp sorun çıkarmaması içindir.Şehriyar, Adil ile görüşebilmek için türlü entrikalar çevirir. Onunla buluşup konuşmasını ise Adil’den bilgi alıp, onunda yardımıyla Kırım Hanlığı’nı ele geçirecek planlar yapmak olarak yorumlar. Adil’in esirliği zamanında İran devletini kör bir şah, onun karısı Şehriyar ve kardeşi Perihan idare ediyorlardı. Şehriyar’ın oğlu Hamza Mirza ise sadece savaşlarla ilgileniyordu. Şehriyarın Adil Giray’la yaptığı ikili müzakereler Perihan’I şüphelendirir. Perihan’da müzakerelere devletin bir idarecisi olarak katılmak ister ve katılır. Şehriyar bir şekilde aşkını Adil Giray’ a yalnız oldukları zaman açıklar. Fakat Şehriyar çok kıskanç kişiliğe sahip olduğundan Perihan’dan gelebilecek tehlikeler için Adil Giray’a Perihan’ı olduğundan çok zıt bir şekilde tanıtır. Adil’ de inanıyormuş gibi davranarak Şehriyar’ a bir şey sezdirmeyip, onu kullanıp, kardeşini de serbest bıraktırıp anavatanına dönmek istemektedir.Perihan, Adil Giray’ı ilk gördüğünde aşık olmuştur. Fakat Adil, Perihan’nın o tatlı güzelliğini üstündeki peçe sayesinde görememiştir. Fakat ilk görüşmelerde Adil Perihan’nın ne kadar zengin kalpli olduğunu, Şehriyar’ın anlattığından çok farklı olduğunu anlamıştır. Perihan’ın yüzünü de göstermesiyle ona ilk görüşte aşıl olmuştur.Şehriyar’ın delice şehveti Perihan’ın masumca aşkı her ikisini de birbirine düşürmeye yeter. Şehriyar ve Perihan aynı kişiye aşık olduklarını, anlayınca artık aralarında bir kıskançlık yarışı başlar. Ayrıca Adil’inde Perihan’ı sevdiğini anlayan Şehriyar her ikisini de öldürmek için planlar yapar.Adil Giray esir düştükten sonra Cezmi bu haberi alır ve Adil’in yardımına koşar. Cezmi, bir şekilde Adil’in bulunduğu odaya girmeyi başarır. Bundan sonra kaçış ve İran devleti hükümetini yıkıp yerine kendilerini getirmek için planlar yapmaya başlarlar. Cezmi bu planları uygulamak için bir İran askeri olan Abbas’ı kullanır. Şehriyar’ın yaptığı planlar yanlış zamanda uygulandığı için suya düşer. Hatta planın istediği gibi gitmemesi kendisinin ölümüne sebep olur.Şehriyar’ın askerleri Perihan ve Adil Giray’ ı da öldürürler , fakat aşklarını yok edemezler. Her ikisi de aynı mezara Cezmi tarafından defnedilir. Cezmi kılık değiştirerek vatanına geri döner.

ANAFİKRİ :
İki insan birbirini gerçekten seviyorsa hiçbir engel bu iki insanı birbirinden ayıramaz, mezarda dahil.
KONUSU:
Adil Giray’ın İran ile Osmanlı arasında yapılan savaştan sonra esir düşüp, orada Perihan, Şehriyar ve Cezmi ile olan ilişkilerini anlatmaktadır. Romandaki olaylar l Sokullu Mehmet Paşa’nın zamanında , İstanbul’ da başlayarak, Azerbaycan’dan, İran’ da doğru gelişen serüvenler  halinde sürüp gider ve Tebriz Sarayında  sona erer. Romanda “Osmanlı-İran savaşları, Adil Giray-Perihan aşkı  ve Şehriyar’ın yaptığı kötülükler” anlatılmaktadır. Romanda XVI. yüzyıl sonlarında Osmanlı ile İran arasında yapılan savaşlarda ortaya çıkan “cesaret, kahramanlık, vatanseverlik” duyguları belirgin bir şekilde öne çıkar.
Romandaki kahramanlık konusu “aşk” “çaresizlik, hasretlik, kıskançlık, tutsaklık, cinsellik” temalarıyla iç içe işlenmiştir.
Türk askerlerinin gösterdikleri destansı kahramanlıklarla, Kırım Hanı’nın esir düşen kardeşi ile İran Şahı’nın kız kardeşi arasında yaşanan imkânsızlıklarla dolu bir aşk öyküsü Cezmi romanın temel kurgusunu oluşturmaktadır.
ŞAHIS KADROSU: Romanda Tarihi şahsiyetler üç gruba ayrılır.  
A.Osmanlılar:
Cezmi: Bilgin bir şair, yakışıklı, atlı sporda usta, cesur, gözüpek, yüksek karakterli bir askerdir
Abbas: Cezmi’nin görevlendirdiği , parayı çok seven bir İran askeridir.
Derviş Paşa: Sokullu soyundandır. Saldırdığı zaman şiddetle saldıran, temiz yürekli, genç bir kahraman olduğu gibi, binicilikte de diğer komutanlardan ve belki Türk sipahisinin hepsinden daha üstün sayılan bir şahıstır.
Nev’î: Saraya mensup bir şairdir. Ferhat Ağa ile içten bir dostlukları vardır. Cezmi’nin arkadaşlarıyla girdiği bir bahis sonrasında Fuzûlî’nin bir beytine yazdığı nazireyi okur ve çok beğenir. Cezmi’nin şiir yazma konusunda çok yetenekli olduğunu söyler.
Özdemiroğlu Osman Paşa: Askerlik ve savaş bilgileri bakımından üstün bir komutandır. Savaş sırasında uyguladığı ustaca taktikler sayesinde, elindeki kuvvetlerin sayıca az olmasına rağmen çok sayıda başarıya imza atmış genç bir komutandır. Dağıstan Beylerbeyi ve aynı zamanda Perihan’ın dayısı olan Şemhal’in yeğeni Mihridil ile evlenir.
Ferhat Ağa: Saraya ait atların bakımından ve atlara binen kişilerin eğitiminden sorumlu olan kişidir. Zamanının en usta binicisidir. Cezmi’nin biniciliğe olan yeteneğinden çok etkilenir, bu başarısından dolayı onu takdir eder.
Mustafa Paşa: Osmanlı ordusunun genelinden sorumlu olan komutandır. Ağırbaşlı, saygılı, adımlarını dikkatli atan bir askerdir. Sadrazam Sokullu Mehmet Paşa, İran’a yapılacak sefer öncesinde iki komutan arasında kararsız kalır. Önce Sinan Paşa’yı çağırır. Sinan Paşa’nın kendini beğenmiş tavırlarını, ölçüyü aşan fikirlerini pek beğenmez. Bunun yanında Mustafa Paşa’nın saygılı davranışlarından ve gerçekçi fikirlerinden çok etkilenir. Sefere gidecek ordunun başına Mustafa Paşa görevlendirilir.
B.İRANLILAR
Şah Tahmasp: iran’da 1524-1577 yılları arasında tahtın başında bulunan şahtır. Perihan, İsmail ve Muhammed Hüdabende’nin babasıdır. 53 yıllık uzun bir saltanattan sonra 1577’de ölmüştür.
Şah II. İsmail: Şah Tahmasp’ın 1577’de ölümünden sonra, Perihan’ın yardımı ve desteğiyle tahta çıkan kişidir. Şah Tahmasp’ın oğlu, Perihan’ın kardeşidir. Tahta çıkmadan önce İsmail, yapmacık tavırları sayesinde Perihan’ın sevgisini kazanmış, fakat tahta çıktıktan sonra aslına dönmüş, ortalığı kırıp geçmiştir. Kendisine tehlike olarak gördüğü çoğu kişiyi öldürtür, çoğunun da gözlerine mil çektirir. Şah II. İsmail’in yaptığı kötülükler yanına kalmaz. Nihayet tahta çıktıktan bir buçuk yıl sonra bir gece, odasında ölü olarak bulunur.
Şah Muhammed Hüdabende: Şah Tahmasp’ın oğlu, Begüm Şehriyar’ın kocasıdır. Şah II. İsmail döneminde gözlerine mil çekilmiş zavallı bir âmâdır. Şah II. İsmail, odasında ölü olarak bulununca, tahtın başına Muhammed Hüdabende geçer. Kör olduğu için hayata küsmüş, her şeyden elini eteğini çekmiştir. Devlet yönetimiyle uzaktan yakından ilgisi yoktur. Yönetimde söz sahibi olan kişiler, kız kardeşi Perihan, karısı Şehriyar ve veziri Mirza Süleyman’dır.
Begüm Şehriyar : Şahın karısıdır.Kırkında olmasına rağmen ince bir güzelliğe sahip, kuvvetli bir bünyesi olan,;iradesi zayıf, fesat düşkünü, menfaatçi bir kadındır.
Hamza  Mirza :Şehriyar’ın oğludur. Annesine benzemeyen bir yapısı vardır. Annesi bir yılan Hamza ise bir kaplan yapısına sahiptir. Cesur , gözüpek, tecrübeli bir askerdir.
Vezir Mirza Süleyman: Yılların verdiği tecrübeyle tehlikeleri önceden sezebilen, zeki, kurnaz bir adamdır. Devlet yönetiminde söz sahibidir. Perihan’ın bir isyan çıkarıp sevgilisi Adil Giray’ı Şah ilan edeceği haberini Şehriyar’dan öğrenir. Şehriyar’ın ısrarı üzerine genç âşıkları öldürmek için plan yaparlar. Fakat vezir, Adil Giray’ı Şehriyar’ın da sevdiğini bilir. Bu şehvet düşkünü azgın kadının Adil Giray’dan sonra da rahat davranacağını, bu sebeple devletin geleceği için Şehriyar’ın da öldürülmesi gerektiğini düşünür.
Şemhal: Çerkez beylerinin reisi, Dağıstan’ın hakimidir. Perihan’ın dayısıdır. Şemhal, Perihan’ın destekçisidir.
Cafer: Sarayda görev yapan koruyuculardan biridir. Gizli kapaklı konuşmaları işitme konusunda son derece ustadır. Gözünü para hırsı bürümüştür. Şehriyar’dan aldığı yüzlerce altın karşılığında, Adil Giray, Perihan ve Cezmi arasında geçen konuşmaları nakleder. Şehriyar’dan aldığı emir doğrultusunda Adil Giray’ın kaldığı köşkün önünde gizlenerek nöbet tutar, Cezmi’ye nişan alır ve onu vurur.
C.KIIRIM HANLIĞI (TATARLAR)
Mehmet Giray: Osmanlı İmparatorluğu’nun kuzey sınırlarında kurulmuş olan Kırım Hanlığı’nda Devlet Giray’dan sonra başa geçen kişidir. İslâm birliğinden çok Cengiz töresine bağlıdır. Veliaht tayin ettiği kardeşi Adil Giray’dan çekindiği için, hain planlarını gizler.
Adil Giray: Kırım hanı Mehmet Giray’ın kardeşi, Perihan’ın sevdiği erkektir. İranlılarla yapılan bir savaşta Osman Paşa’nın kuvvetleri zor durumda kalır. Adil Giray, emrindeki kırk bin Tatar askeriyle Osman Paşa’nın yardımına gider. Cezmi ile Adil Giray bu savaştan sonra birbirini çok seven iki yakın arkadaş, iki candan dost olurlar. Adil Giray ve kardeşi Gazi Giray, yanlarındaki az sayıda askerle at çayırlatmaya çıktıkları bir sırada kalabalık İran ordusuyla karşılaşırlar. Uzunca bir süre kahramanca savaştıktan sonra esir düşerler.
Gazi Giray: Adil Giray’ın kardeşidir. Şehriyar, kardeşiyle yaşayacağı gönül macerasında kendisine engel olabilir düşüncesiyle Gazi Giray’ı Kahkaha Kalesi’ne hapsettirir. Âşık olduğu Adil Giray’ı ise sarayda konuk eder.
ANLATICI BAKIŞ AÇISI: 3. şahıs anlatım tekniği ile yazılmış, ilahi bakış açısı anlatıcı kullanılmış. Anlatıcı olayın her ayrıntısını bilmekte, şahısla ilgili geçmiş ve geleceğe ait bilgiler vermektedir.
DİL VE ANLATIM:
Kitapta olaylar en küçük ayrıntısına kadar anlatılmıştır. Çok sürükleyici bir anlatım tarzı vardır. Ama yazar bazen konunun dışına çıkarak, bunun da farkına vararak “konunun dışına çıktık galiba, kaldığımız yerden devam edelim.” şeklinde ifadeler kullanmış ve bu yüzden roman  akıcılığını zaman zaman yok etmiştir. Olayların akışını kesip okuyucuya bilgi vermek Tanzimat romanında sık görülen bir kusur olarak karşımıza çıkar. Cezmi adlı tarihi romanda  bundan nasibini almıştır. bunun dışında romanın orijinal baskısının dili günümüz Türkçesine göre daha ağırdır. Arapça ve Farsça kelimelere sık  rastlanmaktadır.
KİTAP HAKKINDAKİ ŞAHSİ GÖRÜŞLER  :
Kitap Türk edebiyatının ilk  tarihi ve edebi romanlarındadır. Romantizmin izlerini taşıyan bu romanda yazarın duygu ve hayalleri önemli bir yer kaplar. Dili günümüz Türkçesinden bir hayli ağır olmasına Arapça ve Farca sözcüklerle dolu olmasına rağmen yazıldığı zamanın anlayışına göre sade sayılabilecek bir anlatım özelliği taşır. Akıcı ve heyecan verici bir roman olarak kabul edebileceğimiz Cezmi İntibah adlı romanıyla birlikte Tanzimat Dönemi edebiyatının en başarılı iki romanından biridir. Namık Kemal, İran, Tatar ve Osmanlı devletleri şahsında oluşan bir aşk öyküsü çerçevesinde  İslam birliği fikrine ulaşmak ve yeryüzündeki İslamların birleşip bütünleşmesi ülküsünü işlemek için yazmıştır.
Namık Kemal bu eseri Midilli adasında yazmış  parça parça yayınlanmıştır. İkinci cildini de yazmak istemişse de bu istek gerçekleşememiştir. Romanın kahramanı olan Cezmi  mücadeleci dirayetli bir savaşçı, ata iyi binen iyi silah kullanan özellikleriyle Namık kemal’in genliği ile örtüşen özelliklere sahiptir. Namık Kemal bir anlamda yarattığı Cezmi karakteriyle kendisini anlatmış sayılabilir.
Cezmi romanı Türk edebiyatının ilk özgün romanlarından birisi olması dolayısıyla bazı teknik, kurgu vaka dizilişi , planlama ve anlatım kusurlarına sahip olmasına rağmen Türk edebiyatının ilk başarılı romanlarından ve Edebiyatımızın ilk tarihi romanı olmasıyla dikkat çeker.
NAMIK KEMAL (1840-1888)
Tanınmış bir ailenin çocuğu olarak doğmuş iyi bir eğitim almıştır.16 yaşında evlenen şair o yıl İstanbul’a dönerek şiirlerini Divan’ında toplamış şair çevrelerince büyük bir beğeni ile karşılanmıştır.
* Şinasi ile tanıştığı Tasvir-i Efkar gazetesiyle birlikte onda batılı boyutta düşünceleri belirmiştir. Bu gazetedeki yazıları ile hükümeti eleştirmiştir.  Abdülaziz karşıtı Şehzade Murat yanlısı yazıları yüzünden sık sık sürgüne gönderilmiştir.
*Sanatın halkı eğitmek için bir araç olduğu bilinciyle yapıtlarında Meşrutiyet’in kurulmasını amaçlamıştır.
*Şehzade Murat’ın 3 aylık saltanatının ardında tahta çıkan Sultan Abdülhamit Kanuni Esasi’yi hazırlayan grubun içinde Ziya Paşa ve Namık Kemal’i de görevlendirmiştir. Ancak Kanuni Esasi de “Sakıncalı görülenlerin yut dışına çıkartılması” maddesinin çıkmasına engel olamamışlardır. E bu durumda da Abdülhamit’le de araları bozulmuş; ne de olsa Namık Kemal’in sürgün maceraları çoktur. HA bu arada Ziya Paşa ile de araları bozulacak, ileride bekleyin…Az sonra…Neyse , Abdülhamit’e ve saraya kalemiyle saldırmıştır.
*Üyesi bulunduğu YENİ OSMANLILAR CEMİYETİ sürgüne gönderilirken N. Kemal Londra’ya topuk yapmış oralarda da boş durmayarak Hürriyet (Ziya Paşa ile birlikte) gazetesini çıkarmıştır.
*Namık Kemal yenileşme dönemi Türk edebiyatına vatan, millet, hüriyet, hak, adalet, istiklal, eşitlik gibi kavramları getirmiş ve gür sesiyle haykırmıştır.
*İmparatorluğun içinde bulunduğu durum karşısında kurtuluş çareleri arayan şair politik konulara yönelmiş ve sosyal ve siyasi içerikli  konularda yazmış, derin bir vatan sevgisiyle kahramanlık şiirleri yazmıştır.
*Roman, şiir, makale, tiyatro, eleştiri, tarih, biyografi türlerinde eserler vermiştir. Ancak nesri şiirinden daha üstündür.
* Yapıtlarında romantizmin etkisi görülmektedir.
*Dilde yalınlaşmak gerektiğini söylemiştir ancak tiyatro yapıtları dışında süslü ve ağır bir dil kullanmıştır.
*Divan şiiri antolojisi HARABAT’ın önsözünde divan şiirini öven Ziya Paşa’ya kızan sanatçı TAHRİB-İ HARABAT adlı ilk eleştiri yazısını yazmıştır. Harabat’ın ikinci cildi yayımlanınca da TAKİB-İ HARABAT adlı eleştiri yazısını yazmıştır.
 NAMIK KEMAL’İN İLKLERİ
*Sahnede oynanan ilk tiyatro yapıtı Vatan Yahut Silistre’yi yazmıştır.
*İlk edebi roman İNTİBAH’ı yazmıştır.
*İlk Tarihsel roman CEZMİ’yi yazmıştır.
*TAHRİB-İ HARABAT adlı ilk eleştiri yazısını yazmıştır.
YAPITLARI
Roman:   İntibah,  Cezmi
Tiyatro:   Zavallı Çocuk
                 Vatan Yahut Silistre
                 Celaleddin Harzemşah
                 Kara Bela
                 Âkif Bey
                 Gülnihal
Eleştiri:   Tahrib-i Harabat
                 Takib-i Harabat
Yazar Hakkında
admin

Yazar : admin

Yazar Hakkında :

Yazarın Tüm Yazıları İçin Tıklayınız

Yorumlar
İsminiz
E-Posta Adresiniz
Yorumunuz

This blog is kept spam free by WP-SpamFree.

Yorum onaylama sistemi etkin; yorumunuzun yayınlanması biraz zaman alabilir.