Namık Kemal’in Zavallı Çocuk Adlı Tiyatrosunun Tahlili

08.12.2012 tarihinde ROMAN TAHLİLLERİ kategorisine eklenmiş, Kişi Okumuş ve 0 Yorum Yapılmış.

ZAVALLI COCUK – TAHLİL
1873’te İstanbul’da yayımlanan Zavallı Çocuk, Namık Kemal’in son piyesi olan Celalettin Harzemşah’ın ön sözünde Magosa’da yazdığını kaydettiği üç perdelik, üçüncü piyesidir. 1873 yılında Namık Kemal tarafından yazılan piyes. İlk defa 18 Ocak 1874 tarihinde Gedikpaşa Tiyatrosu’nda sahnelenmiştir.
Kitap  özeti:
Namık Kemal’in son oyunudur. Abdulhamit’in ilk senelerinin hissi hayatına tesir etmektedir Recaizade’nin Vuslat’ı ile Abdulhak Hamit’in İcli Kızı’ndan, Uşakzade’nin Bir Olünün Defteri’ne kadar bütün bir edebiyatta bu küçük piyesin havasını buluyoruz Piyesin asil konusunu,19asrin en moda mevzularından biri olan ana-babanın çocuklarını kendi menfaatlerini düşünerek evlendirmelerinin felaketle neticelendiği davası olustur(10) Bu anlatımlı basit oyunun etkisi oldukça büyüktür Zavallı Çocuk çıktığı zaman o donemin bütün kalem sahiplerine bir örnek olmuştur
Zavallı Çocuk’ta görücü yoluyla evlenmeye karsı çıkar On beş perdelik Celaleddin Harzemsah, Namık Kemal’in en beğendiği yapıtı olarak bilinir Oyun, Mogollar’a karsı İslam dünyasını koruyan Celaleddin Harzemsah’ın kişiliği çevresinde gelişir Bu eserde Namık Kemal, İslam birliği düşüncesini kapsamlı bir biçimde sergilemiştir.

Şefika , babası Halil Bey’ in öksüz bir akrabası olduğu için yanına aldığı Ata ile birlikte büyümüştür Bir süre sonra zengin bir paşa ile evlendirilen Şefika , gönlü Ata’ da olduğu için bu acıya dayanamaz ve hastalanır Kısa süre içerisinde verem , Şefika’yı ölümün eşiğine getirir Okuldan izinli gelen tıbbiye öğrencisi Ata , Şefika’nın ölmek üzere olduğunu görünce , eczaneden aldığı zehri içer , ikisi birlikte ölürler
Konusu
Namık Kemal, bu oyununda halka görücü usulü evliliğin kötülüklerini anlatmak istemiştir. Oyun çok kısadır. Uzun ve ustalıklı tiyatro entrikaları kullanılmamıştır. Eserin etkisi de bundan ileri gelmektedir.
Metnin olay örgüsü;
Halil Bey kardeşinin çocuğu olan Atâ’yı evine almış ve onun Tıbbiye’ye devamını sağlamaktadır. Atâ on dokuz, Halil Bey’in kızı Şefika ise on dört yaşına gelmiştir. Yakında tamamıyla erkekten kaçacak olan Şefika, Atâ’yı sevmektedir. İlk perdede bu sevginin karşılıklı olduğunu karşılıklı konuşmalardan anlaşılır.
İkinci perde Şefika’yı görüp beğenen bir paşanın onunla evlenmek istemesiyle başlar. Kız bu durumu biraz tutuk bir şekilde karşılar. Anne kızın evlenmesi için ailenin içinde olduğu durumu açık açık anlatır. Şefika, evlenme haberinin Atâ’ya geç iletilmesi koşuluyla evlenmeye karar verir; ancak Atâ o gün eve müjdeli bir haber vermek için beklenmedik bir şekilde gelir. Bu durum Şefika’nın yürek acısını ve bunu saklama çabasını ağırlaştırır.
Üçüncü perdede Şefika vereme yakalanmıştır. Hastalığı çok şiddetli geçirmektedir. Hekim onun ertesi günü görebileceğinden bile emin değildir. Şefika, Atâ’nın onu bu halde görmesini engellemeye çalışır; ancak bu babası Atâ’yı eve çağırır. Atâ, Şefika’nın halini görünce eczaneden keskin bir zehir getirir, onu içer ve acı çekerek can verir. Bunun üzerine Şefika’da zayıflığından gücü tükenerek ölür.
TEMA
Anne ve babanın menfaat uğruna çocuklarını istemedikleri hâlde başkalarıyla evlendirmesinin felakete yol açması.
Şahıs Kadrosu/ Karakterler
Atâ Bey: Halil Bey’in kardeşinin oğlu. On dokuz yaşında, Tıbbiye’nin onuncu sınıf sınıfından bir delikanlı.
Şefika Hanım: On dört yaşında bir kız.
Tahire Hanım: Şefika Hanım’ın annesi.
Şerife Hanım: Şefika Hanım’ın babaannesi
Tâbende: Cariye.
Hekim amca
DİL ve Anlatım:
 Namık Kemal, tiyatroyu toplumu eğitmede bir araç olarak gördüğü için tiyatrolarında sade akıcı bir dil kullanmıştır. Zavallı çocuk adlı tiyatro metninde de sade, halkın konuşma diline yakın bir dil kullanılmış. Süsten ve gösterişten uzak bir anlatım benimsenmiştir.
Namık Kemal’in Tiyatro Anlayışı:
Namık Kemal, tiyatronun modern bir tiyatro haline gelmesi için büyük çaba harcamıştır. Avrupa’ya kaçana kadar yalnız şiir ve politika ile uğraşan Kemal, döndükten sonra tiyatro ile de yakından ilgilenmeye başladı. Bunun için oynanmak üzere piyesler yazmaktan da geri durmamıştır.
Kemal ancak Avrupa’ya kaçtıktan sonra ciddi sahne eserlerinin seyircisi olabildi ve tiyatronun gerçek değerini kısa zamanda kavrayabildi. Orada tiyatro sadece bir eğlence aracı değil, aynı zamanda, seyircilerin kültür seviyesini yükselten, ciddi bir olaydı. Tiyatronun bu yönü, Kemal’i hayran bıraktı. Her gün binlerce insana hitap eden bu müesseseler adeta birer okuldu. Edebi çalışmalarında Tanzimat’ın sosyal prensiplerine bağlı bulunan Kemal’in, tiyatroyu da bu yönden görmesi kadar tabii bir şey olamaz.
Ona göre ciddi bir tiyatro eseri, seçkin bir topluluğa belli düşünceleri aşılamak için, en ‘faydalı eğlence’ idi. Bu eğlence fikrine rağmen Namık Kemal’in tiyatrosu bir dava tiyatrosudur. O eserlerinde vatanperverlik, İslam ittihadı, insan hakları gibi inandığı belli başlı şeylerle cemiyetimizin kalkınması için lüzumlu gördüğü fikirlerini veya geleneklere karşı tenkitlerini tek bir nutkun birkaç ağza taksimi denebilecek tarzda söyler.
Bu itibarla piyeslerin şahıslarını Kemal’in fikirlerine ve onların antitezlerine indirmek mümkündür. Buna rağmen bu piyesler dış manzarasıyla epeyce değişiklik gösterirler. Hemen hemen hiçbiri öbürünün mevzusunu tekrarlamadığı gibi bir kısma da ancak dolayısıyla ideolojiktir. “Vatan Yahut Silistre” muhasara altında bulunan bir kalenin fedakarlıklarla kurtuluşudur. “Zavallı çocuk” kişisel mutluluk meselesini konu edinen bir eserdir. “Gülnihal”in konusu, XVIII. asır sonu veya XIX. asır başında yarı feodal bir Rumeli şehrinde geçen zulme karşı bir isyan vaka’sıdır. “Âkif Bey” ise sadece bir karakterin etrafında döner, öyle ki piyesin Kemal’in vatan ve millet sevgisini aksettiren kısımları vaka’ya eklenmiş hissini bırakır. “Celal”, vazife uğrunda yapılan mücadeleleri anlatır. Ne zaman yazıldığı bilinmeyen “Karabela” ise bir tutku, ihtiras dramıdır. Gizli ve açıkça telkin ettiği fikirlerin daima ağır basmasına rağmen Kemal bu piyeslerinde aşk ve ihtirasa çok geniş bir yer ayırmış, onu türlü görünüşlerde vermeye çalışmıştır.
Kemal’in tiyatroda sevdiği şairler Shakspeare, Hugo ve Corneille’dir. O Fransız Klasiklerini aralarında mukayese yapacak kadar tanımakla beraber romantik dramı tercih ediyordu. Bu itibarla zaman, mekan ve mevzu birliklerinin ve klasik tiyatronun örgüsünde esas olan ifade seçkinliğinin aleyhinde idi. Fakat hiçbir zaman Shakspeare tiyatrosunun sahne şeklini de kabul etmemiştir. O Fransız dramının romantiklerde beş, daha yenilerinde beşle üç perde arasında değişen bölünüşünü, yani hareketin muayyen zaman ve yerlere bağlanmasını benimsemiştir ki modern tiyatronun genellikle kullandığı teknik de budur.
Oyunların çoğu, bugün teknik yönünden kusurlu görülebilir. Dili, oldukça sade olmakla birlikte, konuşma dilinin rahatlığına ulaşamamıştır. Söyleşmeler daha çok hitabete ve nutka kaçmaktadır. Olay düzeni karışıktır. Fakat, o eserlerde bugün bile, Namık Kemal’in samimi, saf ülküsünün sıcaklığı hissedilir.
Namık Kemal’in Tiyatroya Dair Sözleri
Bir milletin güzel söyleyiş kudreti, edebiyatında; edebiyatın da en canlı ifadesi, tiyatrosunda belli olur.
Diğer edebi türlere bisbetle tiyatro, resme nisbetle canlı varlık gibidir.
Tiyatro eğlencelidir. Fakat eğlencelerin en faydalısıdır
Tiyatro, meram anlatmada hem göze hem kulağa hitab ettiği için tesirini iki vasıta ile birden gösterir.
Tiyatro, fikrin hayalatına vicdan, vicdanın ulviyetine can, canın hissiyatına lisan verir.
Tiyatro aşka benzer. İnsanı hazin hazin ağlatır. Fakat verdiği şiddetli tesirlerde bir başka lezzet bulunur.
Batı memleketlerinde tiyatro edebiyat türlerinin hepsinden üstün sayılır.
Avrupa’da en büyük ediplerin en güzel eserleri tiyatrolardır.
Tiyatroları
Vatan Yahut Silistre
Gülnihal
Zavallı Çocuk
Âkif Bey
Celaleddin Harzemşah
Kara Bela
Âkif Bey
YAZAR HAKKINDA BİLGİ
1840 yılında Tekirdağ’da doğdu.Annesi kendisi küçük yaştayken öldüğü için,
büyükbabasının yanında büyüdü.Düzenli bir öğrenim göremedi.Özel öğretmenlerden aldığı derslerle ve kendi özel çabası ile yetişti.On yedi iken devlet memurluğuna girdi.Şinasi ile tanıştıktan sonra, küçüklükten beri bğlı olduğu divan şiirini bırakıp, edebiyatta btılı zevk ve anlayışa yöneldi.Yeni Osmanlılar Cemiyeti’ne girip kendisini vtan ve özgürlük davasına adadı.
Avrupa’ya kaçtı.Bir süre orada bu dava için çalıştı.İstanbul’ döndükten sonra İbret
Gazetesi’ni çıkardı.Gelibolu’da mutasarrflık yaptı.1873 yılında oynanan Vatan Yahut Silistre adlı tiyatrosunun uyandırdığı tepkiler üzerine Kıbrıs’a sürüldü.1876 yılıbnda, İstanbul’a geldi.İlk Meşrutiyet anayasasının hazırlanmasında çalıştı.İkinci Abdülhamid’le olan anlaşmazlıkları yüzünden yeniden sürgüne gönderildi.Milli, Rodos ve Sakız adalarında hem sürgün hem de mutasarrıf olarak yıllarca kaldı.1888 yılında Sakız adasında öldü.Vasiyeti gereğince, Gelibolu’da öldü.
Eserlerinin hemen hemen hepsini vatan ve özgürlük davası adına meydana getiren Namık Kemal, edebiyatın btün dallarında eser vermiştir.Sanatçı olarak derin değil, fakat inançlı ve heyecanlıdır.Eserlerinde didaktik unsurlar en hakim temayı teşkil eder.Dil ve anlatımda külfetli,sanatlıdır.Şiirlerini kitap halinde yayımlamayan Namık Kemal’in –romanları dışında- başlıca eserleri şunlardır :
Oyun : Vatan Yahut Silistre, 1873 ; Zavallı Çocuk, 1873 ; Akif Bey, 1874 ; Celaleddin Harzemşah, 1885 ; Kara Bel”, 1908.
Roman: İntibah, 1876 ; Cezmi, 1880 .
Eleştiri: Tahrib-i Har”b”t, 1885; Takip, 1885; Renan Müdafaanamesi, 1908 ; İrfan Paşa’ya Mektup, 1887; Mukaddeme-i Celal, 1888.
Tarihsel Yapıt: Devr-i İstila, 1871; Barika-i Zafer, 1872; Evrak-ı Perişan, 1872 ; Kanije, 1874; Silistire Muhasarası, 1874 ; Osmanlı Tarihi, 1889 ; Büyük İslam Tarihi, 1975.
Çeşitli: Rüya, 1893; Namık Kemal’in Mektupları, Ö.F. Akün , 1972.
Yazar Hakkında

Yazar : admin

Yazar Hakkında :

Yazarın Tüm Yazıları İçin Tıklayınız

Yorumlar
İsminiz
E-Posta Adresiniz
Yorumunuz

This blog is kept spam free by WP-SpamFree.

Yorum onaylama sistemi etkin; yorumunuzun yayınlanması biraz zaman alabilir.

  • Meta