BİYOGRAFİ (HAYAT HİKÂYESİ)

22.11.2012 tarihinde 11. Sınıf Dil ve Anlatım Konu Anlatımı kategorisine eklenmiş, Kişi Okumuş ve 0 Yorum Yapılmış.

Çeşitli bilim dalları ile güzel sanatlar ve spor alanlarında ün yapmış bir kişinin hayatının derlenip toparlanması ve yazıya geçirilmesine biyografi denir.
BİYOGRAFİLERİN ORTAK ÖZELLİKLERİ

1- Yaşamı yazılan kişinin kendisi tarafından değil, onunla ilgili araştırma yapan, bilgi ve belgelere ulaşan veya onun yaşamına yakından tanıklık etmiş kişiler tarafından kaleme alınır.

2- Tarafsız ve gerçekçi olunmalıdır.

3- Bilgi, belge, tanık ve kanıtlara dayandırılmalıdır.

4- Kronolojik sıra izlenebilir.

5- Kişiyi tüm yönleriyle tanıtır. Kişinin önemi, değeri, benzerlerinden farkı belirlenmelidir.

6- Öznel bir tutum izlenmemeli, kişinin yaşamı aşırı yerme ve övmelerden uzak tutulmalıdır

7- Açık, sade bir dil kullanılır.

8- Divan edebiyatında şairleri anlatan bu eserlere, “Tezkire” denirdi.

9- Türün ünlüleri; Mithat Cemal Kuntay, Şevket Süreyya Aydemir.

10-Türk edebiyatında ilk biyografik eser, Malik Bahşi’nin Feridüddin-i Attar’dan çevirmiş olduğu “Tezkiretü’l-Evliya”dır.

Biyografilerin yazılmasındaki amaç; tanınmış, yararlı olmuş kişilerin çektikleri sıkıntıları, karşılaştıkları güçlükleri nasıl yendikleri, başarıya nasıl ulaştıklarını anlatmaktır.
Bu şekilde, okuyucuların “kıssadan hisse çıkarmaları” sağlanır; sabırlı, düzenli ve plânlı çalışmanın başarıya olan katkısı verilmek istenir.
Biyografiler; sanata, edebiyata, tarihe ışık tutarlar. Anma ve kutlama günlerinde, sanat gecelerinde bu tür yazılardan yararlanılır.
Ayrıca, biyografiler; belli bir dönemin olaylarını, toplumun yapısını ve sanatını da belgeler niteliktedir.
Biyografiye, eski edebiyatımızda “Tercüme-i Hâl” (Hâl Tercümesi) denirdi.
Divan edebiyatındaki “Şuara Tezkireleri”, sadece şairlerin özelliklerini veren biyografi niteliğindeki eserlerdir.
Biyografiler açık, sade bir dille, tarafsız bir görüşle yazılmalıdır.
Dünya Edebiyatında Biyografinin Gelişimi:

Biyografilerin başlangıcı olarak eski Yunan’da Plutarkhos’un “Hayatlar” adlı eseri gösterilir.

17. yüzyılda İngiltere’de William Roper’in Thomas Moore hakkında yazdığı biyografi,

18. yüzyılda Samuel Johnson’ın, James Boswell’in yazdığı biyografileri bu türün ilk önemli örnekleri arasında saymak gerekir.

20. yüzyıla dek yazılan biyografilerde, yaşamı anlatılan kişinin hayatının yanı sıra erdemleri, ahlakî özellikleri Önemliydi.

Modern biyografinin doğduğu 20. yüzyıldan itibarense yaşamı anlatılan kişiye daha nesnel yaklaşılmaya başlandı.

Türk Edebiyatında Biyografinin Gelişimi:

Türk edebiyatında ilk biyografik eser, Malik Bahşi’nin Feridüddin-i Attar’dan çevirmiş olduğu “Tezkiretül Evliya”dır.

Daha çok mesleklerine göre düzenlenmiş ve birden fazla kişinin biyografisinin yeraldığı Tezkire, menakıb, vefeyat, devha, sefine, tuhfe, hadika, fihrist, silsilename, şairname, gazavatname, sicil gibi adlar altında birçok eser kaleme alınmıştır. Menakıpname ya da velayetname denilen eserlerde tarikat büyüklerinin, evliyaların, pir ve şeyhlerin olağanüstü halleri, kerametleri ve diğer kişisel özellikleri anlatılır.

Yayımlanmış bazı menakıpnamelere şu örnekler gösterilebilir: Hacımsultan Velâyetnamesi (Rudolp Tschudi); Hacı Bektaş Velayetnamesi (Erich Gross).Vakayinamelerde de birçok devlet adamının biyografilerine ait malzemeler bulmak mümkündür.

Tanzimattan günümüze kadar yazılmış biyografilere şu örnekleri verebiliriz: Recaizade Mahmut Ekrem, Kudemadan Birkaç Şair (1885); Muallim Naci, Osmanlı Şairleri (1890); Beşir Fuad, Victor Hugo (1886); Süleyman Nazif, Mehmet Akif (1924); Kenan Akyüz, Tevfik Fikret (1947); Mehmet Kaplan, Namık Kemal Hayatı ve Eserleri (1948); Olcay Önertoy, Halit Ziya Uşaklıgil, Romancılığı ve Romanımızdaki Yeri (1965); Birol Emil, Mizancı Murad Bey, Hayatı ve Eserleri (1979); Nurullah Çetin, Behçet Necatigil, Hayatı, Sanatı ve Eserleri (1998).

Biyografi türleri şunlardır:

a. Bilimsel biyografi
Biyografik bilgileri kronolojik bir sıra içerisinde, alt başlıklar halinde, onun dönemi içindeki konumunu, getirdiği yenilikleri, gösterdiği başarıları, eserlerini, eserlerinin değişik özelliklerini eleştirel bir tutumla, belgelere, araştırma ve incelemelere dayalı olarak veren çalışmalara bilimsel biyografi ya da biyografik monografi denir. Bu tür eserlerde kişinin doğumu, yetişmesi, öğrenimi, çalışma hayatı, türlerine göre eserleri, eserlerinin önemi, şekil ve muhteva özellikleri, başarıları, ödülleri ve başka özellikleri bölümler halinde verilir. Bilimsel biyografi türüne şu örnekler verilebilir: Mehmet Kaplan, Tevfik Fikret Devir-Şahsiyet-Eser (1971); İsmail Parlatır, Recaizade Mahmut Ekrem (1995); Ö.Faruk Huyugüzel, Hüseyin Cahit Yalçın’ın Hayatı ve Edebî Eserleri Üzerinde Bir Araştırma (1984).
b. Biyografik roman
Roman, hikâye gibi tahkiye kurgusu içerisinde, olay anlatımı üslûbuyla kişiyi bir roman kahramanı gibi olayların içindeki konumlarıyla sunan eserlere de edebî biyografi ya da biyografik roman denir. Biyografik romanlarda kişinin ruhsal ve fiziksel özellikleri, davranışları, duyguları, düşünceleri, tepkileri, tavır alışları, giyinişi gibi pek çok değişik özellikleri ayrıntılı olarak verilip bir anlamda onun portresi çizilir. Hayatı içerisinde canlı, yaşayan bir kişilik olarak sergilenir. Buna örnek olarak M. Emin Erişirgil’in Mehmet Akif /İslâmcı Bir Şairin Romanı (1956); Tahir Alangu’nun Ömer Seyfettin (1968) adlı eserleri verilebilir. Ayrıca Oğuz Atay’ın Bir Bilim Adamının Romanı (1975) adlı romanı da bu türün en iyi örneklerindendir. Yazar bu romanında hocası Mustafa İnan’ı merkez alarak bir dönemin idealist neslinin hayatını yansıtmıştır.
Otobiyografik roman:
Kişinin kendi hayatını roman şeklinde yazmasıdır..
c. Nekroloji :
Ölen ünlü bir kişinin hemen ölümünden sonraki günlerde genellikle gazete ve dergilerde yakın çevresinde yer alan kişiler tarafından onun üstün niteliklerinin, erdemlerinin, çalışmalarının ve diğer özelliklerinin anı üslûbuyla anlatıldığı yazılara denir. Bu yazılar bir anlamda öleni çok seven birinin ağıtları, duygusal, öznel açıklamalarıdır. Bu tür yazılara örnek olarak Yahya Kemal’in ölümü dolayısıyla kaleme alınmış şu yazıları verebiliriz: Vehbi Cem Aşkun, “İstanbul Aşığını Kaybetti” (Dünya, 5 Kasım 1958); Nimet Behsuz, “Büyük Şairin Arkasından” (Yeni Gün, 3 Kasım 1958); Cenap Gedikoğlu, “Bir Dev Şair Göçtü”
Mehmet Süreyyâ’nın “Sicil-i Osmânî”si,
Çeşitli kişiler tarafından kaleme alınmış “Şuarâ tezkireleri”,
Şevket Süreyyâ AYDEMİR’in “Tek Adam” ve “İkinci Adam”ı biyografik eserlere örnektir.
NOT: Biyografi türüyle benzerlik gösteren eserlere Divan edebiyatında “tezkire” denir.
Türk edebiyatında ilk biyografi örneğini (tezkire) Ali Şir Nevai 16. Yüzyılda “Mecalis’n- Nefais” adlı eseriyle vermiştir.               
 
Otobiyografi 
Otobiyografi, bir düşünürün, bir sanatçının, bir sporcu ya da tanınmış bir kişinin kendi yaşam öyküsünü anlattığı edebî tür. Özyaşamöyküsü de denir. Kaynak olarak kişi kendini ve aile büyüklerinden aldığı bilgileri kullanır. Yazarın kendinden söz ederken nesnel olması zor olduğundan otobiyografi yazmak güçtür. Otobiyografilerde yazar kendine ait sanat eserleri, düşünceleri ve yapmış olduğu ya da katkısının olduğu önemli işleri aktarır. Bu yazılı anlatım türü aynı zamanda iyi bir belgeseldir. Bu alanda çalışacaklara ve yazarın yaşadığı dönemin özelliklerine kaynaklık eder.
 
Otobiyografinin belirleyici özellikleri:
Otobiyografi düşünsel plânla yazılır.
Yazar daha çok kendisini öne çıkartabilir.
Biyografilerde Objektif olunmalıdır.
Otobiyografi kişinin kendi diliyle anlatmasıdır. 
Şuara Tezkireleri:
 Şairlerin biyografilerine, eserlerine yer veren, şiirleri hakkında değerlendirmelerin bulunduğu eserlere şuara tezkiresi denir.
Türk şairlerinin biyografilerinin toplandığı ilk Türkçe şuara tezkiresi XV. yüzyılda kaleme alınan Ali Şir Nevayî (ö.1501/907) ‘nin Mecâlisü’n-Nefâis (1491/896) adlı eseridir.
 
Tanzimattan günümüze kadar yazılmış biyografilere şu örnekleri verebiliriz:
Recaizade Mahmut Ekrem, Kudemadan Birkaç Şair (1885); Muallim Naci, Osmanlı Şair-leri (1890); Beşir Fuad, Viktor Hugo (1886); Süleyman Nazif, Mehmet Akif (1924); Kenan Akyüz, Tevfik Fikret (1947); Mehmet Kaplan, Namık Kemal Hayatı ve Eserleri (1948); Olcay Önertoy, Halit Ziya Uşaklıgil, Romancılığı ve Romanımızdaki Yeri (1965); Birol Emil, Mizancı Murad Bey, Hayatı ve Eserleri (1979); Nurullah Çetin, Behçet Necatigil, Hayatı, Sanatı ve Eserleri (1998).

BİYOGRAFİ  İLE OTOBİYOGRAFİ ARASINDAKİ FARKLAR
                          BİYOGRAFİ                             OTOBİYOGRAFİ
Kişisel yaşamı film alan, bilgi verme ve öğretme işlevi olan metin türüdür. Kişisel yaşamı film alan, bilgi verme ve öğretme işlevi olan metin türüdür.
Bir başkası, alanında ünlü bir kişinin hayat hikâyesini anlatır. Yazar, kendi yaşam öyküsünü anlatır.
Biyografisi yazılacak kişinin doğumundan ölümüne kadar olan hayatı; Novotel ve manevi çevre içinde araştırılır, kişiliği ve eserleri hakkında bilgi verilir. Yazar, metnin merkezine kendini oturtur; http kişileri, olayları ikinci plana iter.
Bütünlük taşır, biyografisi yazılacak kişinin hayat hikâyesi kesintisiz olarak anlatılır. Bütünlük taşır; yazar, yaşam öyküsünü kesintisiz olarak anlatılır.
Anlatıcı, biyografiyi yazan kişidir. Anlatıcı, olayları üçüncü tekil kişi (o) ağzıyla anlatır.

 

Anlatıcı, yazarın kendisidir. , Olayları birinci tekil kişi (ben) ağzıyla anlatır Anlatıcı.
Daha çok Öyküleyici, betimleyici ve açıklayıcı Sözlü Anlatım türleri kullanılır. Daha çok Öyküleyici ve betimleyici Sözlü Anlatım türleri kullanılır.

 

Dil, genelde göndergesel işlevde kullanılır. Dil, genelde göndergesel ve heyecana bağlı işlevlerde kullanılır.
Açık, akıcı, duru ve yalın bir anlatımla yazılır. Açık, akıcı, duru ve yalın bir anlatımla yazılır.
ANI İLE OTOBİYOGRAFİ ARASINDAKİ FARKLAR

Anı kişisel yaşantının bütünü ya da belli bölümlerini ya da gözlemleri dile getirmek amacıyla yazılmış edebî metinler ya da kayıtlardır. 
Otobiyografi ile karıştırılabilen bu tür, ondan dışsal olaylara verdiği önem ile ayrılır 
Anı kişisel yaşam izlenimlerinin yanı sıra bu izlenimlerin dış boyutları da geniş olarak yer alır. 
Otobiyografi de yazar öncelikle kendilerini konu edinirken.
Anı yazarları çoğunlukla çeşitli tarihsel olaylarda rol oynamış ya da bu olayların yakın gözlemcisi olmuş kişilerdir. Bu kişilerin yaşadığı şeyleri bir defter ya da bir kâğıda aktarmasıdır.
    
  Anı ve biyografi türlerinin  benzer ve farklı yönleri:

Anı ve günce yazılarında kahraman anlatıcı vardır.Yani metnin kahramanı yazarın kendisidir.Birinci ağızdan anlatım vardır.Biyografilerde ise metnin kahramanı ile anlatıcı farklı kişilerdir.Üçüncü ağızdan anlatım vardır.Kısaca anılarda ve güncelerde doğrudan anlatım , biyografilerde ise dolaylı anlatım vardır
Please follow and like us:
Yazar Hakkında

Yazar : admin

Yazar Hakkında :

Yazarın Tüm Yazıları İçin Tıklayınız

Yorumlar
İsminiz
E-Posta Adresiniz
Yorumunuz

This blog is kept spam free by WP-SpamFree.

Yorum onaylama sistemi etkin; yorumunuzun yayınlanması biraz zaman alabilir.

  • Meta

  • Enjoy this blog? Please spread the word :)