12. Sınıf Dil ve Anlatım Kitabı Cevapları –I. Ünite Yüksek Ökçeler sayfa 47-53

19.11.2012 tarihinde Genel kategorisine eklenmiş, Kişi Okumuş ve 0 Yorum Yapılmış.

9.etkinlik
a.  Olay öyküsü “Maupassant tarzı öykü
Bu tarz öykülere “klasik vak’a öyküsü” de denir.
Bu tür öykülerde olaylar zinciri, kişi, zaman, yer öğesine bağlıdır.
Olaylar serim, düğüm, çözüm sırasına uygun olarak anlatılır.
Olay, zamana göre mantıklı bir sıralama ile verilir, düğüm bölümünde oluşan merak, çözüm bölümünde gi-derilir.
Bu teknik, Fransız sanatçı Guy de Maupassant (Guy dö Mopasan) tarafından geliştirildiği için bu tür öykülere “Maupassant tarzı öykü” de denir.
Türk edebiyatında bu tarz öykücülüğün en büyük temsilcisi Ömer Seyfettin’dir. Ayrıca Refik Halit Karay, Reşat Nuri Güntekin, Yakup Kadri Karaosmanoğlu Orhan Kemal, Samim Kocagöz, Necati Cumalı, Talip Apaydın da olay türü öykücülüğünün temsilcileri arasındadır.
b.
* Hikayedeki olay ve kişiler önceden belirlenmiştir.
* Evet bu tür olaylarla gerçek hayatta da karşılaşılabilir.

* Hatice Hanım’ın En sonunda dürüst  hizmetçiler bulacağını düşünüyordum, fakat hikaye tahmin edemediğim bir sonla bitti.
* Mekan Hatice Hanım’ın Sosyal seviyesini yansıtıyor. Hatice Hanım Zengin biridir. Bu yüzden olay köşkte geçiyor.
* Hatice Hanım köşkteki hizmetçileri hırsızlık ve ahlaksızlık yaptıkları için kovuyor. Rahatsız olmasına rağmen yüksek ökçeli ayakkabıları dürüst bir hizmetçi bulamadığı için giyiyor. Hizmetçilerin yaptığı hırsızlıkları ve yanlışları duymamak ve görmemek için giyiyor.
* Hikayede gerçek dışı abartılara rastlanmıyor.
* Hikayede zaman, mekan ve kişiler birbiriyle uyum içindedir. Zengin birinin köşkünde hizmetçilik yapan insanlar ve bunların durumlarına göre aç gözlülük edip hırsızlık yapmaları durumlarına uygundur.
*  burada görmeye dayalı değil duymaya dayalı bir gözlem var. Hatice Hanım Mutfağın kapısına gelince gördüğü manzara karşısında gözlerini kapatmıştır.
c.  Mapussant Tarzı hikaye, seçilmiş olay ve kahramanlar üzerine kurumuştur                      (   D  )
    Bu tarz hikayede olay, kişi ve mekan ilişkisi okuyucuda gerçeklik duygusu  uyandırır        (   D  )
    Hikayenin çekirdeğini oluşturan çatışma ve karşılaşmalar merak uyandıracak şekilde düzenlenir( D)
   Hikayenin sonu beklenmedik bir şekilde biter.     (  D  )
    Mekan ve kişi birbiriyle uyumludur, rastlantılar görülmez.  (  D  )
   Olaylar, kişi ve mekan arasındaki ilişkilerde sebep- sonu ilişkisine önem verilir.   ( D  )
   Hikayelerde sosyal çevre anlatılırken olay ve kişileri belirleyen faktörlere önem verilir. (  D  )
  Doğal çevre anlatılırken gözlemlerden yararlanılır. ( D  )
10. ETKİNLİK
* Olaylar kronolojik bir sıralamaya göre dizilmiş sebep sonuç ilişkisi içerisinde sıralanmıştır.
* metnin anlamı kendisini oluşturan parçaların ortak paydasıdır,  metin kendini oluşturan birimlerdeki anlamlara indirgenemez.
*   Bir edebi metni her okuyan kendine göre bir yorum çıkarabilir. Bu edebi eserin özellikleri arasındadır. Edebi  eserler çok anlamlıdırlar.
* Evet her okuyuşta olayın farklı bir yanını görüyoruz.
*  metinde açıkça ifade edilmemiş düşüncelerle açıkça ifade edilmiş düşünceler arasında temayı yansıtmaları açısından bir ilgi var. Aynı temayı yansıtıyorlar.( Soru tam açık değil)
* Metinde yaşanılan olay günlük hayatta karşımıza çıkabilecek bir olaydır. Bu yönüyle eser gerçekçidir.
* İnsan hayatta her zaman istediği ve özlediği bir hayatı yaşayamayabilir, Hatice Hanım’da bunu görüyoruz. Öyle zamanlar olur ki kendinizi hayatın akışına bırakmak zorunda kalırsınız.
11. etkinlik
* Mapussant tarzı hikayelerde üçüncü tekil şahıs anlatıcı kullanılır. Anlatıcı olayı adım adım takip eder. Her şeyi görür, bilir.
* Hikayede ilahi bakış açısı anlatıcı kullanılmıştır. Anlatıcı olayı baştan sona her yönüyle bilen biridir. Kahramanların kafalarının içinden geçenleri de bilir.
* Hikayenin sosyal bozulma olarak değerlendirilecek küçük bir anekdotta, yalıda çalışan ve çalışmak için alınan hizmetkarların hırsızlık yapmalarıdır. Hatice Hanım’ ın yüksek ökçeli ayakkabıları bu anekdotun hikayenin başında ortaya çıkmasını engellemiştir. Batı hayranlığının timsali olan yüksek ökçeli ayakkabılar ne zaman terk edilmiş o zaman da yalı içerisinde görülen diğer aksaklıklar Ömer Seyfettin’in üzerinde durduğu önemli temalar haline gelir.
Bu çalkantılarda zamanla etkilenen Hatice Hanım’ da artık gözünün görmediğinden vicdanım rahat düşüncesi ile eski hayatına tekrar geri döner . Hikayenin teması sosyal çarpıklıklardır.
·         Hikayede olay parçaları, mekan ve kişiler bir bütün oluşturarak temanın somutlaşmasını sağlamışlardır.
·         Tema yazıldığı dönemle ilişkilidir. O dönemde bozulan  toplumsal yapıyı ortaya koyar.
·         Evet olayın zamanı açıkça olmasa da  belirlenebilir. “On üç yaşında evlenmiş, eşi öleli on yıl olmuş. Dokuz yıldrır hizmet eden sadık hizmetçiler”” ifadeleri zamanı gösteriyor.
b.
c……..
ç..Bizim yazdığımız hikayeyle Ömer Seyfettin’in yazdığı hikaye açıklık, akıcık , duruluk yönünden aynı olamaz.
12. etkinlik
a. “GENÇ KALEMLER” ve “YENİ LİSAN” Milli Edebiyat akımını asıl başlatanlar, Selanik’te çı­kardıkları Genç Kalemler dergisiyle Ömer Seyfettin, Ali Canip Yöntem ve Ziya Gökalp’tir. 1911 de yayımlanan Genç Kalemler’in ilk sayısında yer alan ve Ömer Seyfettin tarafından yazıldığı düşünülen “Yeni Lisan” başlıklı makale bu edebiyatın bildirgesi gibidir. Yeni Li­san makalesinde milli bir dil ve edebiyattan söz edil­mektedir. Milli Edebiyat hareketi öncelikle bir dil hare­keti olarak ele alınmıştır. Dergi yazarları ilk olarak dilin millileştirilmesiyle işe başlarlar. Sade Türkçenin bir dava olarak ele alınması ilk kez bu dergide ortaya konmuştur. “Milli Edebiyat” terimi de yine ilk defa bu dergide kullanılmıştır.
Genç Kalemler, daha önce Manastır’da Hüsn ve Şiir adıyla 1909 yılında 8 sayı çıkan bir derginin devamı ve 2. cildi olarak çıkmaya başlamıştır. Genç Kalemler der­gisi, ilk sayısından son sayısına kadar başmakalelerini temel hedefi “yazı dilini konuşma diline yaklaştırmak” ve böylece “yazı dili ve konuşma dili ikiliğini ortadan kaldırmak” olan “Yeni Lisan” meselesine ayırdığı gibi, diğer sütunlarını da bu konu etrafındaki tartışmalara ayırmış, meseleyi tam bir ciddiyet ve ısrarla yürütmeye çalışmıştır.
Genel amaçları şöyledir:
• Dil sade olmalıdır.
• Ulusal kaynaklara ve yurt sorunlarına eğilmek ge­reklidir.
• Şiirde yalnız hece ölçüsü kullanılmalıdır.
Edebiyat dilinin o zamana kadar tamamen Arapça ve Farsçanın hâkimiyeti altında “yapma bir dil” olduğu inancında olan Genç Kalemler sanatçıları, Edebiyat-ı Cedide ve Fecr-i Ati üyelerini “dillerinin yabancılığından dolayı” şiddetle eleştirmişler ve daha geniş halk kitlelerine seslenmek imkânını sağlayacağı ve böylece medeni kalkınmaya da yardım edeceği için sadece edebi değil, aynı zamanda sosyal bir dava saydıkları “Yeni Lisan” davasının gerçekleştirilmesi için birtakım ilkeler belirlemişlerdir.
Bu ilkeler, aynı zamanda Milli Edebiyat’ın dil anlayışı olarak kabul edilmiştir.
b. Ömer Seyfettin Batılaşmanın yanlış değerlendirilmesi sonucu toplumda meydana gelen kültürel ve ahlaki bozulmayı ve bunun yanlışlığını ortaya koymaya çalışmıştır. Bu yüzden daha çok ahlaki ve milli değerlerimizi ön plana çıkaran eserler vermiştir.
İlgili Terimler :
Yazar Hakkında
admin

Yazar : admin

Yazar Hakkında :

Yazarın Tüm Yazıları İçin Tıklayınız

Yorumlar
İsminiz
E-Posta Adresiniz
Yorumunuz

This blog is kept spam free by WP-SpamFree.

Yorum onaylama sistemi etkin; yorumunuzun yayınlanması biraz zaman alabilir.