SOHBET (SÖYLEŞİ)

26.10.2012 tarihinde 11. Sınıf Dil ve Anlatım Konu Anlatımı kategorisine eklenmiş, Kişi Okumuş ve 0 Yorum Yapılmış.

            Bir yazarın, kişisel görüş ve düşüncelerini fazla derinleştirmeden, okuyucusuyla konuşuyormuş gibi içten bir hava içinde yazdığı yazılara sohbet denir.
            İnsanlar karşılıklı konuşmayı sevdiklerinden, söyleşi türündeki yazıları okumayı severler. İyi bildiği ve herkesin ilgilendiği bir konuda çoğu kişi söyleşi yazabilir. Bunun için bir konuda, ne söyleyeceğini bilmenin yanı sıra, nasıl söyleyeceğini bilmek gerekir. Söylenecekler, küçük şakalarla daha çekici duruma getirilebilir. İyi bir dinleyici olmak, iyi bir söyleşi yazmak için önemlidir. Usta bir söyleşi yazarı çok ağır konuları bile herkesin okuyup anlayabileceği bir duruma getirir. Sohbetlerde yalın, içten, samimi ve senlibenli bir dil kullanmak esastır. 
           
SOHBETİN (SÖYLEŞİNİN) ÖZELLİKLERİ
            1.Herkesi ilgilendiren konular seçilir.
            2. Düşünsel plânla yazılır.
            3. Cümleler çoğu zaman konuşmadaki gibi devriktir.
            4. Yazar, sorulu-cevaplı cümlelerle konuşuyormuş hissi verir.
            5. İçtenlik, samimilik, doğallık sohbetin özelliklerindendir.
            6. Yazar anlattıklarının doğruluğuna, okuyucusu ile olan bağına güvenmeli, anlattıklarını günlük konuşma havasıyla, fakat mantık çerçevesinden ayrılmadan anlatabilmelidir.
            7. Kolay okunabilir bir üslup yakalayabilmelidir.
           8. Amaç, okuyucuyu konu üzerinde düşünmeye davet etmektir.
           9. Yazar sohbet türünde genellikle kişisel düşüncelerini anlatır, bu yüzden de sohbet türünde öznel bir anlatım kullanılır.
            MAKALE İLE SOHBETİN FARKLARI
            1.  Sohbet, makaleden üslûp yönüyle ayrılır. Çoğunlukla, günlük konuların işlendiği sohbet yazılarında senli benli bir anlatım yolu seçilir, hatıralardan, halk fıkralarından, nüktelerden, özlü sözlerden yararlanılır.
            2.  Makaleye benzer bir yazı türüdür. Konusu daha çok genel ya da günlük sanat olaylarıdır; fakat konu, tez ve savunma amacı güdülmeden ve karşılıklı konuşma havası içinde, sıcak bir dille yazılır.
            SOHBET TÜRÜNÜN TÜRK EDEBİYATI’NDAKİ ÖNEMLİ TEMSİLCİLERİ:
            Ahmet Rasim – Ramazan Sohbetleri,
            Suut Kemal Yetkin – Edebiyat Söyleşileri,
            Şevket Rado – Eşref Saati,
            Melih Cevdet Anday – Dilimiz Üzerine Söyleşiler,
            Nurullah Ataç – Karalama Defteri. 
            Cenap Şahabettin,
            Refik Halit Karay,
            Hasan Ali Yücel,
            Attila İlhan                                                                     
                
               

SOHBET ÖRNEĞİHer doğruyu söylemeye gelmezmiş, birtakım doğruları yaymamak, çokluktan, kamudan gizlemek gerekmiş… Peki, ama bir doğruyu söylememek, gizlemek, yayılmasını önlemeye ça­lışmak o doğrunun yerinde duran yalanı sürdürmek demektir. Yalanın yalan olduğunu bilerek gene sürmesine göz yummaya hakkınız var mıdır? Bazı yalanlar kutsalmış onlara dokunmaya gelmezmiş… Bir şeyin yalan olduğunu anladık mı kutsallığına artık inanmıyoruz demektir; bu­nun için “kutsal yalan” sözü bir şeyin hem köşeli hem de yuvarlak hem katı hem de biçimsiz olduğunu söylemek gibi bir saçmadır. Ama duygularını birer düşünce saymaktan çekinmeyen­ler böyle saçmalarla kolayca bağdaşabiliyor.

Birtakım doğruların gizlenmesi gerektiğini ileri sürmek eski kibarlık, asillik düşüncesinin bir kalıntısıdır. Bir yanda büyükler, kibarlar, damarlarında mavi kan akanlar var, onlar doğru­ları bilebilirler, onların bilmesinden bir kötülük gelmez; ama küçüklere, kibar olmayanlara, kö­lelere sakın açmayın! Öyledir kişioğlu: kendisi için ille birtakım ayrıcalıklar ister. Eski acunun kibarlığı aristokratlığı yıkıldı ama onun yerine aydınlar türedi…

Bir kişi olarak ilk ödevimiz, yalan olduğunu anladığımız düşüncelerden benzerlerimizi, yani bütün kişileri kurtarmaya çalışmaktır. “Ben bunun yalan olduğunu biliyorum, ben buna inanmıyorum, ama kamunun bu bağlar altında kalması, onun anlamaması daha iyi olur.” diyen kimse öğrendiği, anladığı doğrulara layık olmayan kimsedir. İnandığı bir şeyler yoktur onun; bir şeyin ne doğru olduğunu düşünür, ne de yalan olduğunu… Ancak kendini düşünür, kendini büyük görmek için bir yol arar.

Her doğru söylenebilir, her doğru söylenmelidir, yoksa çevremizi aldatıyoruz, çevremize yalanı yayıyoruz demektir.

Nurullah ATAÇ (Karalama Defteri)

                                     

Please follow and like us:
Yazar Hakkında

Yazar : admin

Yazar Hakkında :

Yazarın Tüm Yazıları İçin Tıklayınız

Yorumlar
İsminiz
E-Posta Adresiniz
Yorumunuz

This blog is kept spam free by WP-SpamFree.

Yorum onaylama sistemi etkin; yorumunuzun yayınlanması biraz zaman alabilir.

  • Meta

  • Enjoy this blog? Please spread the word :)