Günlük Türü Hakkında Bilgi

17.10.2012 tarihinde 11. Sınıf Dil ve Anlatım Konu Anlatımı kategorisine eklenmiş, Kişi Okumuş ve 0 Yorum Yapılmış.

Öğretmeye bağlı, gerçekçi anlatım türlerinden biri olan günlükler, bir kişinin önemli ve kayda değer bulduğu olayları, gözlem, izlenim duygu düşünce ve hayallerini günü gününe tarih belirterek anlattığı yazdığı yazı türüdür. Latincedeki “dies” (gün) sözcüğünden “diarium” (günlük) sözünden gelir.

Edebiyat ve sanat dünyasından tanınmış kişilerin kaleminden günü gününe yazılan günlükler, tüm gerçekliğiyle yaşamı yansıtan birer ayna olarak karşımıza çıkmaktadırlar. Günlükler, yazarlarının iç dünyasını kurgusuz bir biçimde sergileyerek günlüğün sahibine ilişkin ayrıntılı bilgilere birinci elden ulaşmamızı sağladıkları gibi, yazıldıkları dönemin önemli olaylarına ilişkin tarihsel belgeler olarak da önem kazanırlar.

Örneğin 1409 – 1431 yılları arasında Fransız bir papanın tutuğu “Parisli Bir Burjuvanın Günlüğü”, VI. ve VII. Charles dönemlerini araştıran tarihçiler için önemli bir kaynaktır. İngiliz günlük yazarı John Evelyn’in “Diary” (Günlük) adlı günlüğü, 17. yüzyıl İngilteresi’nin toplumsal ve kültürel yapısına ışık tutar.
Günlüğün Özellikleri
* Yaşan olayların, izlenimlerin günün gününe yazılması ile oluşurlar.
* Birinci kişi ağzından yazılmış kısa ve özlü yazılardır.
* İnandırıcı, içten ve samimidirler.
* Konuşma diline yakın bir dil kullanılır.
* Yazarın kişiliğini, görüşlerini ve ruhsal yapısını yansıtırlar.
* Gerçekler, yaşanılanlar değiştirilmeden, çarpıtılmadn yazılır.
* Tarih, biyografi anı, vb. için birer belge değeri taşırlar.
Günlük Çeşitleri
1 – İçe Dönük Günlükler (Özel Ruhbilimsel Günlük)
Yazarın bir bakıma kendi kendi ile konuşmasıdır içinde bulunduğu doğal ve toplumsal çevreden, yazgısından yakınır. Bu metinlerde yazarın yaşadığı duygusal coşkunluğu bulabileceğimiz gibi, çeşitli kavramlar hakkındaki düşüncelerin, yazarın bilincindeki açılımlarını da bulabiliriz. Stendhal’ın günlüğü, Rus yazar Alexander Sergeyeviç Puşkin’in “Gizli Günce”si bu metinlere örnek gösterilebilecek niteliktedir. Fransız yazarı Andre Gide ve bizde Nudullah Ataç bu türün başta gelen ustalarındandır.
2 – Dışa Dönük Günlükler
Bu tip günlüklerde yazarlar, alaycı bir tavırla dönemin olaylarını, siyaset, sanat ve edebiyat adamlarını ya da gündelik sıkıntılarını öykü tekniği kullanılarak anlatmaktadırlar. Bu tür günlüklerde yazar kendi zaman dilimi içindeki tutum ve davranışlardan, düşünsel akımlardan ve haber kaynaklarından bahseder.
Yaşadığı hayat kesitlerini, çeşitli konulardaki izlenimlerini öykü tekniği ve zengin betimlemeler aracılığıyla günlüğüne yansıtan ünlü öykücümüz Tomris Uyar’ın günlükleri de dışa dönük niteliğe sahiptir.
Bu türler dışında bir de sanat esarlerinin oluşumu ve gelişimi ile ilgili günlükler vardır. Yazar eserinin gelişme evrelerini günü gününe anlatırken çektiği sıkıntıları, kaygıları ve çalışma yöntemini de bize göstermiş olur. A. Gide’nin “Kalpazanlar”, Thomas Man’ın “Doktor Faustas” bu tür günlüklerin başarılı örnekleridir.
Günlüğün Tarihçesi
Günlük isimli yazın türünün tarihsel gelişimini ve geçirdiği evreleri incelemek istediğimizde bu yazın türü için iki ayrı dönem olduğunu fark ederiz. Bu dönemlerden ilki günlüklerin edebi bir nitelik kazanmasından önceki dönemdir. Tarihte ilk defa Romalılar günlük kullanmıştır. Edebi içerikten yoksun, bir takım kamu kuruluşlarında yapılan işlemlerin unutulmaması amacıyla tutulan ve “commentarii” adıyla anılan bu ilk günlükler, duygusallıktan uzak notların kabaca birleşiminden oluşmaktadır. Tarihte, bu çeşit günlüklerin savaşlar ve askeri hareketleri not etmek amacıyla kullanıldığı da görülmüştür. Edebiyat değeri taşımayan bu günlükler şüphesiz tarihçiler için önemli kanıtlardır.
Osmanlı Teşrifatçılarından Ahmet Ağa, Kara Mustafa Paşa’nın İkinci Viyana kuşatmasını günü gününe kaydettiği “Vakay-ı Beç” adlı eseri (aslı Viyana Milli kütüphanesinde olup “Viyana Önlerinde Kara Mustafa Paşa” ve “Viyana Kuşatması Günlüğü” olarak Türkçeye çevrilmiştir), Yavuz Sultan Selim’in Çaldıran ve Mısır seferini anlatan “Haydar Çelebi Ruznamesi” bu dönem ve olaylara ışık tutmuştur .
Günlükler edebi değer kazanmaya ancak Rönesans sonlarına doğru başlamıştır. 1768 – 1840 yılları arasında İngiltere Kraliçesinin nedimesi ve roman yazarı olan Fanny Burney, saray dedikodularına ve pek çok olaya kendi duygusal izlenimlerini ekleyerek yazdığı günlükle İngiliz edebiyatında önemli bir yere sahip olmuştur.
19. yüzyılın ortalarına doğru, romantizm akımının en yoğun dönemini yaşamasıyla birlikte günlükler, edebi değeri ve içeriği bakımından çoğalmaya, yaygınlaşmaya ve yazarlarının iç dünyasını yoğun duygularla yansıtmaya başlamıştır.
Türk edebiyat tarihi düşünüldüğünde, Divan edebiyatı döneminde tutulan “Ruzname” isimli savaş notları ile Evliya Çelibi’nin “Seyahatname”si tam bir günlük niteliği taşımasa da içerdikleri bazı bölümlerle bu yazın türüne yakınsamakta ve tarihimizdeki ilk günlük örneklerini oluşturmaktadır. Asıl olarak günlüklerin, batı edebiyatındaki biçim ve içeriğiyle Türk edebiyatında yer alması Tanzimat dönemine denk gelmiştir. Direktör Ali Bey’in “Seyahat Jurnali”(1897) adlı gezi kitabı batıdaki anlamıyla Türk edebiyatında görülen ilk günlüktür. Bunu şair Nigâr Hanım ın “ Hayatımın Hikayesi” adlı eseri izler.
“Günlükler”, 1950 yılında Nurullah Ataç’ın bir gazetede günlük yazıları yazmasından ve yoğun ilgi çekmesinden sonra önem kazanmaya başlamıştır.Nurullah Ataç bu yazılarına başlık olarak “Günlük” yerine “Günce” deyişini kullanarak bu deyişi yazın hayatımıza kazandırmıştır. Nurullah Ataç’ın günceleri içe ve dışa dönük içeriğin uyumlu bir sentezi olarak edebiyat dünyasına bu türdeki en bilinen eser olarak geçmiştir.
Türk edebiyatındaki en seçkin günlüklerin başında Oğuz Atay’ın günlüğü ile Cemal Süreya’nın “Günler” adlı eseri gelmektedir.
Bunlar dışında edebiyatımızda kitap olarak basılan en önemli günlükler ve yazarları şunlardır:
* Nurullah Ataç: Günce, Uçuş Günlüğü, Gazi Günlüğü, Avusturya Günlüğü
* Salah Birsel: Günlük, Kuşları Örtünmek, Nezleli Karga, Bay sessizlik, Aynalar Günlüğü
* Oktay Akbal: Yeryüzü Korkusu, Geçmişin Kuşları, Anılarda Görmek
* Refik Ahmet Altınay: Kafkas Yollarında
* Falh Rıfkı Atay: Yolculuk Defteri
* Tomris Uyar: Gündökümü, Sesler, Yüzler, Sokaklar, Günlerin Tortusu

GÜNLÜK ÖRNEKLERİ

NECİP FAZIL’DAN Günlük örneği

Cuma, 9 Ocak

Bugün hava yağmurlu ve puslu… Saat 2’ye 5 var… Bu âna kadar defterimi açamadım. Halim bir tuhaf…

Bugün anladım ki, beni delikten çağırdıkları, meydancı gelip “Bir isteğin var mı?” diye sorduğu, berberin tıraşa geldiği, hasılı insanlarla temas ettiğim an, üstüme acayip bir uyuşukluk, sinsi bir donukluk, anlatılmaz bir garipseme hissi çöküyor. Hayret! Bir aylık yalnızlığın tesirine bakın! Hayırdır inşallah; nereye gidiyorum?

Perşembe, 15 Ocak

Şiir kitabımı bitirdim; ve güya rahat bir nefes aldım. Hava suratlı…

Saat üç buçuk… Gaz sobam trampet çalıyor. Yevmiyemin 40’ıncı gününe rastlayacak olan 20 Ocak Salı gününün iple çekiyorum.

Cuma, 16 Ocak

Allah… Başka tek kelime söyleyemeyecek haldeyim.

(Kırk Günlük Hapishane Yevmiyesi-Cinnet Mustatili)
Sayı: 19
Bölüm: Kapak

CEMAL SÜREYA’DAN Günlük Örneği

543. Gün

Milliyet Sanat’a uğradım. Fethi Naci Eleştiri Günlüğü’nü yollamış.

TV’de, sekiz otuz haberlerinde, birden, Edip Cansever’in ölüm haberi verildi. Bu haber inanılmaz ölçüde sarstı beni. Rastlanmadık bir biçimde ve yüksek sesle ağlamaya başladım. Oğlum fazla kaygılanmış, gelip avutucu şeyler söyledi. Turgut’ta bunca sarsılmamıştım. Üst üste gelişte bir şey var belki. Otuz yıllık arkadaşımdı. Yalnız sanat serüvenimizi değil, haya serüvenimiz de iç içe durumlar yaşamıştır.

544. Gün

Sabah altıda evden çıktım. Bomboş sokakları dolaştım durdum. Başımda bir uğultu. Tuhaf da bir heyecan. Rıhtımda yürüdüm. 1 Haziran 1986”

(Günler)


GÜNLÜK ÖRNEĞİ -1 

19 Mayıs 2010

“Dün akşam gün batımı, hiç görmediğim bir güzellikteydi. Pembe, turuncu bir buğu vardı gökte.

Hele martıların geçtiği Marmara Denizi üzerinde gök öyle bir

göründü ki Fatih Köprüsü’nde ürperdim. Otobüste baktım, kimse ama hiç kimse görmüyor bu güzelliği.

Farkında olan, kendinden geçen, tedirgin olan bir yüz yok…Ama, diye düşündüm, güzelliği bulmak için

yolculuğa kalkar, uzaklara giderler. Güzelliği bile

satın almaya alışmışlar;parasız oldu mu görmüyorlar.”

Ahmet ŞAHİN

 

Please follow and like us:
Yazar Hakkında

Yazar : admin

Yazar Hakkında :

Yazarın Tüm Yazıları İçin Tıklayınız

Yorumlar
İsminiz
E-Posta Adresiniz
Yorumunuz

This blog is kept spam free by WP-SpamFree.

Yorum onaylama sistemi etkin; yorumunuzun yayınlanması biraz zaman alabilir.

  • Meta

  • Enjoy this blog? Please spread the word :)