PİYES – SEYİT ONBAŞI (1)

05.03.2012 tarihinde TİYATRO METİNLERİ kategorisine eklenmiş, Kişi Okumuş ve 0 Yorum Yapılmış.

SEYİT ONBAŞI (1) (PİYES)
OYNAYANLAR
Anlatıcı
Niğdeli Ali
Koca Seyit
Cevat Paşa
Emir Subayı
Fotoğrafçı
(Dekor yoktur. Çanakkale Boğazı’ndaki düşman gemilerini gösteren büyütülmüş bir fotoğraf ya da resimlenmiş bir pano önünde oynanabilir.)
KOCA SEYİT ONBAŞI
(Perde açıldığında ya da sahne aydınlandığında asıl gövdesi kuliste olduğu varsayılan bir topun namlusu görülür. Topun önünde topa mermi koymak için tırmanılması gereken iki üç basamaklı bir merdiven de vardır. Aşınmış bir tahta yükselti de denilebilir buna. Sahnede sessizlik egemendir.)
ANLATICI – Az önce burada büyük bir patlama oldu. (Eliyle göstererek) Şuraya bir yere bir bomba düştü. 1915 yılının mart ayındayız. Çanakkale Boğazı’ndaki düşman gemileri Türkiye topraklarını, kıyıda yerleşmiş Türk askerlerini top ateşine tutuyor. işte o top mermilerinden biri de bu yakınlara düştü. On iki askerimiz şehit oldu. Yirmi dört askerimiz de yaralı. Tam şurada patlamayla toprak altında kalan iki yakın arkadaş Niğdeli Ali ile Koca Seyit var. Şimdi onları izleyelim. (Kenara çekilir.)

NİĞDELİ ALİ – (Yerden kalkmaya çalışır. Üstünde kalın kaputu vardır. Doğrulur. Ayağa kalkar. Sağını solunu yoklar, yaralı olup olmadığına bakar. Yerde onu aramaya koyulur. Korku içindedir.) Seyit… Heey Koca Seyit. Nerdesin? Seeyit… (Arkalardan bir inilti gelir.) Kardeş (bilgi yelpazesi.net) neredesin… (Arkaya koşar, telaş içinde yerdeki yıkıntıların içinden arkadaşını bulmaya çalışır. Seyirciye arkası dönüktür. Toprak içinden arkadaşını çıkarır gibi yapar.) Yaralı mısın kardeş? (İniltiler içinde doğrulmaya çalışır Koca Seyit.) Yaşıyorsun çok şükür. Kalk hadi kardeş. Dayan bana… Bir yerin acıyor mu?
KOCA SEYİT – (Zorlukla kalkarak) Yok Ali, acımıyor. Acımıyor da öldüm sandım. Ölmedim değil mi?
NİĞDELİ ALİ – Yok ölmedin Koca Seyit. Toprağa gömülüp kalmışsın. Ben de öyle. Cephanelik tümden yok olmuş.
KOCA SEYİT- (Kalkar iyice. Üstünü başını silkeler. Kendine çeki düzen vermeye çalışır. Ne yapsak Niğdeli Ali? (Topun yanına gider. Heyecan içinde) Ali gel hele. Benim topa bak. Sapasağlam duruyor. Hey aslanım top. Biz bu topla ateş edebiliriz Ali.
NİĞDELİ ALİ – Edemeyiz kardeş, baksana topun vinci kırılmış.
KOCA SEYİT – (Sevinç içinde) Mermisi de burada duruyor işte. Kundakta çocuk gibi. Yirmi sekizlik mermi… Yaşasın.
NİĞDELİ ALİ – İyi de Seyit kardeş o mermi. Kundakta çocuk değil. Vinç olmadan onu kıpırdatamayız bile.
KOCA SEYİT – Vinç gerekmez Ali. Sırtıma koyabilirsem. Gerisi kolay. (Çömelir.) Hadi kardeş, yardım et de şunu sırtıma yerleştirelim.
NİĞDELİ ALİ – Olacak iş değil Seyit.
KOCA SEYİT – Dediğimi yap Ali… Döndür şöyle mermiyi sırtıma.
NİĞDELİ ALİ – (Zorlukla mermiyi Seyit’in sırtına doğru döndürür. Bu bile çok zor gerçekleştirilir.) Ayağa kalkabilecek misin kardeş? {Mermiyi tutmaya çalışmaktadır.)
KOCA SEYİT – Kalkarım Ali… Ha gayret Koca Seyit… Kalktım işte. (Bacaklarının üstünde zorlukla durur. İki yana salınır. Düşmemek için büyük çaba harcar. Merdivene yaklaşır.) Hepsi topu topu altı basamak. Dayan Koca Seyit. (Zorlukla bir basamak çıkar.)
NİĞDELİ ALİ – Ha gayret Koca Seyit. Kaldı beş basamak. (Koca Seyit bir basamak daha çıkar.) Yaşa Koca Seyit, yaşa… Kaldı dört… Üç… İki… Bir… Basardın kardeş. Yaman delikanlıymışsın.
KOCA SEYİT – (Soluk soluğadır. Şimdi şöyle çevirelim namluyu… Ağzı düşmandan yana olmalı ki… (Namlu seyircilere doğru çevrilir.) Şimdi de bir iyice nişan almalı. Oldu. Ateş… (İki arkadaş da geriye çekilerek kulaklarını kaparlar. Çok da güçlü olmayan top ateşi sesi duyulur. Sonra da Koca Seyitle Niğdeli Ali’nin sevinçli haykırmaları.)
NİĞDELİ ALİ – (Sevinç içinde haykırarak) Tam isabet… Koca Seyit vurdun düşman gemisini. Bak… Koca gemi yan yatıyor. Yangın çıktı gemide… Dumanlara bak…
ANLATICI – (Öne çıkar. Olanaklar elveriyorsa ışık Anlatıcıya yoğunlaşır. Koca Seyit ve Niğdeli Ali kulisten uzaklaşırlar.) İzlediğiniz olay inanılmaz ama gerçek. Top mermisinin ağırlığı tam tamına 215 okka. Yani 276 kilo. Bunu yapan genç erimiz Koca Seyit, dört büyük insan ağırlığındaki mermiyi sırtlayıp topa yerleştirebildi, koca Seyit, Balıkesir İlinin Edremit İlçesine bağlı Havran Bucağında doğmuştu. Yoksul bir aileden geliyordu. İri yarı güçlü kuvvetli olduğu için ona herkes Koca Seyit derdi. Koca Seyit’in gençliği hep savaşlarda geçti. 1912 Balkan Savaşında, 1915 de Birinci Dünya Savaşı’nda da Çanakkale’de savaştı. Koca Seyit, o gün tek başına kaldırıp ateşlediği mermiyle İngilizlerin Ocean (Oşın) adlı savaş gemisini batırmıştı. Bu inanılmaz bir olaydı. O sırada Çanakkale’deki birliğin komutanı Cevat Paşa Koca Seyit’in bataryasına gelip olan biteni yerinde görmek istedi. İşte Cevat Paşa…
CEVAP PAŞA – (O devrin üniformasıyla arkasında emir subayı daha arkada da fotoğrafçı olduğu halde gelir. Niğdeli Ali ve Koca Seyit selama dururlar. Cevat Paşa da onları selamlar.) Merhaba asker.
KOCA SEYİT – NİĞDELİ ALİ – (İkisi birden) Sağol komutanım.
CEVAT PAŞA- (Koca Seyit’e yaklaşır.) Koca Seyit sen misin? KOCA SEYİT – Benim komutanım.   .
CEVAT PAŞA – (Elini uzatır sıkmak için. Koca Seyit etini öper Cevat Paşa’nın) Seni kutlarım Koca Seyit. (Emir subayının uzattığı V biçimindeki kırmızı şeritleri Seyit’in iki koluna da takar. Gösterdiğin kahramanlık nedeniyle seni onbaşılığa terfi ettirdik. Hayırlı olsun.
KOCA SEYİT – Sağol komutanım.
CEVAT PAŞA – Bundan böyle Seyit Onbaşısın. Seyit Onbaşı, yanımda fotoğrafçı da getirdim. Mermiyi sırtında taşırken bir fotoğrafını çekecek. Bu fotoğraf da tarihe tanıklık edecek. Mermi şurada… Hadi Seyit Onbaşı. Arkadaşın da sana yardım etsin.
KOCA SEYİT- Baş üstüne komutanım.
(Koca Seyit Niğdeli Ali’nin de yardımıyla mermiyi sırtlanır. Ayağa kalkmaya çalışır başaramaz. Bir daha dener, beceremez. Ali yardım eder, ayağa kalkması için. Seyit yine yapamaz. Uğraşır. Ter içinde kalır, soluk soluğa çabalar.) Kaldıramıyorum Paşam. Bağışlayın. O gün savaşın öfkesi hırsı içinde yaptım besbelli.
CEVAT PAŞA – {Bir süre gülerek bakar.) Üzülme Seyit Onbaşı. O merminin aynını tahtadan yaptırıp resmini öyle çekeriz.
ANLATICI – İşte böyle arkadaşlar. Ders kitaplarında da gördüğünüz resim Seyit Onbaşı’nın gerçek mermiye benzeyen tahtayı kaldırırken çekilmiş fotoğrafıdır. Sahici (bilgi yelpazesi.net) mermi değildir. Zaferden sonra Seyit Onbaşı yine yoksul bir köylü olarak yaşadı. Odunculuk yaptı. 1939 yılının aralık ayında soğukta çalışıp terleyen sonra da üşüten Seyit Onbaşı zatürreden öldü. Öldüğünde elli yaşındaydı. Ölümünden yirmi sekiz yıl sonra 1967’de Seyit Onbaşı’nın doğduğu Havran ilçesine Koca Seyit İlkokulu açıldı. Törende Kurtuluş Savaşı kahramanlarından biri olan Seyit Onbaşı saygıyla sevgiyle anıldı. İşte bugün biz de onu andık. Yurdumuzun kurtarılmasında kahramanlıklar göstermiş pek çok insanımızı anmak bize düşen bir borçtur. Unutmayalım ki Seyit Onbaşı gibi insanlarımızı anmak, tarihimizi ve onları yaşatmaktır.
                              SEYİT ONBAŞI (2)
(Kişiler kahvede oturmuş, kendi aralarında konuşmaktadır. )
KİRLİ: Yani… ille tutturdun şu piyeste rol alalım diye… bu piyes bizi bozmasın Cengiiz…
CENGİZ: Ulan Kirli, hayırlı bir iş için görev aldık işte Allah Allaaah… Hem böyle işlerde gönüllü olmak gerek…
KİRLİ: Misal…
CENGİZ: Misal Genç Osman…Haa haa haa…
KİRLİ: Üff  kaşın gözün oynamasın Cengiz…
(O sırada Herodot Cevdet uzaktan görünür.)
KİRLİ: Oyy oyy ooyyy.. Alemin Kıralı geliyor açılıınn…
H.CEVDET: Kaave milletinin insanlarııı…Selamün alleyküüüm.
(Hep bir ağızdan) –Aleyküm selaaam , derler
H.CEVDET: Ulan Taarruz Keçisi; ne dikilyorsun orda onbaşı gibi? Doldursana çayları; milleti şöyle bir çayla bakalım.
ÇAYCI: Bütün bardaklar dolsuuun…
H.CEVDET: (Kendi köşesine oturduktan sonra) Hani…Onbaşı dedim de aklıma geldi.. Size Seyit Onbaşı’nın kahramanlığını anlatmış mıydım?
Hep bir ağızdan: -Haayır anlatmadın… derler
H.CEVDET: E o zaman ne duruyorsunuz? Yaklaşın yamacıma da anlatayım.
(Etrafına toplanırlar)
H.CEVDET: “Şu boğaz harbi nedir? Var mı ki dünyada eşi? En kesif orduların yükleniyor dördü beşi…Tepeden yol bularak geçmek için (bilgi yelpazesi.net) Marmara’ya; Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya…” (Ayağa kalkar ) Mehmet Akif Ersoy (dedikten sonra başıyla selam verip oturur)
H.CEVDET: Kardeşlerim! Tarih 18 Mart 1915… Çanakkale Savaşlarının ilk adımı olan bu tarihi hiç unutmam… Nasıl unutulur kardeşim? İtilaf Devletlerinin Donanma gemileri bizim en güçlü bataryalarımız olan Hamidiye, Dardanos, Baykuş, Mecidiye Bataryalarımızı hedef alır. Öyle bir bomba yağar ki Er Rayn’ı Kurtarmak filmi bizimkinin yanında ne ki…
CENGİZ: Vay beee…
H.CEVDET: Karşılıklı devam eden bombardımanlarda kan gövdeyi götürmektedir. Kafa, kol, gövde, et, tırnak, akciğer, karaciğer, on iki parmak bağırsağı, el, ayak yayılır vadilere sağnak sağnak. Ortalık ana baba günü…İşte bu hengamede, bugünkü Mecidiyeköy’de; Ali Sami Yen Stadyumunun olduğu yerin yakınında… bizim Mecidiye Bataryasından atılan 28’lik bir top mermisi düşmanın sancak gemisi olan Queen Elizabeth!e isabet eder.
KİRLİ: Oyy oyy oyy…
H.CEVDET: Sen misin ona bomba atan? Ağır yaralı gemi, Fenerbahçe’den 6 gol yiyen takımın teknik direktörü gibi sinirden adeta kudurur ve bütün namlularını Mecidiye Bataryamıza çevirir. Bütün mermilerini kusarcasına bizim bataryamıza ateşler…
KİRLİ: Şerrefsiz gemi…
H.CEVDET: Evet… Bataryamız maalesef susmuştur karrdeşim. Toz duman dağılınca tek hayatta kalan Batarya komutanı Yüzbaşı Hilmi Bey, sipere yılmış şehitlerimize bakar…Kahraman evlatlarını kaybetmenin derin hüznü içindedir.
(Herkes derin bir sessizlik içindedir. Başlarını öne eğerler. Bir müddet sessizik olur.)
H.CEVDET: Kardeşlerim! İşte o esnada bir ses:” Komutanım beni kurtarın” diye bağırır. O sese doğru giden komutan toprağı eşeler. İlk kurtarılan er, Niğdeli Ali’dir. Komutanla Niğdeli Ali, siperlerdeki şehit ve yaralıları toplarken toprak üzerinde dikili duran bir  ayağa rastlarlar.
(Herkes kafasını kaldırıp merak içinde Herodot Cevdet’e bakmaya başlarlar.)
H.CEVDET: Hemen toprağı kazıp çıkarırlar. Aman Allah’ım, bu kişi; Az sonra bu olayın kahramanı olacak olan Seyit Onbaşı’dır. Bizimkiler, o sırada bir kahramanı kurtardıklarının farkında değildirler kardeşim. Komutan, Seyit Onbaşıyı Niğdeli Ali’ye emanet ederek, yardım çağırmak için oradan ayrılır…. Kardeşlerim! Şoku atlatıp kendine gelen Seyit Onbaşı, arkadaşlarının parçalanmış cesetlerini görünce birden ayağa kalkar ve topa doğru koşar. Niğdeli Ali şaşkındır. Seyit bakar ki top sağlam ama mermiyi kaldıracak olan Vinç bozulmuş. Mermi de tabanca mermisi değil ki kardeşim. Tam 275 kilo…
CENGİZ: Yapma beee…
H.CEVDET: Evet… İşte o anda vatan, millet, Sakarya, Bayrak, sancak sevgisi ve inancın çelikleştirdiği, yerde duran 275 kiloluk mermiyi Seyit Onbaşı, Niğdeli Ali’nin yardımıyla kucaklar ve havaya kaldırır. Adeta koparma, silme ve dahi toplamda bütün rekorları kırmıştır. Bu manzarayı Halil Mutlu görse halteri bırakırdı kardeşim. 275 kiloluk mermiyi 2 metre yüksekte bulunan topun yanına merdivenlerden çıkarıp, mermiyi namluya sürer ve ateşler. BUUM! (İyice coşar) Aman Allah’ım o da ne, mermi jet gibi gidip, düşmanın Ocean adlı gemisinin bacasından girer kardeşim.
ÖLÜ ABİ: Aallaaaah…
(Herodot Cevdet dönüp Ölü Abi’yi alnından öper.)
H.CEVDET: Bu gemi, o gün batırılan 3 düşman zırhlısından biridir. Bu olay bütün savaş sahalarında yankılar uyandırmış askerlerimize büyük moral kaynağı olmuş; savaşın kazanılmasında önemli bir etken olmuştur.
KİRLİ: Oyy oyy oyy..
H.CEVDET: Kardeşlerim savaş bizim 3-0 galibiyetimizle sona erdikten sonra, Seyit Onbaşı; o mucize insan sağ salim, vazifesini yapmanın onuru ev göğsünde madalyasıyla köyüne döner. Bu olayı duyan o günün, gazetecisi, magazincisi, televolecisi yani bütün medya mensupları Seyit Onbaşı’yla görüşüp olayı öğrenmek, röportaj yapmak isterler. Eğer Günveren gazetesi o günlerde olsaydı bence kesinlikle en güzel röportajı Günveren yapardı kardeşim.
CENGİZ: Haddi bee..
H.CEVDET: Bir gazeteci derki “ Onbaşım, Şu top mermisini yine havaya kaldırıp bir poz verinde fotoğrafınızı çekip gazetemizde yayınlayalım.” derler. Ama savaşta bir çam kütüğü gibi kaldırıp namluya sürdüğü mermiyi bu sefer yerinden bile kıpırdatamaz kardeşim… Sonunda gazetecilerin ekmek parasıyla oynamamak, onları mutlu etmek için bir top mermisinin içini boşlattırıp, boş mermi kovanını havaya kaldırıp sırtlar ve o şekilde poz verir. İşte günümüzde ansiklopedilerde, gördüğünüz, Merhum Seyit Onbaşı’nın resmi o resimdir…
KASAP: Aga … Kafama bir şey takıldı…
H.CEVDET: Buyur kardeşim neymiş kafana takılan? Şapka mı? Ha ha ha…
KASAP: Aga… Savaş esnasında kaldırdığı 275 kiloluk mermiyi, daha sonra poz verirken neden kaldıramamış?
H.CEVDET: (Biraz düşünür.) Haa bak bu konu bizi aşar. Ehline müracaat etmek lazım. Toplanın millet, tekneye gidiyoruz.(Önde o, arkada diğerleri, kapıdan çıkarlar.)
SAHNE 2
(Nusrettin Bey, oturmakta; Çırak ayaktadır. Kapı açılır ve içeriye önde H.Cevdet, arkada diğerleri; içeri girerler.)
H.CEVDET: Baba, rahasız ettik kusura bakma..Kafamıza bir mesele takıldı. Biz de ehline müracaat edelim dedik ve size geldik.
NUSRETTİN BEY: Estağfurullah… Yardımcı olabileceksek.. buyurun neymiş mesele?
H.CEVDET: Hani Çanakkale Savaşında Seyit Onbaşı tek başına 275 kiloluk mermiyi kaldırıyor ya; sonra fotoğraf çektirmek için poz verirken neden kaldıramıyor?
NUSRETTİN BEY: Haa..(Biraz düşündükten sonra) Aslında bu işin ehli ben değilim, bunu Merhumun kendisine sormak lazımdı ama… Şimdi… Savaşta (bilgi yelpazesi.net) o mermiyi kendisi için kaldırmamıştı. Vatanımız için, Türk milletinin geleceğini kurtarmak için kaldırmıştı. Onun için; kaldırırken aslında yalnız değildi. Milletimizin duası, şehitlerimizin, kağnısıyla mermi taşıyan Eliflerimizin gücü onunlaydı. Bu sebeple, onların gücüyle kaldırmıştır. Ama daha sonra fotoğraf çektireceği zaman o mermiyi kendisi için kaldırmaya çalışmıştı; o fotoğrafta milletimiz, şehitlerimiz, Elifler, Mehmetler, Şahinler görünmeyecekti.  Bana göre sebep bu..
H.CEVDET: Babbaaa… Büyüksün….
(Önde H.Cevdet, arkada diğerleri çıkarlar.)
ÇIRAK: Usta… Şimdi sen gen çok derin laflar konuştun da ben bir şey anlamadım?
NUSRETTİN BEY: Sen boş ver, anlayan anladı.(Çırağa dönüp) Hadi Biz de eve gidelim. Vakit geç oldu..(Çıkarlar.)
Yazar Hakkında
admin

Yazar : admin

Yazar Hakkında :

Yazarın Tüm Yazıları İçin Tıklayınız

Yorumlar
İsminiz
E-Posta Adresiniz
Yorumunuz

This blog is kept spam free by WP-SpamFree.

Yorum onaylama sistemi etkin; yorumunuzun yayınlanması biraz zaman alabilir.