Arif Nihat Asya’nın Bayrak Şiirinin Tahlili

11.03.2012 tarihinde ŞİİR TAHLİLLERİ kategorisine eklenmiş, Kişi Okumuş ve 3 Yorum Yapılmış.

BAYRAK
Ey mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü,
Kız kardeşimin gelinliği, şehidimin son örtüsü!
Işık ışık, dalga dalga bayrağım,
Senin destanını okudum, senin destanını yazacağım.
Sana benimle bakmayanın
Mezarını kazacağım.
Seni selâmlamadan uçan kuşun
Yuvasını bozacağım.
Dalgalandığın yerde ne korku, ne keder…
Gölgende bana da, bana da yer ver!
Sabah olmasın, günler doğmasın ne çıkar,
Yurda ay yıldızın ışığı yeter!
Savaş bizi karlı dağlara götürdüğü gün,
Kızıllığında ısındık.
Dağlardan çöllere düşürdüğü gün,
Gölgene sığındık.
Ey şimdi süzgün, rüzgârlarda dalgalı,
Barışın güvercini, savaşın kartalı,
Yüksek yerlerde açan çiçeğim!
Senin altında doğdum,
Senin dibinde öleceğim.
Tarihim, şerefim, şiirim, her şeyim!
Yeryüzünde yer beğen,
Nereye dikilmek istersen
Söyle, seni oraya dikeyim!
Evet, kuşkunuz olmasın, bu şiir bir aşk şiiridir. Aşk şiirleri sadece karşı cins için yazılmaz ki… Allah aşkı; hürriyet, vatan, evlât aşkı…
Hepimiz biliriz ki klasik anlamda aşk şiirlerinde iki varlık vardır: Gül ile bülbül, yani âşık ile maşuk veya seven ve sevilen… Kısaca şairin kendisi, yani ben’i; bir de karşı cinsten biri… Yani sen…
Aşk şiirlerinde sen-ben ilişkisi şiir boyunca devam eder. Şair sürekli olarak sevgilisinden, onun güzelliklerinden söz açar. Bu arada sevdiğini yüceltirken sevdasının ne denli derin olduğundan dem vurur. Bu tür şiirlere üçüncü bir şahıs asla giremez. Sözgelimi şair “pembe panjurlu bir evden ve o evde hep birlikte yaşayacakları yeşil gözlü çocuklarından” söz etmez veya dizelerinde annesinin de o sevgilinin güzelliğine hayran kalıp babasından isteyeceği gibi komik ifadelere hiç yer vermez. Kısaca aşk şiirlerinde sadece sen ve ben vardır. Bu ikiliye zaman zaman tabiat da misafir olur. Fakat tabiat, aşk şiirlerinde duygusallığı tamamlayan ve şairin hislerini ifadeye yardımcı olan bir araç gibidir. Haşim’in dediği gibi “Sen ve ben ve maî deniz / Ve bu akşam ki lerzesiz / Sessiz…”

İşte “Bayrak” şiirine aşk şiiri dememin sebebi budur. “Sen, senin, sana” şeklindeki ikinci tekil kişi zamiri, şiirin tamamında sekiz defa kullanılmıştır. Ayrıca “istersen, destan, gölgen, süzgün, beğen” gibi sözcükler ses benzerliği yönünden “sen” zamirini çağrıştırmaktadır. Bundan başka dikkat edilirse yirmi altı dizelik bu şirin sekiz dizesine “senin, seni, sabah, savaş, senin, senin, söyle” sözcükleriyle başlıyor şair. Böylece şiire hâkim sesi belirlemiş oluyor: Sen’in s’si…
 
               
Şiire hâkim diğer sözcük de “ben”dir ve dolayısıyla hâkim ses de ben’in m’sidir. Şimdi diyeceksiniz ki eserin tamamında “benimle, bana, bana” olmak üzere üç defa kullanılan bir sözcük şiire nasıl hâkim öğe olur? Ayrıca “ben” zamirinde “m” sesi yok ki… Bu ne saçmalıktır?
Anlatayım: Türkçenin henüz kişi ve iyelik eklerinin oluşmadığı eski devirlerinde bu ekler yerine “ben, sen, biz” gibi zamirler kullanılıyordu. Mesela gelmek fiilinin şimdiki zaman kipindeki birinci ve ikinci tekil kişi çekimleri şöyleydi: Gele yorır men (geliyorum), gele yorır sen (geliyorsun)… Örneklerden anlaşıldığı gibi bayrak şiirinde kullanılan “kardeşim, şehidim, bayrağım, okudum, yazacağım, benim, kazacağım, bozacağım, çiçeğim, doğdum, öleceğim, tarihim, şerefim, şiirim, her şeyim, dikeyim” kelimelerindeki “-m, -im” biçimindeki birinci kişi iyelik ve kişi ekleri aslında “ben” zamiridir. Şiire hâkim sözcük “ben”dir ve hâkim ses de “m”dir derken bunu kastediyoruz.
Daha önce şiirin sekiz dizesinin “sen” zamiriyle başladığını söylemiştik. Şimdi de dokuz dizesinin “ben” zamiriyle, yani bu zamirin bulunduğu birinci kişi ekleriyle bittiğini söylüyoruz. İşte bu özelliklerden dolayı bu esere “bir aşk şiiri” diyoruz.
Peki, şimdi biz de oturup yüz kelimelik bir şiir yazsak ve elli defa “sen-ben” desek aşk şiiri yazmış olur muyuz? Elbette ki hayır… Yazdıklarımızda bir manzumenin şiir olmasını sağlayan sağlam bir kompozisyon; özgün bir anlatım, ilginç benzetmeler, zengin çağrışımlar; şairane hayaller ve ahenk öğeleri yoksa o eser bir kelimeler yığını olmaktan öte bir anlam ifade etmez.
Şair, aşk şiirlerinde olduğu gibi sevdiği varlığı, yani bayrağı eserin ilk dizesinden son dizesine kadar yüceltmekte ve onun güzelliğini övmektedir. Bayrak; şairin tarihidir, şerefidir, şiiridir, kısaca her şeyidir. Çünkü o, bayrağın altında doğmuştur ve yine bayrağının dibinde ölecektir.
Arif Nihat, bayrağı göklerin “kızıl ve beyaz süsü” olarak niteler. Onu; saflığın, masumiyetin ve manevî temizliğin simgesi olan beyaz renginden dolayı kız kardeşinin gelinliğine benzetir. “Şehidin son örtüsü” benzetmesi ise şairane bir buluşla hem gerçek hem de mecaz anlamda kullanılmıştır. Bilindiği gibi şehitler, cenazelerinin üzerine bayrak örtülerek defnedilir; bu, gerçek anlamdır. Mecazî olarak ise bu benzetme, bayrağımızdaki kırmızı renkten dolayı al kanlara bulanıp vatan toprağına düşerek şehit olan Mehmetçikleri hatırlatır.
Şiirdeki harika benzetmelerden biri de bayrağın “yüksek yerlerde açan bir çiçek” olarak vasıflandırılmasıdır. Bu söz grubu da hem gerçek hem de mecaz anlamlıdır. Gerçek anlamlıdır çünkü bayrağımızın hep gönderde dalgalanmasını arzularız ve onu mümkün olduğu kadar yüksek yerlere dikmek isteriz. Mecaz anlamlıdır; çünkü o, hürriyetimizin ve bağımsızlığımızın sembolüdür; bu nedenle kutsal bildiğimiz değerlerimizin başında gelir. Ayrıca o bizim gözümüzde hiç kimsenin koparamayacağı yüksek yerlerde açan bir çiçek kadar güzeldir.
Şiirdeki diğer güzel benzetmeler ise bayrağın “barışın güvercinine” ve “savaşın kartalına” benzetilmesidir. Bu iki benzetme milletimizin iki karakter özelliğini çok başarılı şekilde ortaya koymaktadır. Gerçekten de biz barış zamanlarında asla saldırgan olmayan, diğer milletlerin haklarına ve inançlarına saygı gösteren bir milletiz. Fakat bu özelliğimiz pısırık ve korkak olduğumuz anlamına gelmez. Çünkü savaş zamanlarında bir kartal gibi güçlü, hızlı, cesur, yırtıcı ve mücadeleci bir tutum sergilemişizdir. Akif’in dediği gibi: “Yumuşak başlı isem, kim dedi uysal koyunum / Kesilir, belki, fakat çekmeye gelmez boyunum”
Please follow and like us:
Yazar Hakkında

Yazar : admin

Yazar Hakkında :

Yazarın Tüm Yazıları İçin Tıklayınız

Yorumlar
İsminiz
E-Posta Adresiniz
Yorumunuz

This blog is kept spam free by WP-SpamFree.

Yorum onaylama sistemi etkin; yorumunuzun yayınlanması biraz zaman alabilir.

Gürhan
09 Mart 2012 - 01:37

Şiir tahlilin için teşekkürler… Umarım bütün şiir okuyucuları en az sizler kadar şiiri anlamaya çalışıyor, ona hakettiği değeri veriyor ve şiirdeki sanatlardan zevk alıyordur…

Edebiyat ve Şiir
11 Mart 2012 - 23:01

Yorumunuz için teşekkür ederim.Şiir hiç ölmedi, ölmeyecek. İnsan ruhu aç, bu açlığı doyuran unsurlardan biri de şiir. O ruhumuzun gıdası,içimizde saklayıp da ifade edemediğimiz düşüncelerimizin tercümanı.

Anonymous
23 Aralık 2012 - 14:08

şiir tahlili için teşekkürler birde şiirin yapısı, ölçüsü, şiirin diliyle ilgili flanda bilgi verseydiniz iyi olurdu

  • Meta

  • Enjoy this blog? Please spread the word :)